Türkiye’de gençlerin önüne “özgürlük”, “kadın gücü” ve “modern hayat” ambalajıyla sürülen popüler kültür projelerinin arkasında büyük reklam bütçeleri ve uluslararası medya şirketleri bulunuyor. Sahne şovları, klipleri ve teşhirci yayın çizgisiyle aileyi, mahremiyeti ve toplumun ahlâkî değerlerini aşındıran Manifest de bu düzenin son dönemde öne çıkarılan ürünlerinden biri.

Manifest daha önce Coca-Cola reklamlarında oynadı. Gazze’deki katliamın ardından dünya çapında yürütülen boykotların hedefindeki Coca-Cola’nın reklam yüzlerinden biri hâline gelen grup, böylece küresel sermayenin reklam ağı içerisinde vitrine çıkarıldı.

Benzer bir tablo Crush cephesinde de karşımıza çıktı. Gençlere yeni bir popüler kültür ürünü olarak sunulan Crush da boykot edilen markalardan Nescafé’nin sponsorluğunda sahneye çıktı. Birbiri ardına piyasaya sürülen grupların arkasında aynı küresel markaların reklam ve sponsorluk bütçelerinin belirmesi, gençlik üzerinden yürütülen kültür endüstrisinin ekonomik ayağını ortaya koyuyor.

Coca-Cola’dan Netflix’e

Manifest için şimdi daha büyük bir vitrin hazırlanıyor. Grubun Londra’daki OVO Arena Wembley konserine hazırlanma süreci Netflix tarafından belgesele dönüştürülüyor.

Belgeselin yapımında BKM ve Hypers’ın yanı sıra İngiliz yapım şirketi Workerbee bulunuyor. Workerbee ise Temmuz 2026’da All3Media ile birleşen Banijay Entertainment bünyesindeki uluslararası yapım ağının parçalarından biri.

Şam'da Suriye-Türkiye Üniversitesi kuruluyor
Şam'da Suriye-Türkiye Üniversitesi kuruluyor
İçeriği Görüntüle

Böylece Manifest’in yolu Coca-Cola reklamlarından başlayarak Netflix’e ve dünyanın en büyük içerik üretim ağlarından Banijay’a kadar uzanıyor.

Banijay’ın başında İsrail’e desteğini açıklayan Jeff Zucker var

Banijay Entertainment ile All3Media’nın birleşmesinin ardından oluşan dev medya yapılanmasının Yönetim Kurulu Başkanlığına eski CNN yöneticisi Jeff Zucker getirildi.

Zucker, 7 Ekim’in ardından İsrail’e desteğini açıkça ortaya koyan medya yöneticilerinden biri oldu. Böylece Gazze’deki katliam sürerken İsrail’in yanında saf tutan bir ismin başında bulunduğu küresel medya yapılanmasının bir kolu, Türkiye’de gençlere pazarlanan Manifest’i Netflix üzerinden uluslararası seyircinin önüne taşımaya hazırlanıyor.

Ortaya çıkan zincir dikkat çekici: Coca-Cola reklamı, Netflix belgeseli, Workerbee ve Banijay. Aynı dönemde Crush cephesinde ise Nescafé sponsorluğu karşımıza çıkıyor.

Gençliğe sapkın hayat tarzı pazarlanıyor

Burada mesele birkaç genç kızın şarkı söylemesi veya sahneye çıkmasından ibaret değil. Arkada milyarlarca dolarlık reklam, müzik ve eğlence endüstrisi bulunuyor.

Bu endüstri gençlere müzikle beraber bir hayat tarzı satıyor. Teşhir normalleştiriliyor, mahremiyet aşındırılıyor, kadın bedeni ticari bir vitrine dönüştürülüyor. Aile ve geleneksel değerler hayatın dışına itilirken tüketim, şöhret, haz ve sınırsız ferdiyetçilik “özgürlük” etiketiyle gençlere pazarlanıyor.

Üstelik aynı proje tek bir kanaldan yürümüyor. Önce sosyal medya hesaplarıyla gençlerin karşısına çıkarılıyor, ardından küresel markaların reklamları ve sponsorlukları devreye giriyor. Konserler ve festivallerle görünürlük büyütülüyor, son aşamada Netflix gibi küresel platformlarla milyonlarca insana ulaştırılıyor.

Böylece reklam, müzik, moda, sosyal medya, konser ve dijital yayıncılık aynı kültürel dönüşümün farklı kolları hâline geliyor.

Kültür Bakanlığı uyuyor mu?

Memleketin gençliği küresel eğlence şirketlerinin ve boykot edilen markaların milyonlarca dolarlık kültür endüstrisinin hedefindeyken Kültür ve Turizm Bakanlığı ne yapıyor?

Bir tarafta “yerli ve millî kültür” söylemleri kurulurken diğer tarafta gençliğin önüne hangi hayat tarzının, hangi şirketlerin parasıyla ve hangi medya ağları üzerinden getirildiği ortada.

Coca-Cola reklamlarından Netflix belgeseline taşınan Manifest, Nescafé sponsorluğuyla vitrine çıkarılan Crush ve benzeri projeler tesadüfî bir magazin furyası olarak görülemez. Küresel sermaye gençliği tüketici olarak görmenin ötesinde, onun zevkini, ahlâkını ve hayat tasavvurunu da biçimlendirmek istiyor.

Baran Dergisi