Tarih

Tarihte bugün: Srebrenitsa Katliamı

Bosna-Hersek’in Srebrenitsa şehrinde 11 Temmuz 1995’te başlayan soykırımda, Ratko Mladiç komutasındaki Sırp birlikleri en az 8 bin 372 Müslüman Boşnak erkek ve çocuğu sistematik biçimde katletti. Birleşmiş Milletler tarafından “güvenli bölge” ilan edilen şehir, Hollandalı askerlerin gözü önünde işgalcilere teslim edildi. Aradan geçen 31 yıla rağmen bine yakın Bosnalının naaşına hâlâ ulaşılamadı.

Abone Ol

Yugoslavya’nın parçalanmasıyla başlayan Bosna Savaşı’nın en karanlık safhası, 11 Temmuz 1995’te Srebrenitsa’da yaşandı. Avrupa’nın ortasında, bütün dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen soykırımda en az 8 bin 372 Müslüman Boşnak erkek ve erkek çocuk katledildi; binlerce kadın, çocuk ve yaşlı yerlerinden sürüldü.

İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa topraklarında yaşanan en büyük toplu kıyım olarak kayıtlara geçen Srebrenitsa, Batı’nın “insan hakları”, “uluslararası hukuk” ve “güvenli bölge” söylemlerinin gerçek mahiyetini de ortaya çıkardı.

Josip Broz Tito’nun 1980’deki ölümünün ardından Yugoslavya’daki siyasî ve etnik gerilimler giderek arttı. Federasyonu meydana getiren cumhuriyetlerin bağımsızlık talepleri, 1990’lı yılların başında Yugoslavya’nın parçalanmasına yol açtı.

Bosna-Hersek’in bağımsızlığını ilan etmesinin ardından, Sırbistan tarafından desteklenen Bosnalı Sırp birlikleri Müslüman Boşnakların yaşadığı şehir ve köylere karşı geniş çaplı saldırılar başlattı. Boşnak halkı sürgün, toplu infaz, tecavüz, işkence ve kuşatma yoluyla kendi topraklarından çıkarılmaya çalışıldı.

Bosna’nın doğusunda bulunan Srebrenitsa, çevredeki Sırp saldırılarından kaçan on binlerce Müslümanın sığındığı bir şehir hâline geldi. Savaştan önce yaklaşık 24 bin olan nüfus, mültecilerin gelişiyle 40 ila 60 bin arasına yükseldi. Açlık, ilaçsızlık ve hastalıkların hüküm sürdüğü şehir, dış dünyadan koparılmış büyük bir kuşatma alanına dönüştü.

Sözde "güvenli bölge" ilanı

Birleşmiş Milletler, Srebrenitsa’yı 1993 yılında “güvenli bölge” ilan etti. Şehrin korunması görevi Hollanda askerlerinden meydana gelen BM Barış Gücü birliğine verildi.

Boşnakların ellerindeki silahlar, güvenliklerinin BM tarafından sağlanacağı gerekçesiyle toplandı. Böylece şehir, yaklaşan Sırp saldırısı karşısında savunmasız bırakıldı.

Ratko Mladiç komutasındaki Bosnalı Sırp ordusunun saldırıları yoğunlaştığında Boşnaklar, kendilerinden toplanan silahların geri verilmesini istedi. Hollandalı birliklerin komutanı Thom Karremans bu talebi reddetti. BM yönetimi etkili bir askerî müdahale gerçekleştirmedi; sınırlı hava faaliyetleriyle yetindi.

11 Temmuz 1995’te Ratko Mladiç’in birlikleri Srebrenitsa’ya girdi. Ağır silahlarla donatılmış Sırp ordusu karşısında Hollandalı askerler geri çekildi. Şehrin güvenliğinden sorumlu BM birliği, kendisine sığınan yaklaşık 25 bin Müslümanı Sırp güçlerinin insafına terk etti.

Daha sonra ortaya çıkan görüntülerde Mladiç’in, şehri boşaltan Hollandalı komutan Karremans’a hediye verdiği görüldü. Bu görüntüler, Srebrenitsa’daki teslimiyetin ve ihanetin sembollerinden biri hâline geldi.

