Haberler

Amerikan kâbusu: Federal cellatlar iş başında

24 Ocak 2026 tarihinde Minneapolis’te Amerikan devlet aygıtı bir cinayete daha imza attı. "Operation Metro Surge" kapsamında sokaklarda terör estiren federal birimler, şiddet uyguladıkları bir sivile yardım etmek isteyen 37 yaşındaki yoğun bakım hemşiresi Alex Pretti’yi kurşun yağmuruna tutarak katletti. Bir sağlık çalışanının sadece insani bir hasletle hareket ederken sokak ortasında vurulması, sistemin içine düştüğü cinnet halinin en somut belgesi olarak kayıtlara geçti

Abone Ol

ICE ve "Operation Metro Surge”

İnfazın faili olan ICE (U.S. Immigration and Customs Enforcement), 2026 yılı başında devreye sokulan "Operation Metro Surge" ile eyaletlerin yetki alanlarını çiğneyen geniş bir hareket alanı kazandı. Doğrudan Vaşington’dan talimat alan bu federal birim, şehir merkezlerini birer operasyon sahasına çevirmiş durumda. Alex Pretti cinayetinde görüldüğü üzere, en küçük sivil müdahaleyi bile "iç tehdit" olarak kodlayan bu yapı, Batı’nın güvenlik takıntısının nasıl bir cellat mekanizmasına dönüştüğünü ispatlıyor. Yerel emniyeti ve eyalet hukukunu hiçe sayan bu barbarca tutum, federal hükümet ile halk arasındaki bağların kopmasına doğrudan sebep oldu.

Sokaklarda öfke seli ve halk barikatları

Cinayetin duyulması ve ardından gelen dezenformasyon çabaları, Minneapolis halkının sabrını taşırdı. Alex Pretti’nin silahsız olduğu ve elinde sadece bir cep telefonu taşıdığı video kayıtlarıyla ispatlanınca, şehir genelinde büyük bir infial dalgası başladı. Whittier mahallesi sakinleri, federal ajanların bölgeye girişini engellemek amacıyla devasa barikatlar kurarak sokakları kontrol altına aldı. "Sivil Koruma Birlikleri" adı altında örgütlenen halk, artık devletin kolluk gücünü bir koruyucu değil, bir "işgalci" olarak görüyor. Bu toplumsal başkaldırı, sistemin dayattığı korku duvarlarının yıkılmasına ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini kuşanmasına sebep oluyor.

Eyalet ve Federal Hükümet arasında otorite savaşı

Minneapolis’teki bu yangın, Minnesota Valisi’nin sert hamleleriyle anayasal bir krize evrildi. Vali Walz, federal güçleri açıkça "işgalci" ilan ederek eyalet sınırları içerisindeki tüm yetkilerini askıya aldı. Eyalet muhafızlarını federal ajanların müdahalelerini durdurmak üzere sahaya süren bu hamle, merkezi hükümetin meşruiyetini yerle bir etti. Valilik kanadından gelen son bilgilere göre, federal birimlerin delilleri karartma teşebbüsüne karşı mahkemeden acil ihtiyati tedbir kararı çıkartıldı.

Batı’nın içine düştüğü bu derin paranoya, kendi vatandaşını "düşman" ilan eden bir rejim doğurdu. Minneapolis’te dökülen kan, Amerikan "özgürlük" masalının sonuna gelindiğini tescil ederken; halkın kurduğu barikatlar ve eyalet yönetiminin başkaldırısı, kokuşmuş nizamın kendi ağırlığı altında ezilmesi olarak öne çıkıyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }