Metin Yüksel, büyük İslam alimlerinden Sadrettin Yüksel ve Norsinli Şeyh Masum Efendi'nin kızı Sarete Yüksel’in ikinci çocuğu olarak 17 Temmuz 1958'de Bitlis'te dünyaya geldi.

Yüksel ailesi, Metin henüz 9 yaşındayken İstanbul'un Fatih semtine taşındı. İlkokulu Hüsam Bey Mahallesi’ndeki Akşemseddin İlkokulu’nda okuyan Yüksel, ortaokul ikinci sınıfta okulu bıraktı. Babasından Kur'an-ı Kerim ve temel İslami bilgiler dersleri alarak kendisini yetiştirdi.

Metin Yüksel, ortaokul sonrasında İslami camiada bilinen teşkilatların çalışmalarına katılmaya başladı. Bu teşkilatlarda önemli işlere imza attı. Akıncılar hareketine katılan Fatih Akıncılar Reisi olan Metin Yüksel, aynı zamanda Salih Mirzabeyoğlu’nun çıkarmış olduğu Gölge dergisinin dağıtıcılığını yapmıştır.

O dönemlerde Salih Mirzabeyoğlu’nun kurduğu ve isminin de mana babası olduğu Akıncılar teşkilatı ile Müslümanların sesi sayha sayha Türkiye’nin her yerinden duyulmaya başlanmış, birçok eylemler yapılmış, Müslümanlar her yerde kendilerini göstermiştir. Kemalist düzene ve düzenin idareci hocalarına karşı sert duruş sergilemişlerdir.

1975-1980’li yıllarda Metin Yüksel’le birlikte boykotlara katılan, Gölge ve Akıncı Güç kadrosunda bulunmuş olan Kâzım Albayrak, Metin Yüksel hakkında şunları anlatıyor:

Anadolu'nun yiğit evladı: Şehid Halil Kantarcı Anadolu'nun yiğit evladı: Şehid Halil Kantarcı

Metin Yüksel'in GÖLGE I. dönemde yanında Hüsnü Kılıç ile "Akıncıların aylık kavga dergisi GÖLGE'ye gelip gittiğini ve derginin muhabir kartını aldığını Yalçın Turgut'un anılarından öğreniyoruz. Metin, parlayan bir genç ve hâliyle aksiyon ocağına geliyor, GÖLGE kadrosunu tanıyor ve derginin dağıtıcısı oluyor. Metin, eylemci çizgisini ve aradığı ruhu orada buluyordu. "Bizi sokağa çekemezler!" diyen tatlısu Akıncılarından nefret eden Metin, suyun tabii akışı gibi GÖLGE ile kaynaşmış, onu kaynaktan nasibince içmiştir.

Metin'in Vakıflar İdaresinden temin ettiği Fatih Akıncıların Haydar semtindeki bürosu, aylık kavga dergisi GÖLGE'nin posterleriyle doluydu, tüm Akıncı teşkilâtlarında olduğu gibi. Metin'in kendi eliyle ve özenle hazırladığı GÖLGE posterleri ile süslediği panoları hâlâ hafızamda. Zaten militan çizgiyi temsil eden başka bir yayın organı yoktu o yıllarda. Metin, Haydar'daki şubede halka ücretsiz sağlık hizmeti de verirdi. Metin, isyancı ruhundan dolayı bağımsız hareket eder veil yönetimini pek takmazdı. Ancak GÖLGE kadrosu olarak bizler İstanbul İl Yönetimine gelince Metin'le çok sıcak ilişkilerimiz oldu, birçok eylemde birlikte olduk. O aradığı merkez sesi yönetimde bulmaktan çok memnundu, tabii onun gibi teşkilâtlardan da biz memnunduk.

Metin'le ortak birçok anım vardır, bunlardan bazılarını zikredeyim: YIE boykotlarındaki anılardan daha önce bahsetmiştim. Mecidiyeköy'de ülkücülerle çatışmada, İstanbul il yönetiminden Kaya ve ben, Metin'in ekibiyle birlikteydik.

Metin ile Fatih Vakıflar yurdunda da cihad ile dolu vakitlerimiz olmuştur. Topkapı ve Valide-i Atik yurtlarındaki hadiseler vs. Metin'le ortak anılarımdandır. "Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere ve çağlara..." sloganı Metin'e aitti.

Bir gün Metin'le Sultanahmet'te karşılaştık. Ben vazifeli olduğum Akıncılar İstanbul İl Merkezine gidiyordum, Metin ise oradan geliyordu. O zaman Amerika'nın adamı Şah'a karşı İran halk hareketini destekliyorduk. Metin, kalaşnikoflu afişler hazırlamış ve matbaaya gidecekti. Maddi olarak bazı eksiği vardı, onu karşıladım ve gitti. Metin ve biz Ehl-i

Sünnet itikadındaydık. İran'daki devrimi Amerika'nın bölgede bir darbe alması olarak görüyor ve buradaki harekete bir yakıt olarak kullanmak istiyorduk. Zaten 1980 öncesinde "İrancılık" diye bir olay yoktu. Metin'in bu afişleri hazırlaması ne kendisi ne başkası için "İrancılık" diye bir değerlendirmeye yol açar. Bu olsa olsa şehit istismarcılığı olur.

Yalçın Turgut Balaban'ın Metin Yüksel ile ilgili söylediklerinin bir bölümü şöyle: "Velhasıl (Metin Yüksel) Gölge Dergisi'ne gidip gelirken büyüdü. Onsan sonra, Akıncılar iyice ortaya çıktıktan sonra, Fatih'te bayağı inisiyatifi ele aldı. Akıncı gençliği demetleyen, fikirde ve fiilde örgütleyen Gölge Dergisi'nde poster olarak verdiğim şeylerin hepsini Fatih'teki yurdun cadde duvarına, beş-on metre boyunda, sloganlarıyla, desenleriyle birlikte çizerdi. Bu çizimleri her sayı poster çıktıkça değiştirirdi... Vefat gününü daha önce anlatmıştım. İzmir'den aksiyondan geldi. "Abi eve gidip bir duş alayım, bir saat uyuyayım, cumayı kılar gelirim. Gelince daha tafsilatlı rapor veririm." dedi. "Tamam yavrum." dedim. Bir gitti ondan sonra şehadet haberi geldi."

Rahmetli Metin'in Fatih Postanesinin önünde GÖLGE kartpostallarını satarken Moro Destanı'nı da kasetten devamlı çaldığını hatıralarım arasına ilave edeyim. (Kâzım Albayrak, Gölge’den Akıncı Güç’e İslâmî Hareketin Temelleri, Kökler Yayınları s.172-173)

Metin Yüksel, 23 Şubat 1979 tarihinde, Cuma namazını kıldıktan hemen sonra Fatih Camii'nin avlusunda kurşunlanarak şehit edildi.

Metin Yüksel 26 Şubat 1979 Pazar günü tekbirler eşliğinde Fatih Edirnekapı Şehitliği‘nde toprağa verildi.