Haberler

İZÜ'de “Türkçe Küresel Dildir” toplantısı yapıldı

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkçe Küresel Dildir” başlıklı bilim toplantısında, Türkçenin tarihî gelişimi, Arapça ve Farsça ile kurduğu karşılıklı etkileşim ve İslâm medeniyeti içerisindeki yeri ele alındı.

Abone Ol

Prof. Dr. Muhammed Harb Vakfı tarafından İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi’nde düzenlenen “Türkçe Küresel Dildir” konulu bilim toplantısı, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde gerçekleştirildi.

Çoğunluğunu Arap ilim insanlarının oluşturduğu toplantıya, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Azerbaycanlı Oğuz Türkü Dr. Masume İhtiyârî de “Bozkırdan Balkanlara Yayılan Türkçe” başlıklı tebliğiyle katıldı.

Toplantıda Türk dilinin tarih boyunca geçirdiği safhalar, Türklerin İslâmiyet’i kabulünden önce ve sonraki dönemde Türkçenin durumu, çağın ilim dili olan Arapça ve edebiyat ile diplomasi dili olan Farsça ile kurduğu münasebetler kapsamlı biçimde ele alındı.

Türkçeye Arapça ve Farsçadan geçen kelimelerin yanı sıra Arapçaya Türkçe ve Farsçadan, Farsçaya ise Türkçe ve Arapçadan geçen kelimeler nitelik ve nicelik bakımından incelendi. Sunulan bildiriler, Türkçe, Arapça ve Farsçanın birbirinden kopuk diller olmadığını, asırlar boyunca aynı medeniyet havzasında karşılıklı olarak geliştiğini ortaya koydu.

Oryantalist tarih anlayışına ilmî cevap

Toplantının öne çıkan yönlerinden biri, Türklerle Arapları birbirinden uzaklaştıran Batı merkezli tarih ve dil anlayışının sorgulanması oldu. İki yüz yılı aşkın süredir Batılı araştırmacılar tarafından hazırlanan ve Türklerle Araplar arasındaki münasebetleri düşmanlık üzerinden okuyan çalışmaların meydana getirdiği ilmî zemin, toplantıda sunulan bildirilerle yeniden değerlendirildi.

Arap ülkelerindeki bazı okul kitaplarında Türklerin uzun yıllar “sömürgeci” olarak tanıtılması, Türkiye’de ise Şerif Hüseyin ve çevresindeki mahdut bir grubun faaliyetlerinden hareketle bütün Arapların “Türkleri arkadan vurduğu” kanaatinin yaygınlaştırılması, aynı oryantalist anlayışın iki farklı neticesi olarak gündeme geldi.

Toplantıda, Türklerle Araplar arasındaki tarihî münasebetlerin Avrupa merkezli siyasî anlatılar üzerinden değil, yaşanan hadiseler, arşiv vesikaları ve medeniyet birikimi üzerinden ele alınması gerektiği vurgulandı. Böylece uzun yıllar boyunca zihinlere yerleştirilen yanlış kabullerin ilmî çalışmalarla tashih edilmesinin yolu açıldı.

"Türkçe dünya ölçeğinde büyük bir dil"

Türkçenin dünyada en fazla konuşulan diller arasında yer aldığına dikkat çekilen toplantıda, Türk olmayan ilim insanlarının “Türkçe Küresel Dildir” başlığıyla bir araya gelmesi önemli bir gelişme olarak değerlendirildi.

Türkçenin geniş bir coğrafyada konuşulması, tarih boyunca devlet, edebiyat, ilim, askerlik ve diplomasi dili olarak kullanılması, dilin dünya medeniyet tarihindeki yerini ortaya koyan başlıca unsurlar arasında gösterildi.

Toplantıda sunulan bildirilerin Türkçe, Arapça ve İngilizce olarak yayımlanacak olması da ele alınan meselelerin kalıcı hâle gelmesi ve milletlerarası ilim çevrelerine ulaşması bakımından önemli bir adım olarak kaydedildi.

Orta Çağ karanlığı Avrupa’ya aitti

Toplantıda dile getirilen temel hususlardan biri de 8’inci ve 15’inci yüzyıllar arasında dünya medeniyetinin Müslümanlar tarafından temsil edildiği gerçeği oldu. Avrupa tarih yazımının bütün dünyaya teşmil ettiği “Orta Çağ karanlığı” anlayışının, esasen Avrupa’ya ait bir dönemlendirme olduğu hatırlatıldı.

İslâm dünyasının ilim, tıp, matematik, felsefe, astronomi ve mimaride büyük ilerlemeler kaydettiği bu dönemin önemli bir bölümünde Türk devletlerinin hâkimiyet kurduğu, Türkçenin de bu medeniyet iklimi içerisinde gelişerek büyük bir tarihî birikim meydana getirdiği belirtildi.

Alman araştırmacı Sigrid Hunke’nin Türkçeye Avrupa’nın Üzerine Doğan İslâm Güneşi adıyla çevrilen eserinde de Avrupa’nın Palermo ve Endülüs üzerinden İslâm medeniyetinden aldığı ilim ve kültür mirasının anlatıldığı hatırlatıldı. Avrupa’nın bugün kullandığı rakam sistemini dahi Müslümanlardan aldığına işaret edildi.

Yeni toplantılar için başlangıç olması bekleniyor

Türk dili ve edebiyatı alanında çalışan Türk ilim insanlarının toplantıya sınırlı katılım göstermesi bir eksiklik olarak değerlendirilirken, önümüzdeki yıllarda daha geniş katılımlı milletlerarası toplantıların düzenlenmesi temenni edildi.

“Türkçe Küresel Dildir” toplantısının, Türkçenin tarihî ve medenî değerinin yeniden hatırlanmasına, Türklerle Araplar arasındaki ortak mirasın ilmî zeminde ele alınmasına ve Batı merkezli tarih anlayışının aşılmasına katkı sunması bekleniyor.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }