Haberler

Çin ABD’yi hammaddeden dijitale sıkıştırıyor

ABD ile Çin arasındaki güç mücadelesi artık gümrük vergilerinin ötesine taşındı. Pekin, nadir toprak elementlerindeki hâkimiyetini Washington’a karşı stratejik baskı aracına çevirirken yapay zekâ, 6G, veri ve dijital altyapıda kendi ekosistemini kuruyor. Dünya, giderek ABD ve Çin merkezli iki ayrı teknoloji alanına doğru sürükleniyor.

Abone Ol

ABD ile Çin arasındaki büyük güç mücadelesi, gümrük vergilerinden çok daha stratejik bir alana taşındı. Pekin, dünya nadir toprak elementleri işleme kapasitesindeki hâkimiyetini Washington karşısında önemli bir koz olarak kullanırken veri, yapay zekâ, 6G ve dijital altyapıya yaptığı yatırımlarla 21. yüzyılın teknoloji düzeninde kendi sahasını inşa ediyor. Ortaya çıkan tablo, dünyanın Amerikan ve Çin merkezli dijital sistemler etrafında giderek daha belirgin biçimde ayrışabileceğine işaret ediyor.

Çin’in elindeki en güçlü kozlardan biri nadir toprak elementleri. ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumuna göre Çin küresel nadir toprak madenciliğinin yüzde 70’inden fazlasını, işleme kapasitesinin ise yüzde 87’sini kontrol ediyor. Disprosyum ve terbiyum gibi bazı ağır nadir toprakların işlenmesinde oran yüzde 100’e ulaşıyor. Bu elementler savaş uçaklarından füze sistemlerine, radar ve elektronik harp cihazlarından çiplere, elektrikli araçlara ve robotlara kadar modern teknolojinin kritik girdileri arasında bulunuyor. Pekin 2025’te samaryum, terbiyum, disprosyum ve itriyum gibi stratejik elementlerde ihracat lisansı uygulamasına geçti, 2026’da ise çift kullanımlı stratejik minerallere yönelik denetimleri daha da sertleştirdi. Reuters’ın 4 Eylül tarihli haberine göre bazı Çinli tedarikçiler, Pekin’in yaptırımlarına maruz kalma endişesiyle ABD’ye sevkiyatlarını durdurmaya başladı. Böylece Washington’ın Çin’e karşı uyguladığı çip ve ileri teknoloji kısıtlamalarının karşısına Pekin de hammaddenin musluğunu kontrol eden bir güç olarak çıkıyor.

Mücadelenin ikinci cephesi ise dijital dünya. Çin’in 2026-2030 dönemini kapsayan yeni beş yıllık planı yapay zekânın üretimden lojistiğe, eğitimden sağlığa kadar ekonominin bütününe yayılmasını hedefliyor. Kuantum teknolojileri, 6G, insansı robotlar, beyin-bilgisayar arayüzleri ve yüksek kapasiteli bilgi işlem altyapısı stratejik alanlar arasında sayılıyor. Çin Ulusal Veri İdaresi de 2026 programında ülke çapında bütünleşik bir veri pazarı, ulusal bilgi işlem ağı, yapay zekâ için yüksek kaliteli veri kümeleri ve sınır ötesi veri altyapıları oluşturulmasını öngörüyor. Pekin böylece veriyi petrol veya nadir toprak elementi gibi stratejik bir kaynak haline getiriyor. ABD Kongresine bağlı ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu da Çin’in veriyi millî bir varlık olarak sistematik biçimde toplamasının yapay zekâ yarışında Pekin’e önemli avantaj sağlayabileceği uyarısında bulunuyor.

Çin’in hedefi ülke içindeki teknolojik bağımsızlıkla sınırlı kalmıyor. Pekin, yapay zekâ ve dijital yönetim standartlarının belirlenmesinde daha fazla söz sahibi olmak, BRICS ve Kuşak-Yol ülkeleriyle sınır ötesi veri ağları kurmak, Çin menşeli yapay zekâ modellerini ve dijital altyapıları gelişmekte olan ülkelere yaymak istiyor. Temmuz ayında Şanghay’da düzenlenen Dünya Yapay Zekâ Konferansı’nda Çin, 29 ülkenin katıldığı Dünya Yapay Zekâ İşbirliği Örgütünü öne çıkarırken açık kaynaklı ve daha düşük maliyetli Çin modellerini Amerikan teknoloji sistemine alternatif olarak sunmaya başladı. Şanghay’ın yeni dijital kalkınma planında da BRICS, Şanghay İşbirliği Örgütü ve Kuşak-Yol ülkeleri arasında dijital kimlik, veri aktarımı ve teknolojik standartların karşılıklı uyumlaştırılması hedefleniyor. Böylece 21. yüzyılın rekabeti toprak veya enerji hatları kadar veri merkezleri, yapay zekâ modelleri, çipler, haberleşme ağları ve teknik standartlar üzerinden şekilleniyor. Dünyanın önümüzdeki dönemde ABD ile Çin’in çevresinde oluşan iki ayrı teknoloji ve dijital ekosisteme doğru çekilmesi artık uzak bir ihtimal görünümünde değil.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }