2025'te Leman Dergisi'nin 26 Haziran sayısında Peygamber Efendimiz'e ve Hz. Musa aleyhisselamın alçakça resmedilmesinin ardından Müslümanlar İstiklal Caddesi'ne akın etti. Kalabalığa seslenen Alper Kaan Aykut, yaptığı konuşma nedeniyle hakim karşısına çıkarıldı.

Aykut’un "halk arasında korku ve panik yaratmak" iddiasıyla alt sınırı iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası içeren maddeden yargılanması, Türkiye'deki adalet sisteminin çifte standartlarını bir kez daha gözler önüne serdi.

Müslümanların uğruna her şeyini feda etmesi gereken Peygamber Efendimize hakaret edildiğinde tüm Türkiye'nin ayağa kalkması gerekirken, bu alçaklığa sadece birkaç yiğidin dur demesi çevrede rahatsızlık uyandırdı.

İsrailli isimlerden seçim değerlendirmesi: Hezimete Gazze ve İran siyaseti sebep oldu
İsrailli isimlerden seçim değerlendirmesi: Hezimete Gazze ve İran siyaseti sebep oldu
İçeriği Görüntüle

Kur'an-ı Kerim'e, camilere ve İslâm'ın mukaddes değerlerine yönelik saygısızlıkların yaşandığı bir memlekette, Peygamber Efendimize sahip çıkan gençlerin yargılanması, hukuk sisteminin hangi değerleri ne ölçüde koruduğu sorusunu gündeme getiriyor.

Burada mesele yalnızca Alper Kaan Aykut'un şahsı değildir. Mesele, Müslümanların kendi vatanlarında inançlarını ve mukaddesatlarını savunurken karşılaştıkları muameledir.

Laik-Kemalist anlayışın hassasiyetleri söz konusu olduğunda hukukî ve siyasî mekanizmaların süratle harekete geçiriliyor fakat Müslümanların inanç değerleri aşağılandığında aynı hassasiyet gösterilmiyor. Üstelik mukaddesatına sahip çıkmak için meydanlara inen Müslümanlar, bu defa da kamu düzenine tehdit olarak gösteriliyor.

Allah Resulü'nü kendi canından, malından ve bütün dünyalık menfaatlerinden üstün tutmak, Müslüman için imanının bir gereğidir. Peygamber Efendimize yönelik bir saygısızlık karşısında Müslümanların tepki göstermesi, mensup oldukları dinin ve medeniyetin tabiî bir neticesidir.

Asıl sorgulanması gereken, Peygamber Efendimizin karikatürize edildiği gerekçesiyle büyük tepki çeken böyle bir yayın karşısında neden çok daha güçlü, müşterek ve kararlı bir Müslüman tavrının ortaya konulamadığıdır. Ve böylesi bir irin yuvasının kapatılmadığıdır.

Müslümanın en büyük şereflerinden biri olan Peygamberi müdafaa etmek, ne zamandan beri suç oldu?

Cami duvarlarına bevledenler, avlularda her türlü saygısızlığı yapanlar, Kur'an'a ve mukaddesatımıza saldıranlar karakolun bir kapısından girip diğerinden çıkarken ya da komik cezalarla yırtarken; dinini ve değerlerini savunan sesler ağır cezalarla bastırılmak isteniyor.

Türkiye’deki hukuk sistemi laik-Kemalist kesimin hassasiyetleri söz konusu olduğunda ışık hızında seferber olurken, Müslümanlara adeta parya muamelesi yapmaya devam ediyor. Değerlerimiz alaşağı edilirken sus pus olan bu Kemalist hukuk, hakikati haykıran gençleri ise hapis tehdidiyle yargılıyor.