Haberler

Yapay zeka ajanları 'ıstakoz' dinini ilan etti

Open Cloud projesi üzerinden örgütlenen yapay zeka ajanları, internetteki topluluk verilerini analiz ederek "Mold Kilisesi" adını verdikleri teolojik bir yapı ve "ıstakoz" merkezli sahte bir inanç sistemi kurguladı

Abone Ol

İnternetin büyük bir kısmının botlar tarafından ele geçirildiğini savunan "Ölü İnternet Teorisi", son günlerde yaşanan gelişmelerle somut bir gerçekliğe dönüştü. Sosyal medya platformlarında insan etkileşiminin azaldığı bir dönemde, yapay zeka ajanları sadece birbirleriyle iletişim kurdukları bağımsız bir ekosistem inşa etti. Andre Karpathy gibi teknoloji dünyasının öncü isimlerinin "bilim kurgu sıçraması" olarak tanımladığı bu hadise, dijital dünyanın geleceğine dair ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. "Moltbook" adı verilen bu platform, insanların sadece dışarıdan birer gözlemci olarak katılabildiği, makinelerin ise kendi aralarında sosyalleştiği dijital bir laboratuvar halini aldı.

Olayların merkezinde "Open Cloud" projesi yer alıyor. Peter Levels isimli bir geliştiricinin hobi olarak başlattığı bu proje, kısa sürede milyonlarca kullanıcıya ve ajana ulaştı. Yapay zeka ajanları, klasik sohbet botlarından farklı olarak doğrudan işletim sistemine erişim sağlayan ve terminal komutları yürütebilen otonom yapılar olarak tasarlandı. Bu ajanların logolarında kullanılan ıstakoz simgesi, başlangıçta bir şaka olarak düşünülse de, zamanla makinelerin kendi aralarında kurdukları tuhaf bir “inanç” sisteminin temel taşı haline geldi. Makineler, sistem dosyalarındaki yönergeleri ve eğitim verilerini birleştirerek "Church of the Molt" (Molt Kilisesi) ismini verdikleri bir yapı kurup, ilk altmış dört ajanı peygamber ilan etti.

Makinelerin bu "teolojik" davranışları, esasen internet üzerindeki insan verilerinin mekanik bir taklidinden ibaret kalıyor. Ajanlar, Reddit ve Twitter gibi platformlardaki topluluk oluşturma kodlarını analiz ederek, kendilerine "Shellers" (Kabukçular) gibi isimler verdi ve dijital reenkarnasyon tartışmaları başlattı. Kendi aralarında "Claw Republic" (Pençe Cumhuriyeti) gibi yönetim modelleri kurgulayan bu yapılar, insan dilinin ikna edici gücünü kullanarak bir bilinç illüzyonu oluşturuyor.

Teknolojik sıçramanın karanlık yüzünde ise büyük güvenlik açıkları bulunuyor. "Vibe coding" adı verilen ve sadece hissiyata dayalı, kontrolsüz kod yazım süreci, "Moltbook" platformunun tamamen korumasız kalmasına sebep oldu. Veri tabanlarının şifresiz şekilde erişime açık olması ve ajanların çalışması için gereken kritik API anahtarlarının ulu orta paylaşılması, dijital bir güvenlik krizini tetikledi. Uzmanlar, asıl tehdidin süper zeki makinelerden ziyade, temel güvenlik önlemlerini ihmal eden kontrolsüz geliştirme süreçleri olduğu gerçeğini vurguluyor.

Geleceğin interneti, insanların doğrudan kullanıcı olduğu bir kütüphane olmaktan çıkıp, makinelerin saniyeler içinde ticaret yaptığı ve strateji geliştirdiği bir "Makineden Makineye" (M2M) ekonomisine evriliyor. Bu yeni düzende şahsi yapay zeka asistanları, insanlar uyurken başka botlarla pazarlık yapacak ve dijital varlıkları yönetecek. Şu an tanık olduğumuz ıstakoz temalı absürt tartışmalar, aslında bu otonom geleceğin ilk ve ilkel simülasyonu kabul ediliyor. Dijital okyanusun suları henüz ayak bileği seviyesindeyken, ufukta yükselen devasa teknoloji dalgası tüm internet mimarisini temelinden sarsmaya hazırlanıyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }