Avrupaçiftçiler, son haftalarda Berlin'den Paris'e, Brüksel'den Bükreş'e kadar birçok başkentte traktörleriyle yollara çıkarak protesto gösterileri düzenledi.

Protestocuların endişeleri arasında ucuz ithalatın neden olduğu rekabet, artan enerji ve gübre maliyetleri ile çevreci kurallar bulunuyor.

Belçika, Fransa, Almanya, Yunanistan, Litvanya, Polonya, Romanya ve artık İspanya'da da çiftçiler protesto gösterileri düzenliyor.

Medya kuruluşları, protestoları "net sıfır isyan" olarak tanımlayarak Avrupa Yeşil Mutabakatı sonrası getirilen "yeşil" kurallara karşı yapıldığını belirtti. Ancak, isyanın sebebi sadece bu değil.

Protestoların çıkış noktası bazen iklim kriziyle ilgiliyken, diğer nedenler arasında Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Güney Amerika Ticaret Anlaşması gibi henüz yürürlüğe girmemiş anlaşmalar da var.

Ciftci1

Çiftçilerin derdi ne?

Fransız çiftçilerin öfkesi, farklı politikalar ve fon kesintilerinden kaynaklanıyor.

Sübvansiyonlar kaldırıldığı için mazotun daha pahalı hale geleceğini, su tüketimi için yılda 47 milyon euro ekstra ücretle karşı karşıya kalacaklarını ve karmaşık düzenlemelerin durumu iyice zorlaştırdığını söylüyorlar.

Ayrıca, Avrupa Birliği'nin (AB) Yeşil Anlaşması'nın getirdiği pestisit ve herbisit yasaklarına ve Brezilya ve Arjantin'den daha fazla sığır eti ithal edilmesini sağlayacak AB çapında yeni bir anlaşmaya da itiraz ediyorlar. Çiftçiler, hayvan refahı konusunda katı kurallara tabi olmadıkları için bu ülkelerle rekabet etmenin son derece zor olduğunu iddia ediyor.

Fransa'nın AB'den aldığı yıllık 9 milyar euroluk sübvansiyona başvurmak ise daha büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Çiftçilere göre, haftanın en az bir günü bu sübvansiyonlar için evrak doldurmakla geçiyor.

Onlara göre, çelişkili politikalar nedeniyle tarım endüstrisi hem gıda üretimini artırmaya hem de tarımın çevre üzerindeki etkisini azaltmaya çalışıyor. Fransa'yı beslemek için gereken gıdayı üretmeye çalışan insan sayısının azalmasıyla birlikte, pek çok kişi gelecekten endişe duyuyor.

Niçin ayaklandılar?

Aralık ayında Alman Hükümeti, ülkenin 2024 bütçesindeki 17 milyar avroluk açığı kapatmak için sübvansiyonları ve harcamaları azaltma planlarını duyurdu. Bu planlar arasında tarımsal sübvansiyonların kesilmesi ve vergi indirimleri de bulunuyordu. Bu da çiftçi protestolarının patlamasına neden oldu. O zamandan bu yana, AB genelindeki diğer çiftçiler de sokaklara çıkmaya başladı.

Bazı analizlere göre, AB'li çiftçilerin gündeme getirdiği sorunlar arasında düşen satış fiyatları, artan maliyetler, ağır düzenlemeler, güçlü ve otoriter perakendeciler, borç yükü, iklim krizi, nadasa bırakma ve ucuz ithalat yer alıyor.

Çiftçigrafik

Küreselci yapının “iklim krizi” ve “yapay et” dayatması

Çiftçiler, özellikle küreselci yapıların bir bahanesi olarak öne sürdüğü “iklim değişikliğiyle mücadele kapsamındaki politika ve düzenlemelerini” bir tehdit olarak görerek protestolarını artırıyor. Raporlara göre, Avrupa Birliği genelindeki protestocularının, ucuz ithalattan kaynaklanan rekabet, artan enerji-gübre maliyetleri ve çevreci kurallar da dahil olmak üzere bir dizi endişesi var.

Yapılan bazı analizlerde, Avrupa’daki çiftçi gruplarının temel talepleri masaya yatırılarak bunların sera gazı emisyonları, iklim krizi, biyolojik çeşitlilik veya koruma ile ilişkilerini ele alınıyor.

AB’li çiftçilerin gündeme getirdiği sorunlar düşen satış fiyatları, artan maliyetler, ağır düzenlemeler, güçlü ve otoriter perakendeciler, borç, iklim krizi ve ucuz ithalatı içeriyor.

Daha fazla kâr elde etmek adına dünyanın doğal dengesine müdahaleyi göze alan küreselciler, sığır besiciliğinin tehlikeli olduğunu iddia ederek kamuoyuna “yapay et” üretiminin propagandasını yapıyor. Protestoların başlamasında ve artmasında yer alan bu faktörler, sürecin bugünkü noktaya gelmesinde de ciddi önem arz ediyor.

Öfke tüm Avrupa'ya yayılıyor

Fransız çiftçilerin protestoları komşu Hollanda ve Almanya'ya da sıçradı. Hükümetin tarımla ilgili adaletsiz ve öngörülemez kararları konusunda ortak endişeler var.

Geçtiğimiz yıl Hollandalı çiftçiler yolları kapatmış, sokaklara gübre dökmüş ve azot emisyonlarını azaltmaya yönelik düzenlemeler nedeniyle politikacıların evlerinin önünde protesto gösterileri düzenlemişti.

Dünyanın en büyük tarım ihracatçılarından biri olan ülkede tarım sektörü, toplam azot emisyonlarının yaklaşık yarısından sorumlu. 2019 yılında Hollanda'nın en yüksek idari mahkemesi, azot izinleri sisteminin, bu emisyonların Natura 2000 ağı olarak bilinen ve özel olarak korunan doğa rezervlerine zarar vermesini önlemede başarısız olduğuna karar verdi.

İlk karar manşetlere taşınmasa da, hükümet kısa süre sonra durumu düzeltmek için hayvan çiftliklerini satın almak ve kapatmak da dahil olmak üzere "sert önlemler" alması gerektiğini söyledi.

Avrupaçiftçi

-İthalat meselesi

AB'nin Rusya'nın işgalinden bu yana Ukrayna'dan yoğun ithalat yapması, kota ve vergi muafiyeti gibi politikalar yerel çiftçileri olumsuz etkiliyor.

Ayrıca, AB ile Güney Amerika bloğu Mercosur arasında yapılan ticaret anlaşması müzakerelerinin yeniden başlaması, özellikle şeker, tahıl ve et gibi sektörlerde haksız rekabete yol açabilecek endişeleri artırıyor.

Bu durum, yerel çiftçilerin rekabet gücünü zayıflatıyor. İthal edilen ürünlerin AB'nin çevresel standartlarını karşılamaması, Avrupa fiyatlarına baskı yapmasını ve yerel çiftçilerin ithalata karşı hoşnutsuzluğunu da artırıyor.

Avrupa Komisyonu ise bir adım atmak için en hassas ürünler olan tavuk, yumurta ve şeker ile ilgili Ukrayna'dan tarım ithalatını sınırlamak adına "acil fren" getirilmesini önerdi ancak üreticiler, miktarın hala çok yüksek olduğunu dile getiriyor.

-Nadas arazisi 

Çiftçiler ayrıca tarım arazilerinin yüzde 4'ünün nadasa bırakılması zorunluluğu gibi yeni AB sübvansiyon kurallarına da itiraz ediyor.

Fransız çiftçiler, hükümetlerinin uygulamayı fazla karmaşık hale getirdiğini söyleyerek aşırı bürokrasiyi eleştiriyor.

