Yıllardır bu topraklarda Müslüman Anadolu insanının ruh kökünü kurutmak, inancını tarumar etmek ve mukaddesatını ayaklar altına almak için her türlü pisliği sergileyen güruhun korumacısı olan rejimin yargı mekanizmasının takındığı tavır, sistemin nasıl bir çürüme ve İslam düşmanlığı üzerine kurulu olduğunu faş etmiştir.
Allah'a, İslam'a, Peygamberlere, tüm mukaddesata küfür savuran bir alçak: Kartal Bulut Doğan
Sosyal medya mecralarında "yayıncı" maskesi altında arz-ı endam eden Kartal Bulut Doğan isimli bir alçak, canlı yayınında doğrudan Yüce Rabbimize, İslam mukaddesatına ağız dolusu, iğrenç küfürler savurdu. Bu topraklarda nefes alıp veren, asgari düzeyde haysiyet ve iman taşıyan her bir ferdin canını yakacak, tahammül sınırlarını aşacak cinsten bir namussuzluk sergileyen bu nesebi meçhul adi herif, ettiği küfürlere rağmen hakkında harekete geçildiğine dair hiçbir kımıldama görülmemekte, adeta elini kolunu sallaya sallaya İzmir’de yaşamaya ve pisliğini kusmaya halen göz yumulmaktadır.
İşin en can alıcı ve sistemin rezaletin daha da görünür kılan tarafı ise bu şahsın sicilidir. Bu lağım dilli müptezel, daha önce de mukaddesatımıza, Allah azze ve celleye, Peygamber Efendimize ve Müslümanların kutsallarına defalarca sövüp saymış, haysiyetsizce saldırmıştır. Fakat ne hikmetse İslam’ın kutsallarına saldırdığında kıllarına bile dokunulmayan bu tipler, rejimin uydurma putuna, Kemalist dogmalara en ufak bir laf ettiğinde kendilerini parmaklıklar arkasında bulmaktadır. Nitekim bu şahıs da daha önce mukaddesata sövdüğü için değil, 5816 sayılı "Atatürk’ü Koruma Kanunu" kapsamında rejimin putuna dokunduğu için içeri girmiştir.
Rejim putuna çelik zırh, Allah’ın dinine başıboşluk!
Bir Müslümanın uğruna hayatını feda ettiği, varlık sebebi olan Allah azze ve celleye, O'nun kutlu peygamberine küfredilmesinin bu devletin, bu yargı sisteminin nezdinde hiç mi karşılığı yoktur? Rejimin kendi elleriyle inşa ettiği putlara en ufak laf söylemek en ağır cezalarla, zindanlarla karşılık bulurken; alemlerin Rabbi olan Allah’a sövmek nasıl oluyor da adeta bir "ifade hürriyeti" muamelesi görüyor veya göstermelik gözaltılarla geçiştirilip serbest bırakılmakla ödüllendiriliyor?
Bu tablo, Müslüman Anadolu’nun tepesinde bir karabasan gibi çöken Kemalist tahakkümün ve mevcut adalet mekanizmasının ne derece köhne, ne derece haysiyetsiz bir çifte standart üzerine kurulu olduğunu ispatlamaya yetmektedir. Bu sistem Müslümanlara açıkça şu mesajı vermektedir: "Bizim uydurduğumuz kutsallara tapacaksınız, ama sizin canınızdan aziz bildiğiniz Allah’a küfredildiğinde susup oturacaksınız!"
Rezilliğin zirvesi: Adalet çağrılarına mahkeme eliyle sansür!
Müslümanların sabrını sınayan süreç artık sadece cezasızlıkla da sınırlı kalmamıştır. Rezilliğin ve çürümenin geldiği son merhalede, bu alçağın tutuklanması için emniyet birimlerine çağrıda bulunan, Müslüman kamuoyunu uyanık olmaya davet eden duyarlı seslere bizzat devletin mahkemeleri eliyle darbe vurulmuştur.
İzmir Emniyeti’ne ve ilgili kurumlara açık çağrıda bulunarak bu alçağın tutuklanmasını isteyen kullanıcıların ve yayın organlarının sesini kısmak amacıyla acilen devreye girilmiştir. Alınan son mahkeme kararlarıyla, bu namussuzu ihbar ederek tutuklanmasını talep eden vatandaşlara cevaben dalga geçercesine en az 18 yayına ve sosyal medya paylaşımına jet hızıyla erişim engeli getirilmiştir!
Evet, yanlış duymadınız: Allah'a ve mukaddesata söven adi, korunurken, bu alçaklığa karşı hukuki yollardan ses çıkaran, tutuklanmasını talep edip mukaddesatı için tepki göstererek ihbar eden vatandaşlar susturuluyor. Bu garabet ötesindeki sansür kararlarıyla devlet mekanizması adeta bu soyu bozuk şarlatanın önüne gövdesini siper etmekte, Müslümanların haklı öfkesini bastırmak için yargıyı bir kırbaç gibi kullanmaktadır.
Kendi kutsallarına sövülmesine bile ses çıkarmasına izin verilmeyen, haklı davasında dahi ağzı mahkeme kararlarıyla kapatılmak istenen bir Müslüman, bu aşağılık düzeni hangi vicdanla, hangi imanla sineye çekebilir?
Adalet sisteminin tamamen felç olduğu, caydırıcılıktan fersah fersah uzaklaştığı ve Müslümanlarla alay edercesine küfre koruma kalkanı olduğu bu süreç, artık sözün bittiği yerdir.
Haber: Ahmet Bostancı