Erkekler ailelerinden koparıldı

Sırp birlikleri şehri ele geçirdikten sonra Potoçari’deki BM yerleşkesine sığınan Müslümanları kadınlar, çocuklar ve erkekler şeklinde ayırdı. Kadınlarla çocukların büyük bölümü otobüslere bindirilerek bölgeden sürüldü. Erkekler ve erkek çocuklar ise sorgulama bahanesiyle alıkonuldu.

Yaşları küçük çocuklardan yaşlılara kadar binlerce Müslüman; depolara, okullara, fabrikalara ve boş arazilere götürüldü. Gruplar hâlinde kurşuna dizilen Boşnakların bir kısmı diri diri gömüldü. Bazı babalar çocuklarının, bazı çocuklar babalarının öldürülmesine şahit olmaya zorlandı.

Srebrenitsa’dan ormanlık alanlar üzerinden Tuzla’ya ulaşmaya çalışan binlerce kişi de Sırp askerlerinin pusularında, bombardımanlarında ve toplu infazlarında şehit edildi.

Sırp Cumhuriyeti Ordusu’nun yanında “Akrepler” adıyla bilinen Sırbistan özel birlikleri de katliamlara katıldı. Soykırımın birkaç gün içinde, önceden hazırlanmış plan doğrultusunda gerçekleştirildiği uluslararası mahkemelerde ortaya konuldu.

Cesetler toplu mezarlar arasında taşındı

Sırp güçleri işledikleri suçları gizlemek ve kurbanların kimliklerinin belirlenmesini zorlaştırmak amacıyla şehitlerin naaşlarını toplu mezarlara gömdü. Daha sonra bu mezarlar iş makineleriyle açılarak cesetler parçalandı ve farklı bölgelere nakledildi.

Bu sebeple aynı kişiye ait kemik parçaları birbirinden kilometrelerce uzaktaki farklı mezarlarda bulundu. Bosna-Hersek’te yürütülen çalışmalar sırasında yüzlerce toplu mezar ve binlerce ferdi mezar ortaya çıkarıldı.

DNA incelemeleriyle kimliği belirlenen kurbanlar, her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda düzenlenen törenlerle toprağa veriliyor. Ailelerin bir kısmı, yakınlarından geriye kalan birkaç kemik parçasını defnedebiliyor.

Potoçari’de sıralanan binlerce beyaz mezar taşı, Avrupa’nın göbeğinde Müslümanlara karşı işlenen soykırımın sessiz şahitleri olarak duruyor. Katledilenlerin bine yakınının naaşı veya kimliği hâlâ tespit edilemedi.

Hollanda hükümeti istifa etti

Hollanda hükûmeti, Srebrenitsa’nın düşüşü ve Hollandalı askerlerin rolüne ilişkin hazırlanan raporun ardından 2002 yılında topluca istifa etti.

Sonraki yıllarda Hollanda mahkemeleri de barış gücü askerlerinin korumaları altındaki bazı Boşnakları Sırp birliklerine teslim etmek suretiyle hukuka aykırı hareket ettiğine hükmetti. Hollanda devletinin, belirli kurbanların ölümü bakımından kısmen sorumlu olduğu yönünde kararlar verildi.

Bu hükümler, BM bayrağının ve “güvenli bölge” ilanının Srebrenitsa halkını korumadığını; aksine silahsızlandırılan Müslümanların katillerine teslim edildiğini tescilledi.

Mladiç ve Karadziç’e müebbet hapis

Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi, Srebrenitsa’da yaşananları soykırım olarak kabul etti. Uluslararası Adalet Divanı da 2007 yılında Srebrenitsa’da soykırım işlendiğine hükmetti.

Bosnalı Sırpların askerî lideri Ratko Mladiç, uzun yıllar saklandıktan sonra 2011’de Sırbistan’da sahte kimlikle yakalandı. Mladiç; soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Bosnalı Sırpların siyasî lideri Radovan Karadziç de Srebrenitsa Soykırımı, Saraybosna kuşatması ve diğer savaş suçlarından mahkûm edildi. İlk olarak 40 yıl hapis cezası verilen Karadziç’in cezası 2019 yılında müebbete çevrildi.

