Yeditepe Üniversitesi mezuniyet töreni esnasında bazı öğrencilerin hükümeti eleştiren ve Ekrem İmamoğlu’na destek veren politik dövizler açmasının ardından, bir başka mezun öğrenci Hud Suresi 112. ayette yer alan "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" ifadesinin yazılı olduğu bir pankart taşıdı.
Pankartın açılmasıyla birlikte salondaki bazı öğrenciler pankartı fiziksel müdahaleyle indirmeye çalıştı. Müdahalenin sonuçsuz kalması üzerine, Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yener Ünver’in yönlendirmesiyle öğrencilerin pankartın önünde bir kortej oluşturarak ayetin görünmesini engelledi.
Salondaki davetliler ve bazı öğretim üyeleri duruma alkışlarla tepki verdi.
ÜNİVERSİTELER GAVUR İMÂL EDİYOR!
Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezuniyet töreninde yaşanan bu hadise, Türkiye'deki mevcut eğitim sisteminin ve üniversite yapılarının Allahsız kitapsız zihniyetini bir kez daha gözler önüne serdi. Muhalif ya da seküler politik söylemlere, pankartlara "özgürlük" adı altında sonuna kadar alan açanlar, mesele bu toprakların mayası olan İslamiyet ve Allah'ın ayeti olduğunda gerçek yüzlerini, tahammülsüzlüklerini ve içlerindeki düşmanlığı saklayamamışlardır.
Batı dünyasındaki bir mezuniyette İncil'den bir ayet açılsa alkış tutacak, saygı duyacak bu zihniyet, kendi ülkesinde Hud Suresi'nin 112. ayeti olan "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol" kelamını gördüğünde çılgına döndü ve pankartı fiziksel müdahaleyle indirmeye yeltendi.
Buna güçleri yetmeyince de dekanından rektör yardımcısına kadar koskoca bir akademik kadro, ayetin önünü kapatarak sansür uyguladı ve bu rezilliği "Yeditepe'nin ruhu" diyerek, alkışlarla ve kışkırtmalarla kutladı. Rektör yardımcısının iftiharla bahsettiği o "ruh", açıkça din, iman ve mukaddesat düşmanlığından başka bir şey olmadığı da ortada.
Bu kepazelik, yıllardır bu ülkenin parasıyla, imkanlarıyla fonlanan üniversitelerin nasıl deist, ateist, Allahsız, kitapsız ve kendi kültürüne yabancılaşmış nesiller yetiştirdiğinin en somut kanıtı olarak ortada duruyor. Ülkenin idari ve ekonomik gücünü elinde bulunduran Müslümanların, eğitim ve akademi camiasında hala köklü bir hakimiyet kuramamış olması, bu alanları tamamen batı taklitçisi zihniyete teslim etmesi de acı bir gerçek.
Allah'ın ayetinin önüne kortej kurup o kelamı gizlemeye çalışan ve bunu alkışlayan küfür yobazları, bu ülkedeki üniversitelerin önemli bir kısmının hangi zihniyetin işgali altında olduğunu net şekilde ispatlamıştır.
Üniversite kürsülerinden lise sıralarına kadar tüm eğitim sistemi, pozitivizm ve materyalizmin taarruzu altında. Gençliğin kalbine Allah ve Peygamber sevgisi nakşedilmesi gerekirken, batıdan devşirme maddeci öğretilerle dimağlar kurutuluyor. Eğitimde Allah yok, Peygamber yok, din yok, varsa yoksa materyalizm. Neticede, bu toprağın ekmeğini yiyip kendi mukaddesatına düşman kesilen, Allah’ın ayetinden rahatsız olacak kadar zıvanadan çıkmış bir gavur oğlu gavur nesli türetiliyor.





