O gün tertip edilen miting Balkan tarihi için önemli kırılmalardan birini teşkil ediyordu. Miloseviç'in Kosova Ovası'nda düzenlediği miting alanına 1 milyon Sırp toplanmıştı.
Mitingin teması ise daha sonra yaşanacak soykırıma işaret ediyordu. Üstelik bizi de yakından ilgilendiriyordu. Tarih 28 Haziran 1989'du. Yani Kosova Savaşı'nın 600. Yıldönümü. Mitingde bizzat Sırp Başkan Miloseviç tarafından toplanmış Sırplar intikam yeminleri ediyor, özellikle de Müslüman Boşnak ve Arnavutlara nefret kusuyordu.
Tabii nefretten payını alanlardan biri de Türk milletiydi. Boşnaklar ve Arnavutlar önemli oranda Türklüğün uzantısı olarak görüldükleri için de nefretin hedefi oluyorlardı.
Sokakta karşılaşacağınız herhangi bir Türk'ün bile zor hatırlayacağı 1. Kosova Savaşı'ndaki hezimeti ulusal kimliklerinin ve hafızalarının temel direği olarak gören bunu da bir nefret vesilesine dönüştüren radikal Sırp zihniyeti böyle oluşmuştu. Radikal Yunan, Ermeni, Bulgar veya İsrailli zihniyetlerini de hatırlatan bir düşmanlıktı bu.
Geçtiğimiz günlerde, elinde binlerce Bosnalı kardeşimizin kanı bulunan, Bosna kasabı Mladiç'in ölümü ve sonrasında yaşananları görünce bu zihniyetin hâlâ ne kadar canlı olduğu yine anlaşıldı. Bosna Kasabı olarak bilinen ve Lahey'de yargılanıp ceza alan Mladiç'in ölümü sonrası Sırplar "General" sıfatı ile Mladiç'i bir kahraman gibi anmaya, resmini öpmeye, Sırbistan Devleti de katili resmen sahiplenmeye başladı. Soykırım vahşetini, uluslararası hukukun ve camianın tutumuna rağmen bu derecede sahiplenmeleri işte tam da o Türk ve İslam düşmanı zihniyetin devamını tekrar gösteriyor.
"Türklerden intikam alacağız" sloganıyla Srebrenitsa başta olmak üzere Bosnalı kardeşlerimizi katleden bu zihniyeti bir ân olsun unutmak gibi bir lüksümüz bulunmuyor. Çünkü başka milletler bizim gibi hafızasız değiller.
Her ne kadar 100 yıl önce çizilmiş sınırların dışında kalmış olsa bile Türklüğün hâlâ devamı ve manevi parçası olan topraklar, halklar var. Kafkaslar'dan Balkanlar'a ve Ortadoğu'ya kadar böyle birçok yerden ve halktan bahsedebiliriz. Türk düşmanları tarafından da bu durum böyle okunuyor ve Türkiye'nin uzantısı görülen kardeş halklara da fırsat bulundukça açıkça Türk nefreti ile saldırılıyor. Hocalı Soykırımı'nın talimatını verenler de bunu saklamıyordu Srebrenitsa Soykırımı'nı başlatanlar da...
Türkiye'nin Balkanlar'daki manevi uzantısı, kardeş ülkemiz, vatan toprağı Bosna'da son günlerde yaşananlar can sıkıcı bir seviyeye ulaşmış durumda. Çünkü savaştan itibaren iyi kötü bir barışı koruyabilmiş Bosna'da tekrar bölünme ve iç savaş tartışmaları başlamış durumda. Sırpların nefret gösterileri de bunu artırmış durumda.
Aslında Bosna'da tam olarak bir istikrar oluşup oluşmadığı hep tartışmalıydı.
1990'larda yaşanan savaşın, katliam ve soykırımın neticesinde ortaya çıkan Dayton Anlaşması'nın üzerinden 30 yıldan fazla zaman geçti.
Bu yıllar boyunca Bosna'da kan durdu ancak ortaya çıkan 3 başkanlı, federatif bölgelerden ve kantonlardan oluşan karmaşık devlet yapısı istikrarsız ve eklektik bir yapı olarak süregeldi.
Zaten Bosna'nın hem Sırpların hem de Hırvatların çoğunlukta olduğu farklı yerlerine gittiğimizde Bosna bayrağı neredeyse görünmez oluyor ve ya Sırp ya da Hırvat bayrakları ile ve dev haçlarla donatılmış durumda karşımıza çıkıyor.
Maalesef Türkiye'nin ayağının tökezlemesini bekleyen, Bosnalı kardeşlerimize karşı tekrar düşmanlık yapmak için gün sayan unsurlar da hâlâ bulunuyor. Sırplar tarafından Mladiç'e gösterilen bu sevgi de bunu gösteriyor.
Ama şunu söylemek gerekiyor ki ne Türkiye eski zayıf Türkiye ne de Bosnalı kardeşlerimiz sahipsiz...
Oğuzhan Bilgin, Akşam