ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı hava saldırılarının ardından Orta Doğu’da tansiyon hızla yükseldi. İran’ın başkenti Tahran ve Kerec’te patlama sesleri duyulurken, İsrail ordusu Tahran’a yönelik yeni saldırı dalgası başlattığını açıkladı. ABD Başkanı Donald Trump, operasyonların “tüm hedeflere ulaşılana kadar” süreceğini belirtirken, İran tarafı ise misilleme saldırılarını artırdı.

Lübnan cephesi

İsrail ordusu, Lübnan’ın güneyi ve Bekaa Vadisi’nde 50’den fazla yerleşim birimini hedef alabileceğini duyurarak bölge sakinlerine tahliye çağrısı yaptı. Uyarının ardından binlerce kişi ülkenin kuzeyine yöneldi. Beyrut ve güney bölgelerde düzenlenen hava saldırılarında onlarca kişinin hayatını kaybettiği, yüzlerce kişinin yaralandığı bildirildi. Lübnan hükümeti acil kabine toplantısı kararı aldı.

Körfez ülkeleri ve ABD üsleri hedefte

İran, Katar, Kuveyt, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne yönelik füze ve İHA saldırıları başlattı. Kuveyt’teki ABD Büyükelçiliği ve Ali es-Salem Hava Üssü’nün hedef alındığı açıklandı. Kuveyt Savunma Bakanlığı bazı ABD uçaklarının düştüğünü, mürettebatın hayatta olduğunu bildirdi. Güney Kıbrıs’taki İngiliz Ağrotur Üssü’nde de kamikaze İHA kaynaklı patlama meydana geldi.

Afganistan: Pakistan ile karşılıklı saldırılarda 52 kişi hayatını kaybetti
Afganistan: Pakistan ile karşılıklı saldırılarda 52 kişi hayatını kaybetti
İçeriği Görüntüle

555 kişi öldü

İran Kızılayı, saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısının 555’e yükseldiğini açıkladı. İran Eğitim Bakanlığı ise bir okul saldırısında çok sayıda öğrenci ve öğretmenin öldüğünü duyurdu. İsrail Savunma Bakanı, hedeflerinin İran’ın askeri kapasitesini ortadan kaldırmak olduğunu belirtirken, İranlı yetkililer Birleşmiş Milletler’e başvurarak uluslararası hukukun ihlal edildiğini söyledi.

Diplomasi ve müzakere tartışmaları

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları daha önce ertelediğine dair iddialar gündeme gelirken, İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi ABD ile müzakere yapılmayacağını açıkladı. Bölgedeki gelişmelerin diplomatik kanallara nasıl yansıyacağı belirsizliğini korurken, askeri hareketlilik birçok ülkeye yayılmış durumda.

Orta Doğu genelinde sirenler, tahliyeler ve karşılıklı açıklamalar sürerken, çatışmanın kapsamının daha da genişleyebileceği değerlendiriliyor.

İran'ın körlüğü

Bu gelişmeler, İran’ın doğrudan hedef alınması ve Hamaney’in öldürüldüğünün duyurulmasıyla “örtülü mücadele” perdesinin kapandığı, devlet merkezlerinin açık biçimde vurulduğu yeni bir safhaya girildiğini gösteriyor; mesele, sahadaki çatışmayı İsrail–İran hattına indirgemekten ziyade enerji akışını ve küresel para düzenini kontrol altında tutma arayışının bölgedeki sert tezahürü olarak okunmalı. Ancak bu tablo, Tahran yönetiminin uzun yıllar boyunca izlediği politikaların sorgulanmasını da zorunlu kılıyor. Bölgesel nüfuz arayışı adına yürütülen mezhep eksenli müdahaleler, Irak ve Suriye başta olmak üzere birçok sahada yaptığı zulümler, bugün İran’ın yalnızlaşmasının zeminini de hazırladı. “Direniş” söylemiyle yürütülen stratejinin arka planında zaman zaman örtülü diplomasi ve gizli pazarlık iddialarının gündeme gelmesi, özellikle müzakere süreçlerinin nerede ve hangi şartlarda yürütüldüğüne dair tartışmaları artırdı; görüşmelerin Türkiye yerine Umman’a kaydırılması da bu bağlamda şeffaflık ve niyet sorgulamalarını beraberinde getirdi. Son aşamada ortaya çıkan yıkım, dış müdahalenin sonucu ile birlikte içeride yapılan stratejik tercihlerin ve hesap hatalarının da neticesi oldu. Bölgesel güç olma iddiasıyla atılan adımların, ülkeyi doğrudan hedef hâline getiren bir kırılmaya evrilmesi, ciddi bir “stratejik körlük” başlığı açıyor; yaşananlar, bölgesel siyasette kısa vadeli kazanım hesabıyla yürütülen çok katmanlı oyunların uzun vadede ağır bedeller doğurabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek olarak kayda geçiyor.