Hayvan hakları savunuculuğu maskesi ardına sığınarak toplumun sinir uçlarıyla oynayan, insanı "nesneleştiren" ve çocukları tasmalarla "sahiplendirme ilanı" malzemesi yapan HAYTAP rezaleti, artık sadece bir "farkındalık" çalışması değil, Türk toplumuna ve insanlık onuruna karşı açılmış açık bir savaştır.
Yayınladıkları skandal afişlerden, yöneticilerinin karanlık geçmişlerine kadar uzanan bu dosya, karşımızda masum bir dernek değil, kökü dışarıda ve ajandası karanlık bir yapının olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Çocuklarımıza Tasma Takma Hadsizliği: Bu Kimin Projesi?
HAYTAP’ın resmi sitesinde yer alan ve "sahiplendiriyoruz" başlığıyla sunulan afişler, kelimenin tam anlamıyla bir mide bulantısıdır. Beş yaşındaki bir kız çocuğuna "aşıları tam" demek, bir erkek çocuğunu "adıyla çağırınca bakıyor" diye pazarlamak ve çocukların boynuna "annem istemiyor" yazılı tasmalar takmak, hiçbir sağlıklı zihnin ürünü olamaz.
Bu iğrençlik, "hayvan haklarına dikkat çekiyoruz" kılıfıyla servis ediliyor. Bu, insanı hayvan seviyesine indirme, toplumsal hiyerarşiyi bozma ve nesilleri aşağılama projesinden başka bir şey değil. Sosyal medyada da "Bu rezalet Siyonist fonların ve insanlık düşmanı yapıların bir denemesidir" tepkileri geldi.
Kendi öz evlatlarını hayvanlaştırmaya çalışan bu zihniyetin, Epstein benzeri kirli ağlarla olan bağı mutlaka derinlemesine araştırılmalıdır.
Bakanlık Nihayet El Koydu
Gelen çığ gibi tepkiler üzerine Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın harekete geçerek suç duyurusunda bulundu ve erişim engeli talep edildi.
Bakanlığın da belirttiği üzere; hiç kimse, hele ki savunmasız çocuklar, engelliler ve yaşlılar, birer "nesne" gibi sunulamaz. İnsan onuru, HAYTAP’ın sapkın kurgularına kurban edilemeyecek kadar mukaddestir. Bu "sözde" federasyonun, insanları kurbanlık hayvan gibi gösteren yapay zeka videolarıyla sergilediği vahşet seviciliği, ruh hallerinin ne kadar karanlık olduğunun ispatıdır.
"Hayvan Tanrıya Tapanlar": Şeytani Ayinler ve Karanlık İfadeler
HAYTAP Başkanı Ahmet Kemal Şenpolat’ın paylaşımları ise bu yapının gerçek yüzünü deşifre eder nitelikte. Federasyonun adını bizzat "Hayvan Tanrıya Tapanlar" olarak nitelendiren, antik kentlerde "Şeytanla yatağa girdiler" gibi karanlık ve ürpertici notlar paylaşan bir figürün, ülkemizdeki hayvan hakları hareketinin başında olması korkunç bir ironidir.
İstanbul Rum Patriği ile olan yakın dostluğu ve "Ahtapotun kolları burada, gövdesi dışarıda" iddiaları, bu yapının yerli ve milli bir hassasiyetten ne kadar uzak olduğunu kanıtlıyor.
Bebek Kaçakçılığı İddiası: Geçmişin Karanlık İzleri
Skandallar zinciri sadece bugünkü paylaşımlarla da sınırlı değil. Federasyonun kurucu isimlerinden Nesrin Çıtırık hakkında ortaya atılan iddialar kan dondurucudur. 1980 ve 90’lı yıllarda Adana Meydan Doğumevi’nde "öldü" denilerek ailelerinden koparılan ve İncirlik üzerinden ABD’ye satılan bebeklerin davasında isminin geçmesi, HAYTAP ve türevlerinin nasıl bir temel üzerine kurulduğunu sorgulatmaktadır. Bir hemşire maaşıyla devasa servetler edindiği öne sürülen bu isimlerin, bugün "can dostlar" adı altında toplumu manipüle etmesi kabul edilemez bir yüzsüzlüktür.
Devlet ve Millet El Ele Bu Rezilliğe Son Vermeli!
Küresel ölçekte çocuk istismarı ve kirli ağların sembolü haline gelen Epstein dosyası dünya gündemini sarsmaya devam ederken, Türkiye’de çocukları aşağılayan, onlara tasma takarak "sahiplendirme" adı altında pazarlayan ve hayvanı adeta tanrılaştıran bu sapkın yapıların Epstein ve benzeri karanlık şer odaklarıyla bir bağı olup olmadığı derhal ve en derin şekilde araştırılmalıdır.
İnsan onurunu ayaklar altına alan, nesilleri "hayvanlaştırma" gayesi güden ve "merhamet" maskesi ardına saklanan bu oluşumların, sadece bir sivil toplum kuruluşu değil, sorgulanması gereken karanlık bir ajandanın parçası olduğu aşikârdır. Devlet; bu şaibeli yapıların finans kaynaklarından uluslararası kirli bağlantılarına kadar her adımı mercek altına almalı, bu insanlık dışı zihniyetten hukuk önünde hesap sormalıdır!
Baran Dergisi