Srebrenitsa’daki suçlardan Momçilo Krayişnik, Bilyana Plavşiç, Zdravko Tolimir ve çok sayıda Sırp askerî ve siyasî yetkili de yargılandı. Buna rağmen soykırım mekanizmasının içinde yer alan birçok fail ya hiç yargılanmadı ya da sınırlı cezalarla karşılaştı.

Sırp yönetimi soykırımı inkâr ediyor

Uluslararası mahkemelerin kararlarına rağmen Sırbistan’daki ve Bosna Sırp Cumhuriyeti’ndeki birçok siyasî isim Srebrenitsa’da yaşananların soykırım olduğunu kabul etmiyor.

Sırbistan’ın eski Cumhurbaşkanı Tomislav Nikoliç, 2013 yılında Srebrenitsa’da işlenen “suç” sebebiyle özür diledi; ancak soykırım ifadesini kullanmadı. Bosnalı Sırp siyasetçiler de katliamı küçültmeye, kurban sayılarını tartışmaya açmaya ve suçluları kahramanlaştırmaya devam etti.

Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde Radovan Karadziç gibi savaş suçlularını öne çıkaran bir okul müfredatının hazırlanmak istenmesi, soykırım inkârının yeni nesillere aktarılmaya çalışıldığını gösterdi. Bosna-Hersek Anayasa Mahkemesi, etnik ayrışmayı derinleştireceği gerekçesiyle söz konusu düzenlemeye engel oldu.

11 Temmuz uluslararası anma günü ilan edildi

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 23 Mayıs 2024’te kabul ettiği kararla 11 Temmuz’u “Srebrenitsa Soykırımını Anma ve Düşünme Günü” ilan etti.

193 üyeli Genel Kurulda karar 84 ülkenin desteğiyle kabul edildi. Türkiye’nin de aralarında bulunduğu ülkeler karar lehinde oy kullanırken Sırbistan, Rusya, Çin ve Macaristan’ın da yer aldığı 19 ülke ret oyu verdi. 68 ülke çekimser kaldı, 22 ülke oylamaya katılmadı.

Kararda Srebrenitsa Soykırımı’nın inkâr edilmesi ve savaş suçlularının yüceltilmesi kınandı. Üye devletlere, benzer faciaların tekrarını önlemek amacıyla Srebrenitsa’yı eğitim programlarında ele alma çağrısı yapıldı.

Srebrenitsa’dan Gazze’ye değişmeyen Batı

Srebrenitsa Soykırımı, Batılı devletlerin ve uluslararası kuruluşların Müslüman halkların uğradığı zulüm karşısındaki kayıtsızlığının tarihî vesikalarından biridir.

1995’te Srebrenitsa “güvenli bölge” ilan edilmiş, Müslümanlar silahsızlandırılmış ve ardından işgalci Sırp birliklerine teslim edilmişti. Bugün Gazze’de de aynı uluslararası mekanizmalar işgal, açlık, tehcir ve toplu katliam karşısında karar yayımlamakla yetiniyor.

Uluslararası mahkemelerin hükümleri uygulanmıyor, Birleşmiş Milletler kararları yaptırıma dönüşmüyor, katliamları gerçekleştiren güçler siyasî ve askerî himaye altında tutuluyor. Srebrenitsa’da kurulan cezasızlık düzeni, Gazze’de işlenen suçlara da zemin hazırlıyor.

Srebrenitsa, Batı’nın insan hakları söyleminin Müslüman kanı karşısında nasıl hükümsüzleştiğini gösteren acı bir tarih levhasıdır. Aradan 31 yıl geçmesine rağmen şehitlerin tamamına ulaşılamadı, ailelerin acısı dinmedi ve adalet tam manasıyla gerçekleşmedi.

11 Temmuz, 8 bin 372 Boşnak Müslümanın hatırasını yaşatma günü olduğu kadar, dünyanın seyirci kaldığı soykırımları unutmama ve unutturmama günüdür.

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }