"Yargılama süreci başlı başına bir suçtur"
İsrail Başbakanlık Ofisi, davanın sonlandırılmasına dair yaptığı resmi açıklamada sert bir üslup kullandı. Netanyahu, ordu mensuplarının bu kadar uzun süre yargılanmasını "akıl almaz" bir durum şeklinde nitelendirdi.
Görüntülerin basına sızmasıyla başlayan süreci değerlendiren Netanyahu, şu iddialarda bulundu:
"Askerlere yönelik suçlamalar, İsrail’i dünya kamuoyunda karalamayı amaçlayan bir “kan iftirasıdır.”
İsrail askerlerinin bu iddialarla mahkeme karşısına çıkarılması, kendi içinde bir suç teşkil etmektedir."
Bu tutum, uluslararası hukuk çevrelerinde ve insan hakları örgütlerinde büyük bir infiale sebep oldu.
Eğitim Bakanı'ndan medyaya "özür" çağrısı
Hükümet kanadından gelen destek Netanyahu ile sınırlı kalmadı. İsrail Eğitim Bakanı Yoav Kisch, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı paylaşımla davanın düşürülmesine tam destek verdi. Kisch, skandalın görüntülerini yayınlayarak dünya gündemine taşıyan Kanal 12 televizyonunu hedef aldı.
Bakan Kisch, yabancı bir cisimle yapılan işkenceyi belgeleyen görüntülerin yayınlanmasının orduya zarar verdiğini savunarak, televizyon kanalının İsrail ordusundan derhal özür dilemesi gerektiğini ileri sürdü.
Sde Teiman: Hukukun askıya alındığı nokta
Filistinli esirlerin tutulduğu Sde Teiman askeri hapishanesi, sistematik işkence ve insanlık dışı muamele iddialarıyla uzun süredir gündemdeydi. Tecavüz görüntülerinin sızması, bu kamptaki hak ihlallerini somut bir kanıta dönüştürmüştü. Ancak davanın düşürülmesi ve hükümetin en üst kademelerinden gelen bu destek, İsrail içindeki cezasızlık kültürünün derinleşmesine sebep oldu.
Bu karar, benzer suçların gelecekte tekrarlanması riskini artırırken, uluslararası ceza mahkemelerinin sürece dahil olması yönündeki çağrıları da kuvvetlendirdi.