İktibas

İsrail’in soykırımında Avrupa’nın da payı var!

Herhangi bir Batı Avrupa ülkesinin, ya da AB yöneticilerinin Batı Şeria ile ilgili bir açıklamasını, İsrail’e yönelik bir kınamasını hatırlıyor musunuz? Tem tersi, ABD’nin İsrail’e verecek yeterli silah ve mühimmat kalmadığını açıkladığı gün, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “İsrail’in kendisini savunma hakkı bulunduğunu, bütün uygar ulusların bu hakkın korunması için İsrail’e yardımcı olması gerektiğini” bildirerek 550 milyon dolarlık yeni askeri yardımı onayladı.

Abone Ol

Söz gelimi, bir grup Afrikalı veya Asyalı gelseler ve Londra’nın doğu kesimine yerleşmeye başlasalar... Sonra komşu İngilizler evde yokken, kapılarına anahtar uydurup içeri girseler; İngiliz aile evine döndüğünde, ellerinde otomatik silahlarla onları evlerine sokmasalar... Tabii, İngiliz aile hemen polisi arayacaktır; gelen polis, “Burası bizim diyorlar. Yarın mahkemeye başvurun; yargıç karar versin!” derse? İngilizler şaşırıp, sinirlenip, en az 60 yıldır oturdukları, tapusu-belgesi içerde bulunan evlerine girmek için saldırgan yabancıları itip evlerine girmek isteseler. Polis de aynen işgalci yabancılar gibi tüfeğini doğrultup; “Giremezsiniz... Burası onların evi. Yarın mahkemeye başvurun” diye İngiliz aileye engel olsa. İngiliz baba, iyice deliye dönüp polisin yakasını tutsa. Polis de çekip adamı vursa.

Ben bu anlatıyı bir, bir buçuk saatinizi alacak kadar uzatabilirim; çünkü İsrail işgali altındaki Batı Şeria’da önceki gün yaşanan bir olayın videosuna bakarak yazıyorum. Siz de muhtemelen benzeri insanlık dışı görüntüleri gördünüz... Muhtemelen bugün veya yarın benzeri bir olay daha yaşanacak; 50-60 yıllık değil Osmanlı öncesinden beri ailesine ait olan evinden işgalci Yahudiler tarafından İsrail polis ve askerinin yardımı ile zorla çıkartılan Filistinli, eğer o gün öldürülmez ve ertesi gün İsrail mahkemesine başvurursa, alacağı cevap belli: Bu Osmanlı veya (Osmanlı’dan sonra ama İsrail’den önce kurulmuş olan) Filistin hükumeti tapusu geçerli değil; dolayısıyla bu ev hukuken sahipsiz ve boş. Yahudilerin işgal altındaki topraklardaki sahipsiz gayrimenkullere yerleşmede hakkı var!

İsrail medyasına göre, İngiltere’nin geçen hafta istifa eden başbakanı Keir Starmer, İşçi Partisi’nin önceki parti başkanı Jeremy Corbyn’in gütmeye çalıştığı politika çizgisini epey “düzeltti” ama hala İngiliz hükumetinin “anti-semitik” uygulamaları var! İsrailli yorumcular, Starmer’ın kusurunun Batı Şeria’daki İsrail “işgalini” bir türlü tanımaması olduğunu, yeni başbakan Andy Burnham’ın bunu telafi edeceğini yazıyorlar.

Netanyahu da Burnham için destan gibi hoş geldin mesajları yayınladı; İngiltere’den sarsılmaz bir destek beklediğini bildirdi. Burham ise ilk ulusa seslenişinde, insanlık dışı işgallerle, Gazze’de sözde ateşkese rağmen devam eden soykırımı ile ilgili tek kelime etmeden Musevilere yönelik saldırıları tamamen önleme sözü verdi!

Sadece İngiltere değil, (İspanya hariç) her hangi bir Batı Avrupa ülkesinin, ya da AB yöneticilerinin Batı Şeria ile ilgili bir açıklamasını, İsrail’e yönelik bir kınamasını hatırlıyor musunuz? Tem tersi, ABD’nin İsrail’e verecek yeterli silah ve mühimmat kalmadığını açıkladığı gün, Almanya Başbakanı Friedrich Merz, “İsrail’in kendisini savunma hakkı bulunduğunu, bütün uygar ulusların bu hakkın korunması için İsrail’e yardımcı olması gerektiğini” bildirerek 550 milyon dolarlık yeni askeri yardımı onayladı.

İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yasadışı yerleşimler ve bu sebeple işlenen cinayetlere ses çıkartmaması Avrupa’nın Filistin’de çözüm konusunda ne denli ciddi olduğunun en açık göstergesi! 1948’deki sürgün ve işgal (Nakba) günlerinden bu yana Batı Şeria işgali, son üç yıldır Gazze’deki soykırım ve etnik temizlik karşısında Batı Avrupalıların işgale son verilmesi anlamına gelen iki devletli çözümü savunma konusunda ciddi olmadıklarının kanıtı, İspanya gibi, Filistin’in devlet olarak varlığını tanımamalarıdır.

AB’nin fiili dışişleri bakanlığı olan Avrupa Dış İlişkiler Servisi’nin 17 Temmuz raporu, Filistin haklarına karşı açık bir saldırganlık anlamına gelen İsrail önlemlerini ayrıntılarıyla anlatıyor; Yahudi yerleşiminin demografik genişleme değil, bütünleşik bir İsrail projesi olduğunu belirtiyor. Yani, AB Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, toprak gaspı ve yerleşimci şiddetinin geldiği noktayı belirtiyor; ama AB buna karşı kılını bile kıpırdatmıyor.

Bu silahlı kolonyalizmin tek sorumlusu ABD’dir denilebilir mi?

Hakkı Öcal, Milliyet

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }