1848 yılında Musul’un Erbil kasabasında doğan ve asıl adı Muhammed Esad olan Esad Erbilli’nin babası, Nakşi-Halidi Şeyhlerinden Muhammed Said Efendi, dedesi yine Nakşi-Halidi Şeyhi ve Mevlâna Halid-i Bağdadi hazretlerinin halifelerinden Hidayetullah Efendi’dir.

Esad Erbilli Hazretleri ilmi ve tasavvufi bir ortamda büyümüş, babasından ve bölgedeki âlimlerden eğitimler almış, kısa bir sürede de zahiri ilimleri öğrenmiştir. Tasavvufta yetişmek için Tâhâ'l-Harîrî Hazretleri'ne intisap etmiş, beş yıl hizmetinde bulunarak sülûkunu tamamlamış ve hilafet almıştır.

Bu süreçlerde “Meclis-i Meşâyih Azâlığı”na tayin olmuş, Fatih Camii'nde dersler vermiş, Hâfız divanını okutmuştur. Daha sonra Kelâmî Dergâhı’nın şeyhi olmuş ve “Kenzü'l-İrfan” adlı hadis kitabını yayınlamıştır. Bir dönem sürgüne gönderilmiş ve 1908 yılında tekrar İstanbul'a dönmüştür. 1914 yılında Meclis-i Meşâyih Azası daha sonra da Meclis-i Meşâyih Reisi olmuştur. 1915 yılında bu görevinden istifa ederek ayrılmıştır.

Birçok bölgede binlerce bağlısı olan Esad Efendi’nin silsilesi, halifelerinden Mahmut Sami Ramazanoğlu tarafından sürdürülmüştür.

Tekkeler kapatıldıktan sonra Erenköy Kazasker’deki evinde inzivaya çekilmiş fakat burada da Kemalist rejimin askerleri tarafından gözetime tâbi tutulmuş ve sürekli taciz edilmiştir.

23 Aralık 1930 senesinde Kemalistlerin satın aldığı birkaç kişi tarafından hazırlanan Menemen tiyatrosu ile tutuklanmış ve Menemen'e sevk edilmiştir. Erbilli bu süreçte idam talebiyle yargılanmış, yaş haddinden dolayı cezası müebbede çevrilmiştir. Fakat oğlu Ali Efendi idam edilmiştir. Menemen'de askeri hastanede üremiden tedavisi yapıldığı sırada 3 Mart'ı 4 Mart'a bağlayan gece yarısı zehirli iğne ile şehit edilmiştir. Cenazesi ailesine verilmeyerek Menemen'de defnedilmiştir.

İstiklâl Mahkemeleri'nin kurulduğu, Kemalistlerin Müslümanlara zulmettiği, çeşitli entrikalarla alimleri astığı, Kemalizm’in isyancı adı altında Müslümanlara zulmettiği yıllarda yapılanlar nasıl ki, tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya mahkûm edildiyse, Esad Erbilli ve oğluna yapılan bu zulüm de unutulmaya mahkûm edilmiştir.

Üstad Necip Fazıl’ın deyimiyle, bütün şahsiyetli Müslümanları, bilhassa Nakşibendî tarikatı büyüklerini ortadan kaldırmak için hükümetçe düzenlenen Menemen Vak'ası’ndan gaye Müslümanları imha ve yıldırmadır. Kemalizm, bulduğu bahane ile Müslüman avına başlamıştır.

Tarihçi Yaşar Gören ise Menemen hadisesi ile alakalı şunları dile getirmektedir:

“Asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay ile öldürüldükleri söylenen Hasan ve Şevki isimli iki bekçinin mezarları yoktur. Üstelik kayıtlarda da yer almaz. Böyle bir hadise aslında uydurmadır. Menemen’de küçük bir hadise yaşandı. Orada da Kubilay ve bekçiler birkaç yumruk ve tokat yedi fakat bu hadise yukarıya farklı nakledildi. Kubilay orada öldürülmedi ve şehit de değildir. Hadise, sırf ‘irticacı’ veya ‘şeriatçı’ dedikleri Müslümanların defterinin dürülmesi için uydurulmuş bir tiyatrodur.”

Kemalizm’in amacı, İngilizlerle anlaşıp kurdukları Batıcı rejimi ayağa kaldırmak ve buna karşı ve zıt olan alimleri, hocaları, halkı yok etmekti. Kurdukları İstiklal Mahkemeleri de bu amaca hizmet ediyordu. Malumunuz Kemalist rejimin kurduğu bu mahkemeler göstermelikti ve kurt kuzuyu yiyecekse bahanesi her zaman hazırdı. Bu sebepten hazırladıkları tiyatro ile gerçekleştirdikleri Menemen vakası ile İstanbul’dan ve Anadolu’nun çeşitli yerlerinden hocalar gözaltına alınmış ve 37 kişi idama mahkûm edilmiştir. Hatta Esad Efendi’yi ziyaret eden Abdülhakîm Arvasî hazretleri de bu ziyaretlerinden dolayı sorgulanmıştır.

Eserleri:

Kenzü’l-irfân: İbadet ve ahlâka dair 1001 hadisin metin, tercüme ve şerhinden ibarettir.

Mektûbât: Dostlarına gönderdiği mektupları ihtiva eden bir eserdir.

Risâle-i Es‘adiyye: Tasavvuf ve tarikatın mahiyetini ve seyrüsülûk âdâbını anlatan otuz sayfalık bir risâledir.

Tevhid Risâlesi Tercümesi: Evhadüddîn-i Belyânî’ye ait risâlenin tercümesidir.

Fâtiha-i Şerîfe Tercümesi: Sekiz sayfadan ibaret olup ayrıca Risâle-i Es‘adiyye ile birlikte basılmıştır.

Divan: Aruz vezni ile yazdığı şiirleri yer almaktadır.

28 Şubat’ın asıl hedefi İslâm gençliğiydi 28 Şubat’ın asıl hedefi İslâm gençliğiydi

Not: Necip Fazıl’ın “Son Devrin Din Mazlumları” eseri, TDV İslam Ansiklopedisi ve çeşitli kaynaklardan derlenmiştir.