İktibas

Gözleri Kıbrıs’ta

Abone Ol

15-18 Ağustos 1899’da İsviçre’nin Basel kentinde toplanan Üçüncü Siyonist Kongre’nin en sert tartışmaları, Alman kökenli Amerikan Yahudisi Davis Trietsch, Yahudiler için “geçici bir yurt olarak” Filistin yerine Kıbrıs’ı teklif ettiğinde yaşandı. Delegelerin önemli bir kısmı bu fikre öylesine öfkeli biçimde karşı çıktı ki, oturum başkanı Theodor Herzl’in atmosferi sakinleştirme çabalarına rağmen, Trietsch konuşmasını tamamlayamadan kürsüden inmek zorunda kaldı.

Almanya’nın Dresden kentinde dünyaya geldikten sonra eğitimini Berlin’de tamamlayan, ardından New York’a göç eden Davis Trietsch, ABD’de yaptığı akademik çalışmalarda özellikle Yahudi göçü ve dünyanın farklı ülkelerindeki diaspora Yahudilerinin tarihçesi konusunda uzmanlaşmıştı. Yahudilerin Kıbrıs’a yerleşebileceği fikrini ilk kez 1895’te ortaya atan Trietsch, 1899’da kaleme aldığı “The Future of Cyprus” (Kıbrıs’ın Geleceği) adlı kitapta düşüncelerini ayrıntılı biçimde anlatmıştı. Trietsch’e göre Yahudilerin Kıbrıs’ı yurt edinmesi hem Büyük Britanya’nın emperyal hedefleriyle hem Yahudilerin kendi istikballeriyle hem de Ada’nın Müslüman-Hristiyan yerli halkının menfaatleriyle son derece uyumluydu. Trietsch, Yahudilerin Kıbrıs’ı bilhassa ekonomik, sosyal ve kültürel yönlerden kalkındıracağını, bundan herkesin fayda sağlayacağını söylüyordu.

Kongre delegeleri Davis Trietsch’in konuşmasına müsaade etmese de Yahudilerin modern dönemde Ortadoğu’daki kolonizasyon tarihi içinde Kıbrıs’ın önemli bir yeri vardı:

Londra merkezli Yahudi gazetesi The Jewish Chronicle, Büyük Britanya İmparatorluğu 1878’de Kıbrıs’ı Osmanlı devletinden kiraladığında “Kıbrıs, vaktiyle müreffeh ve kültürlü bir Yahudi cemaatinin yurduydu. Tekrar neden olmasın?” yorumunu yapmıştı. 1883’te Ada’nın güneybatı ucunda, Baf’ın sahil kasabası Kukla’da, Rusya’dan kaçanların yerleştiği bir Yahudi kolonisi kuruldu. Onu 1885’te Mağusa yakınlarındaki Köprülü ve Çömlekçi kolonileri izledi. 1892-1897 arasında Larnaka-Lefkoşa hattında birkaç yerleşim daha belirdi. 1897’de Lefkoşa’nın güneydoğusunda Yahudiler tarafından tarım ve hayvancılık odaklı 380 dönümlük Margo Çiftliği faaliyete geçirildi. Burası günümüzde Lefkoşa Ercan Havalimanı’nın güneyinde, Kırklar ve Gaziler köyleri arasında. Askerî bölge olduğu için, erişim resmî izne bağlı. Bölgede Yahudilerden geriye kalan en belirgin iz ise mezar taşları hâlâ mevcut olan bir kabristan. Buraya defnedilen Yahudilerin birçoğu, o dönem Kıbrıs’ta çok yaygın olan sıtma hastalığından dolayı ölmüş.

Kıbrıs, Yahudilerin modern dönemdeki serüveninde merkezî bir konumda yer almaya devam etti:

Filistin’in İngiliz manda idaresi altına girmesiyle birlikte, Margo Çiftliği’ndeki son Yahudiler 1928’de Kıbrıs’ı terk etti. İngilizler, 1939’dan itibaren Ada’yı Avrupa’dan kaçan Yahudiler için geçici kamp olarak kullandılar. O dönemde Filistin’e Yahudi göçü sınırlandığı için, İsrail kuruluncaya kadar Kıbrıs’tan en az 52 bin Yahudi mülteci gelip geçti. On yıllar sonra, 2000’lerin başından itibaren Kıbrıs yeniden Yahudilerin gözde duraklarından birine dönüşecekti. 1899’da öfkeyle karşılanan teklifler, şimdilerde teşvik ve destek görüyor. Siyonist akıl, Kıbrıs’a “yedek sığınak” gözüyle bakıyor. Atılan bütün adımlar da buna matuf.

Çarşamba günü bu köşede yayınlanan Ratko Mladiç konulu yazımda “hafıza” vurgusu yapmıştım. Kıbrıs da bize aynı mesajı veriyor: İşgalcinin hafızası sürekli diriyken, hafıza kaybına uğrama lüksümüz yok.

Taha Kılınç, Yeni Şafak

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }