Sosyal medyada yayılan görüntülerde kadın, yerdeki kaplumbağanın üzerine botuyla tekrar tekrar basıyor. Yanındaki kişinin “Nasıl hissediyorsun?” sorusuna, “Çok mutluyum, sonunda seri katile dönüştüm. Güzel bir histi, başka hayvanları da öldürmek isterdim” cevabını veriyor. Bir mahlûk gözlerinin önünde can verirken kameranın arkasından yükselen kahkahalar ise işlenen vahşetin hangi ruh sefaletinin içinde gerçekleştirildiğini gösteriyor.
Allah’ın yarattığı dilsiz bir mahlûku, kendisine hiçbir zararı olmadığı hâlde, sırf nefsine birkaç saniyelik haz versin diye işkenceyle öldürebilecek hâle gelen aşağılık bir yığının hangi mektepte, hangi eğitim ve anlayışla yetiştiğine bakmak gerekiyor. Bir asır boyunca mukaddesatı gericilik, haya ve iffeti çağdışılık, Allah korkusunu hayatın dışına atılması gereken bir yük olarak gören Batıcı-Kemalist terbiye; sonunda ölçüsünü nefsinden alan, merhameti kaybetmiş ve kötülüğü eğlence malzemesine çevirmiş bir nesil meydana getirdi. Dün aileyi, ahlâkı ve mukaddesatı hedef alan bu zihniyetin bugün önümüze çıkardığı manzara budur.
Başka bir canlının acısından zevk çıkaracak kadar insanlığından uzaklaşıp canavarlaşmış, zevk ve ihtirasının kölesi olmuş bu sapkınlara hâlihazırda hak ettikleri cezayı verecek, soluğunuzu kesecek bir hukuk iradesinin bulunmaması da ne kadar rezil bir vaziyette olduğumuzu tekrar tekrar hatırlatıyor. Vahşetin alenen sergilenip kahkahalarla kayda alınabildiği, failin de bundan övünç duyabildiği bir yerde çürüme artık ferdî olmaktan çıkmış, toplumsal bir hastalığa dönüşmüş demektir.
Bir de her sokak köpeği meselesinde ortalığı birbirine katan köpekperest lobiler var. Günlerce ekran kaplayanlar, insanlara saldıran köpekler için bile memleketi ayağa kaldıranlar, kaplumbağayı ayağının altında eze eze öldüren bu kadın karşısında nerede? Bakalım “hayvan sevgisi” nutukları kaplumbağaya da yetişecek mi; yoksa bütün hassasiyetleri yine köpek üzerinden yürüttükleri ideolojik gösteriden mi ibaret kalacak?




