Myanmar ordusunun 2017’de Arakanlı Müslümanlara karşı yürüttüğü saldırılarda köyler yakıldı, aileler katledildi, kadınlar ve kız çocukları sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı. 700 binden fazla Rohingya canını kurtarmak için Bangladeş’e sığındı. Bugün yaklaşık 1,2 milyon Arakanlı Müslüman, Bangladeş’teki mülteci kamplarında ağır şartlar altında yaşamını sürdürüyor.
Failler değişti, sürgün devam ediyor
Son iki yılda Rakhine eyaletindeki güç dengesi büyük ölçüde değişti. Eyaletin önemli bir bölümünü ve Rohingyaların yaşadığı kuzey bölgelerini kontrol altına alan Arakan Ordusu’nun, Müslümanlara yönelik baskı ve saldırıları sürdürdüğü belirtiliyor. Kitlesel saldırıların yanı sıra zorla askere alma, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve cinsel şiddet vakaları rapor ediliyor.
Arakanlı Müslümanların köylerinden sürüldüğü, geride bıraktıkları topraklara el konulduğu ve bu alanlarda yeni yerleşimlerin kurulduğu aktarılıyor. Böylece Rohingyaların yalnızca bugünkü varlığı hedef alınmıyor; gelecekte kendi topraklarına dönme imkânları da ortadan kaldırılıyor. 2023 yılının sonlarından bu yana 150 binden fazla Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığı bildiriliyor.
Bangladeş’teki kamplarda da şartlar ağırlaşıyor. Uluslararası yardım fonlarındaki kesintiler nedeniyle eğitim merkezleri kapanırken temel hizmetlerde ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Kamplarda doğan binlerce çocuk, Arakan’daki vatanlarını hiç görmeden büyüyor. Myanmar’da kalanlar ise zulüm ve sürgün tehdidiyle, kamplardakiler açlık, yoksulluk ve güvensizlikle karşı karşıya.
Kaçış yolları da ölümle neticelenebiliyor. Temmuz ayında Rakhine’den ayrılan ve aralarında çocukların da bulunduğu 500’den fazla Rohingyayı taşıyan iki teknenin batması, Müslümanların içine sürüklendiği çaresizliği bir kez daha ortaya koydu. Bölgede kalmak ölüm tehdidi taşırken, deniz yoluyla kaçmak da yüzlerce insanın hayatına mal oluyor.
Dokuz yıldır cezasızlık sürüyor
Myanmar ordusunun 2017’deki katliamlarından sorumlu isimlerin yıllardır ciddi bir yaptırımla karşılaşmaması, zulmün devam etmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Arjantin’de evrensel yargı yetkisi kapsamında yürütülen dava sonucunda, aralarında Myanmar askeri yönetiminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 22 askeri yetkili ve üç sivil hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan uluslararası tutuklama emirleri çıkarıldı.
Gambiya’nın Myanmar aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında da önümüzdeki aylarda karar çıkması bekleniyor. Ancak hukuk alanındaki gelişmeler sürerken Arakanlı Müslümanlar kendi vatanlarından her geçen gün biraz daha uzaklaştırılıyor.
Arakan meselesinde asıl adalet; Rohingyaların vatandaşlıklarının ve gasp edilen haklarının iade edilmesi, kendi köylerine ve topraklarına güvenli biçimde dönebilmeleri ve Myanmar’da eşit haklarla yaşayabilmeleriyle mümkün olacak. Aksi halde yıllar sonra verilecek mahkeme kararları, Arakan’da yaşayacak Rohingya kalmadığında gecikmiş bir hükümden öteye geçemeyecek.
Myanmar ordusunun 2017’de Arakanlı Müslümanlara karşı yürüttüğü saldırılarda köyler yakıldı, aileler katledildi, kadınlar ve kız çocukları sistematik cinsel şiddete maruz bırakıldı. 700 binden fazla Rohingya canını kurtarmak için Bangladeş’e sığındı. Bugün yaklaşık 1,2 milyon Arakanlı Müslüman, Bangladeş’teki mülteci kamplarında ağır şartlar altında yaşamını sürdürüyor.
Failler değişti, sürgün devam ediyor
Son iki yılda Rakhine eyaletindeki güç dengesi büyük ölçüde değişti. Eyaletin önemli bir bölümünü ve Rohingyaların yaşadığı kuzey bölgelerini kontrol altına alan Arakan Ordusu’nun, Müslümanlara yönelik baskı ve saldırıları sürdürdüğü belirtiliyor. Kitlesel saldırıların yanı sıra zorla askere alma, zorla çalıştırma, keyfî gözaltı, hareket özgürlüğünün kısıtlanması ve cinsel şiddet vakaları rapor ediliyor.
Arakanlı Müslümanların köylerinden sürüldüğü, geride bıraktıkları topraklara el konulduğu ve bu alanlarda yeni yerleşimlerin kurulduğu aktarılıyor. Böylece Rohingyaların yalnızca bugünkü varlığı hedef alınmıyor; gelecekte kendi topraklarına dönme imkânları da ortadan kaldırılıyor. 2023 yılının sonlarından bu yana 150 binden fazla Rohingyanın daha Bangladeş’e kaçmak zorunda kaldığı bildiriliyor.
Bangladeş’teki kamplarda da şartlar ağırlaşıyor. Uluslararası yardım fonlarındaki kesintiler nedeniyle eğitim merkezleri kapanırken temel hizmetlerde ciddi aksaklıklar yaşanıyor. Kamplarda doğan binlerce çocuk, Arakan’daki vatanlarını hiç görmeden büyüyor. Myanmar’da kalanlar ise zulüm ve sürgün tehdidiyle, kamplardakiler açlık, yoksulluk ve güvensizlikle karşı karşıya.
Kaçış yolları da ölümle neticelenebiliyor. Temmuz ayında Rakhine’den ayrılan ve aralarında çocukların da bulunduğu 500’den fazla Rohingyayı taşıyan iki teknenin batması, Müslümanların içine sürüklendiği çaresizliği bir kez daha ortaya koydu. Bölgede kalmak ölüm tehdidi taşırken, deniz yoluyla kaçmak da yüzlerce insanın hayatına mal oluyor.
Dokuz yıldır cezasızlık sürüyor
Myanmar ordusunun 2017’deki katliamlarından sorumlu isimlerin yıllardır ciddi bir yaptırımla karşılaşmaması, zulmün devam etmesinin başlıca sebeplerinden biri olarak gösteriliyor. Arjantin’de evrensel yargı yetkisi kapsamında yürütülen dava sonucunda, aralarında Myanmar askeri yönetiminin önde gelen isimlerinin de bulunduğu 22 askeri yetkili ve üç sivil hakkında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan uluslararası tutuklama emirleri çıkarıldı.
Gambiya’nın Myanmar aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda açtığı soykırım davasında da önümüzdeki aylarda karar çıkması bekleniyor. Ancak hukuk alanındaki gelişmeler sürerken Arakanlı Müslümanlar kendi vatanlarından her geçen gün biraz daha uzaklaştırılıyor.
Kaynak: El Cezire