Taksim’deki sapkınlık yuvası Tekyön isimli i.ne (gay) kulübü, 8 Temmuz Çarşamba günü İstanbul Boğazı’nda devasa bir gemiyle sapıklıklarının propagandası yapmaya, Müslüman Anadolu'nun kalbinde pervasızca boy göstermeye hazırlanıyor. Yurt içi ve yurt dışından 3 bin kişilik bir katılım kontenjanıyla organize edilen bu iğrenç programın göz göre göre pisliğini yaymasına izin mi verilecek?
Yüzyıllardır İslam sancaktarlığını yapmış, her karış toprağı şehit kanıyla ve manevi mirasla yoğrulmuş bu mukaddes şehirde, sapkın akımların bu denli pervasızca boy göstermesinin izah edilebilir bir tarafı yoktur. Kendilerinin bile açık açık marjinal olduklarını söyledikleri bu aşağılık güruhlar, toplumun ortak değerlerini hiçe sayma cüretini kimden ve nereden alıyor?
Bu ahlaksız güruhun yayınladığı tanıtım videoları ise tam bir kepazelik. İslam'ın, fethin ve şerefimizin sembolü olan Ayasofya Camii'ni, o iğrenç yarı çıplak görüntülerine fon yapmışlar. Bizim gözbebeğimiz olan mabetleri, kendi sapkın propagandalarına alet edecek cüreti nereden buluyorlar?
Bu, Müslüman Anadolu'nun ruh köküne ve kutsallarına karşı yapılmış açık bir meydan okumadır! Yarı çıplak 5 bin sapığın Ayasofya'nın dibinde, Boğaz'ın ortasında bu şovları yapmasına göz yummak, bu saldırıya ortak olmaktır.
SAPIKLARIN GÜZERGAHINDA AYASOFYA DA VAR!
— Baran Dergisi (@barandergisix) June 26, 2026
⚠️Tamamen LGBT'li sapıklardan oluşan "dünyanın en büyük eşcinsel gemisi" olarak bilinen Atlantis'in 8 Temmuz'da İstanbul'a geleceği programın güzergahında Ayasofya Camii'nin de bulunduğu öğrenildi! https://t.co/dTxROA1vbL pic.twitter.com/366GqbxHbH
Üstelik bu memleketin i.nesi, sapığı yetmiyormuş gibi, şimdi de "turist" kılıfıyla dışarıdan binlerce kişilik sapkın güruhlar organize bir şekilde mukaddes toprağımıza taşınarak gövde gösterisi yapmaya kalkıyor. Bu vatanın evlatları, kendi sokaklarında iğrenç sapkınların görsel şovunu izlemek ve toprağının kirletilmesine seyirci kalmak mecburiyetinde değildir!
Bu provokasyon karşısında sessiz kalan, görmezden gelen yahut bürokratik prosedürlerin arkasına sığınarak bu kepazeliğe yol veren başta İstanbul Valiliği ve İçişleri Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili merciler, kamu düzenini ve en önemlisi milletin ahlaki selametini korumakla mükellef olanlar şu soruların muhatabıdır:
Bu topraklarda İslam'ın ve aile yapısının muhafızı olması gereken devlet ricali, bu hayasız propagandaya hangi hakla müsaade ediyor?
Sizler bu necip milletin manevi hassasiyetlerini korumakla mı memursunuz, yoksa küresel ifsat şebekelerinin konforunu sağlamakla mı? Siz kimi temsil ediyorsunuz?
Müslüman Anadolu, yetkililerden, Batı'ya şirin görünme kaygısı gütmeden, milli ve manevi değerler adına acil, somut ve tavizsiz adımlar atarak bu rezaletin önüne geçmesini istiyor.
Baran Dergisi