İran'ın dini lideri Mücteba Hamaney'in ailesiyle evlilik yoluyla akrabalığı bulunan din adamı Muhammed Bakır Harazi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın göreve gelmesinden bu yana 28 kez istifa ettiğini veya istifa tehdidinde bulunduğunu öne sürdü.

Harazi’ye göre dini lider, hükümet yetkililerine iletilmek üzere gönderdiği mesajda, “Pezeşkiyan bir kez daha istifa ederse bu defa kabul edeceğiz” diyerek cumhurbaşkanına son bir uyarıda bulundu. İran makamlarının henüz doğrulamadığı bu açıklamalar, Tahran’daki güç mücadelesini yeniden gündeme taşıdı.

“Bir Daha İstifa Ederse Kabul Edeceğiz”

Harazi, dini liderin uyarısının resmî olarak hükümet yetkililerine ulaştırıldığını, bunun üzerine Pezeşkiyan ve istifa seçeneğini gündeme getiren bazı üst düzey isimlerin geri adım attığını savundu. Hamaney’den aktardığı mesajın, “Pezeşkiyan yeniden istifa ederse istifasını kabul edeceğiz” şeklinde olduğunu belirten Harazi, bu sözlerin hükümet içerisindeki istifa tartışmasını sona erdirdiğini söyledi. Harazi’ye göre cumhurbaşkanı ve beraberindeki yetkililer bu mesajdan sonra tutumlarını yumuşattı, sert açıklamalarını azalttı ve istifa tehdidinde bulunmaktan vazgeçti.

Pezeşkiyan’ın görevinden ayrılmak istediğine ilişkin iddialar daha önce de İran kamuoyunun gündemine gelmişti. Mayıs ayı sonunda yayımlanan bir haberde, cumhurbaşkanının kritik kararların Devrim Muhafızları komutanlarının kontrolüne geçtiğini ve seçilmiş hükümetin savaşın başlamasından itibaren karar mekanizmalarının dışında bırakıldığını belirterek dini liderlik makamına resmî bir istifa mektubu gönderdiği ileri sürülmüştü. Ancak bu haber İran yönetimi tarafından doğrulanmadı; hükümete yakın çevreler Pezeşkiyan’ın görevini sürdürdüğünü bildirdi.

İngiltere’de 100 binden fazla polisin verileri hacklendi
İngiltere’de 100 binden fazla polisin verileri hacklendi
İçeriği Görüntüle

Güvenlik Konseyinde Yeni Hesap

Harazi’nin ortaya attığı iddialar yalnızca Pezeşkiyan’ın istifa girişimleriyle sınırlı kalmadı. İran’daki güvenlik ve dış politika karar merkezlerinin yeniden düzenleneceğini savunan din adamı, Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhammed Bakır Zülkadir’in görevden alınmasının planlandığını ileri sürdü. Harazi’ye göre Zülkadir’in yerine dini liderin askerî danışmanı ve Devrim Muhafızları’nın eski başkomutanı Muhsin Rızai getirilecek. Zülkadir, eski Konsey Genel Sekreteri Ali Laricani’nin öldürülmesinin ardından Mart 2026’da bu göreve atanmıştı.

Devrim Muhafızları kökenli olan Zülkadir’in güvenlik konseyinin başına getirilmesi, İran’daki savaş koşullarının sivil siyasetçiler aleyhine, askerî ve güvenlikçi kadrolar lehine yeni bir denge oluşturduğu şeklinde yorumlanmıştı. Arapça analizlerde, Laricani’nin ardından Zülkadir’in seçilmesinin konsey içindeki sivil arabuluculuk alanını daralttığı ve devletin sert çekirdeğinin etkisini artırdığı belirtilmişti. Harazi’nin şimdi Zülkadir’in yerine yine Devrim Muhafızları geçmişi bulunan Muhsin Rızai’nin getirileceğini söylemesi, değişikliğin bir sivilleşmeden çok güvenlik bürokrasisi içerisindeki yeni bir güç paylaşımı olabileceği değerlendirmelerine yol açtı.

Arakçi Müzakere Masasının Dışına mı İtiliyor?

Harazi’nin en dikkat çekici iddialarından biri de Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bundan sonraki müzakere süreçlerine müdahil olmayacağı yönündeydi. İran’ın nükleer dosyası ve ABD ile temaslarında öne çıkan Arakçi’nin müzakere masasından uzaklaştırılması, dış politikanın Dışişleri Bakanlığı yerine doğrudan güvenlik kurumları ve dini liderlik makamı tarafından yönetilmesi anlamına gelebilir. Ancak Arakçi’nin görevden alınacağına veya müzakerelerden çıkarıldığına ilişkin İran yönetiminden resmî bir açıklama yapılmadı. Bu nedenle Harazi’nin sözleri şimdilik doğrulanmamış bir siyasi iddia niteliği taşıyor.

İran yönetimi içerisinde Arakçi’nin rolüne ilişkin tartışmaların da yeni olmadığı biliniyor. Nisan ayında yayımlanan İngilizce haberlerde, Pezeşkiyan ile Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın, Arakçi’nin hükümeti bilgilendirmeden güvenlik çevreleriyle koordineli hareket ettiğini düşündüğü ve dışişleri bakanını görevden uzaklaştırmayı değerlendirdiği öne sürülmüştü. Söz konusu haberlerde Pezeşkiyan’ın, Arakçi’nin hükümetin bakanı gibi değil, Devrim Muhafızları komutanlarının temsilcisi gibi davrandığından şikâyet ettiği iddia edilmişti.

Zeydabadi’den “Resmî Açıklama Yapın” Çağrısı

Harazi’nin açıklamaları İran’daki siyasi ve medya çevrelerinde geniş yankı uyandırdı. Gazeteci ve siyasi aktivist Ahmed Zeydabadi, ilgili devlet kurumlarının iddiaların doğru olup olmadığını açıkça ortaya koyması gerektiğini söyledi. İran’ın savaş, ekonomik kriz ve dış politika baskılarıyla karşı karşıya bulunduğu bir dönemde böylesine ağır iddiaların kamuoyuna taşınmasının siyasi gerilimi artırmaktan başka sonuç doğurmayacağını belirten Zeydabadi, yetkililerin sessiz kalmasının söylentilerin büyümesine ve yeni bir siyasi krizin ortaya çıkmasına yol açabileceği uyarısında bulundu.

Zeydabadi ayrıca Harazi’nin geçmişteki tartışmalı açıklamalarını hatırlatarak, reformcuların yönetimde olduğu dönemde muhalif siyasi aktivistleri yatak odalarına girip ağızlarına bomba atmakla tehdit ettiğini söyledi. Böyle bir sicile sahip bir ismin siyasi yeterliliğinin ayrıca tarif edilmeye ihtiyaç bırakmadığını belirten Zeydabadi, buna rağmen açıklamalarda geçen isimlerin ve kurumların kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğu taşıdığını vurguladı. Ona göre İran yönetiminin iddiaları açık biçimde doğrulaması ya da yalanlaması, söylentilerin devlet içerisindeki güven krizini daha fazla derinleştirmesini önlemek açısından zorunlu hâle geldi.

Cumhurbaşkanı Var, Yetkisi Tartışmalı

Tahran’da şimdilik Pezeşkiyan’ın 28 kez istifaya kalkıştığı, Zülkadir’in görevden alınacağı veya Arakçi’nin müzakere masasından çıkarıldığı resmen doğrulanmış değil. Ancak bu iddiaların dini liderin ailesine yakınlığıyla bilinen bir isim tarafından dile getirilmesi, İran’daki iç çekişmenin artık kapalı kapılar ardında tutulamadığı yorumlarını güçlendirdi. Seçilmiş cumhurbaşkanının karar süreçlerinde ne kadar etkili olduğu uzun süredir tartışılırken, “Bir daha istifa edersen kabul ederiz” mesajı Pezeşkiyan’a yalnızca görevde kalmasının değil, görevden ayrılmasının da kendisine bağlı olmadığını hatırlatıyor. İran siyasetinin ironisi de burada ortaya çıkıyor: Cumhurbaşkanı 28 kez gitmek istiyor, ancak Tahran’da istifa etmek için bile en üst makamdan izin almak gerekiyor.

Kaynak Habertürk