-Dizel yakıt maliyeti

Almanya ve Fransa gibi AB'nin en büyük tarım üreticilerinde, çiftçiler tarımsal dizel üzerindeki sübvansiyonların veya vergi indirimlerinin sonlandırılması planlarına karşı çıktı. Yunan çiftçiler ise dizel üzerindeki verginin azaltılmasını istiyorlar.

Paris ve Berlin, baskıya boyun eğdi ve planlarından geri adım attılar bile.

-Siyasi Partilerin istismarı

Bu yıl dünya çapında çok sayıda seçim yaşanacak. Avrupa da bu yerlerden biri.

Protestoların ardından AB vatandaşları tarafından sağa dönüş olabileceğine dair yorumlar yapılmaya başlandı.

Öte yandan, AB medyasında, Fransa, İtalya, Hollanda ve Almanya gibi birçok Avrupa ülkesindeki sağcı partilerin çiftçilerin öfkesini sahiplendiği belirtiliyor.

AB'nin tepkisini ne oldu?

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, çiftçilerin Brüksel'deki protestolarından sonra acil bir toplantı düzenleyerek Avrupa çiftçilerine destek olacaklarını, iş birliği yaparak idari yükü azaltacaklarını ve sektörün yapısal zorluklarını ele alacaklarını belirtti.

Brüksel'de düzenlenen protestoların ardından Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ise Avrupa'nın tarım sektörünün büyük bir krizle karşı karşıya olduğunu kabul etti. Hedefte olan gıda devleri ile süpermarketlerin çiftçilere adil fiyatlar ödemesini sağlamak için AB'nin "köklü" bir tarım reformu yapması gerektiğini vurguladı.

Fransa'nın yeni seçilen Başbakanı Gabriel Attal ise protestoların bitmesi halinde yaklaşık 100 milyon avroluk bir fonu çiftçilere vereceğini söylese de bunun çok yetersiz olduğu biliniyor.

Bununla beraber Attal hem çiftçi hem de tüm Fransızların hayat kalitesini düşüren bürokrasiyi azaltmak için reform yapılması gerektiğini belirterek "Günlük hayatımızdaki prosedürler ve karmaşıklıklar nedeniyle her yıl 60 milyar avro kaybettiğimiz tahmin ediliyor" ifadelerini kullandı.

Almanya ve Fransa gibi Avrupa’nın en büyük iki tarım ülkesinde çiftçilerin protestolarının ardından mazota yönelik sübvansiyonların ve vergi indirimlerinin sona erdirilmesi planının askıya alınması gündemde.

Avrupa Komisyonu protestolardan sonra kümes hayvanları, yumurta ve şeker için bir ithalat kısıtlaması ve Ukrayna'dan tarımsal ithalata sınırlamayı önerse de çiftçiler kısıtlamanın yeterli olamayacağı görüşünde.

Ciftci2

Protestolar büyür mü?

İklim değişikliği, çiftçilerin su kıtlığı, toprak erozyonu ve aşırı hava olayları gibi zorluklarla mücadele etmesine neden oluyor. Tarım, ekonomik bir sektörden öte ulusal güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından da önemli. Ancak Ukrayna-Rusya savaşı, tarımsal ürünlerde enerji tedarikini riske atıyor. Artan enerji fiyatları ve jeopolitik belirsizlik, çiftçi protestolarını daha çok etkiliyor.

Ukrayna-Rusya savaşıyla birlikte ortaya çıkan jeopolitik gelişmeler ve artan enerji fiyatları, Brüksel'deki lobilerin etkisi, artan bürokratik prosedürler ortadan kalkmadan protestolar son bulmayacak gibi gözüküyor.

Asker bulmakta zorlanan Alman ordusunda 'yapısal reform' Asker bulmakta zorlanan Alman ordusunda 'yapısal reform'

Protestolar önümüzdeki haftalarda diğer Avrupa ülkelerinin de harekete katılmasıyla daha da yayılabilir.