Müslüman coğrafyayı kaosa sürüklemek, halkı inancından soğutmak ve "medenîleştirme" bahanesiyle müdahalelere zemin hazırlamak, Batı'nın tarih boyunca değişmeyen stratejisidir. Bugün bu strateji, "sosyal medya" denilen sanal meydanlarda, profesyonelce kurgulanmış yalanlarla sürdürülüyor.
Gazeteci Revaha Kaman, "Bangladeş’te köy meclisi kararıyla toplu tecavüz geleneği var" iddiasıyla Fatih Koparan isimli bir youtuber tarafından servis edilen haberi mercek altına aldı. Yapılan detaylı araştırmada, bu iddianın yerel gerçeklikle zerre kadar bağının olmadığı, tamamen kurgu olduğu ispatlandı. Ancak bu mesele; Batı'nın yüzyıllardır sürdürdüğü sömürgecilik siyasetinin, bugünkü "yeni nesil" tetikçiler eliyle nasıl diri tutulduğunu göstermektedir.
2,5 milyon izlenmeye ulaşan bu sahte haberin arkasındaki mekanizmanın, Batılı istihbarat ve "yardım" kuruluşlarının fonladığı şebekeler olması tesadüf değildir. İslâm'ı, İslâm toplumlarını ve onların hukukunu "vahşet" ile eş tutmaya çalışan bu odaklar, bizzat kendilerinin Suriye'de Esed rejimi eliyle işlediği sistematik tecavüz suçlarını gizlemek için bu tarz kirli senaryolar üretmektedir.
Bangladeş, sefalet ve kaos içerisindeyse, bunun müsebbibi İslâm veya o coğrafyanın "gelenekleri" değildir. Bunun müsebbibi; yüzyıllar boyunca İngiliz sömürgeciliği eliyle o toprakların kaynaklarını talan eden, toplumsal dokuyu parçalayan Batılı zalimlerdir. Ancak Batılı sömürgeci, kendi tarihini kanla yazarken, bugün o enkazın üzerinde "İşte İslâm bu!" diyerek Müslüman toplumları "barbar" diye yaftalamaktadır.
Maskeli "aktivistler" ve fonlanan "gerçekler"
Videoda görülen mağdurun yüzündeki maskenin, ABD merkezli "OutRight International"a ait olması, operasyonun mutfağını gözler önüne seriyor. Açık Toplum Vakıfları'ndan Ford Vakfı'na, Microsoft'tan Google'a kadar uzanan bu "hayırsever"(!) finansörler, hangi taşın altından çıksa oraya bir "İnsan Hakları" kılıfı giydiriyor. "Fuller Project" gibi, kadın hakları savunuculuğu adı altında gazetecileri fonlayıp yönlendiren yapılar, Batılı ajandayı "gerçek haber" olarak dünya kamuoyuna yutturuyor.
Toplu tecavüz yapan Esed rejimine ise güzellemeler...
İşin en çarpıcı tarafı, bu operasyonu yürütenlerin çifte standardıdır. Birleşmiş Milletler raporları, Suriye'de Esed rejimi tarafından kadınlara ve çocuklara karşı sistematik bir şekilde uygulanan tecavüzü "savaş suçu" olarak tescillemişken, aynı Batılı odaklar bu gerçeğe gözlerini kapatmaktadır.
Suriye sokaklarını "gülistanlık" olarak sunup, Esed rejimini güzellemeyi vazife edinen "gezgin" kılıklı manipülatörler, bir yandan da Bangladeş'te var olmayan vahşet gelenekleri icat ederek, Müslüman toplumların "medeniyetsiz" olduğu algısını güçlendirmeye çalışıyor. Bu, direkt olarak İslâm'a karşı yürütülen sistemli bir suikasttır.
Batı'nın yerli ajandaları
Bu zihniyet; Türkiye’de Batı'nın sömürgeci aklını temsil eden, onun yerli ayakçısı olarak işlev görmektedir. Bunlar için gazetecilik, bir "hakikat arayışı" değil, Batı’nın sömürgeci yalanlarını "hakikat" diye pazarlayarak keselerini doldurdukları bir ticarettir. Kendi medeniyetine düşmanlık ederek Batı’nın o kanlı tarihini perdelemek için, aslında olmayan "gelenekler" icat etmektedirler.
Batı’nın Suriye’de Esed rejimi eliyle kadınlara uyguladığı sistematik işkencelere ve tecavüzlere kör, sağır ve dilsiz kalan bu tipler; iş Bangladeş’e, Suriye’ye, İslâm coğrafyasına gelince "medeni Batı" adına tetikçilik yapmaktadır. Keselerini doldurmak uğruna; izzetlerini, şereflerini ve haysiyetlerini Batılı efendilerinin dolarına kurban etmiş zavallılardır.
Baran Dergisi