Bakan Çiftçi devreye girdi

İstanbul’da ikamet uzatma başvurusu reddedildikten sonra Kumkapı Geri Gönderme Merkezi’ne sevk edilen iki çocuk annesi Uygur Türkü Mıhrıgül Tayurak hakkında yürütülen sınır dışı süreci durduruldu.

Çin’e geri gönderilme ihtimalinin gündeme gelmesi üzerine Müslüman kamuoyundan yükselen tepki ve çağrılar, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi tarafından dikkate alındı. Bakan Çiftçi’nin talimatıyla Tayurak hakkında yürütülen geri gönderme işlemi durduruldu.

Müslüman kamuoyunun çağrısı karşılık buldu

Uygur Türklerinin Çin’e teslim edilmemesi gerektiğini vurgulayan çok sayıda çağrı, kısa sürede kamuoyunda karşılık buldu. Mazlum Uygur Türklerinin Çin’de karşı karşıya kaldığı baskı, zulüm ve asimilasyon politikaları sebebiyle Tayurak’ın geri gönderilmesi büyük tepki çekti.

Başta Müslümanlar olmak üzere çeşitli çevrelerden yapılan çağrılarda, Türkiye’nin Uygur Türkleri için güvenli bir sığınak olması gerektiği ifade edildi. Bakan Çiftçi’nin sürece müdahil olmasıyla bu çağrılar netice verdi.

Sınır dışı işlemi durduruldu

Bakan Çiftçi’nin talimatının ardından Mıhrıgül Tayurak’ın Çin’e gönderilmesine yönelik işlem durduruldu. Tayurak’ın serbest bırakıldığı ve Türkiye’de kalmasına imkân sağlayacak sürecin uluslararası koruma başvurusu üzerinden yürütüleceği bildirildi.

Bu gelişme, Uygur Türkleri meselesinde kamuoyu hassasiyetinin ve Müslümanların mazlumlara sahip çıkma iradesinin idari süreçlerde etkili olabileceğini gösterdi.

Aile politikalarında eksik halka: Maddi teşviklerin ötesinde "anneyi" ve "evi" korumak
Aile politikalarında eksik halka: Maddi teşviklerin ötesinde "anneyi" ve "evi" korumak
İçeriği Görüntüle

Göç İdaresi’nde görev değişikliği

Olayın ardından Göç İdaresi Başkanlığı’nda da dikkat çeken bir görev değişikliği yaşandı. Göç İdaresi Başkanı görevden alınırken, kurumun yönetim kademesinde yeni atamalar yapıldı.

Yaşanan gelişme, geri gönderme merkezlerinde yürütülen işlemlerin daha dikkatli, hassas ve vicdanî bir zeminde ele alınması gerektiğini yeniden gündeme taşıdı. Uygur Türkleri gibi zulüm tehdidi altındaki topluluklar söz konusu olduğunda, bürokratik kararların sıradan idari işlem olarak görülemeyeceği bir kez daha ortaya çıktı.