Kenyalı bilim adamı P.L.O. Lumumba’nın bir Afrika ekonomi forumda dile getirdiği gerçekler, aslında sadece bir kıtanın ekonomik çıkmazını değil, Batılı "beşeri sistemlerin" insanlığı nasıl bir cendereye hapsettiğini ifşa etmektedir. Lumumba, "Afrika’da 33 para birimi var ama hiçbir yerde geçmiyor" derken, aslında sahte egemenliklerin ve kağıt üzerindeki bağımsızlıkların iflasını ilan etmektedir.
Kendi kıtasında dahi değer göremeyen para
Afrika’daki 54 ayrı merkez bankası ve 33 farklı para birimi, aslında sömürgeci aklın kıtaya vurduğu "parçala ve yönet" mührünün güncel halidir. Kendi şilingini komşusu Etiyopya’da kabul ettiremeyen bir yapının, küresel ölçekte "varlık" göstermesi imkansızdır. Bu durum, iktisadın sadece bir rakamlar bütünü olmadığını, bir vahdet (birlik) meselesi olduğunu gösterir. Birlik olamayan coğrafya, kendi alın terini Dolar ve Euro gibi küresel putların sofrasına meze yapmak zorundadır. Nitekim kıtadaki işlemlerin %80’inin dışarıda ve dolarla bitirilmesi, emeğin doğrudan emperyalist merkeze transferidir.
"Mickey Mouse" bankacılığı: Kukla kurumlar devri
Lumumba’nın "Mickey Mouse" (oyuncak-uyduruk) banka benzetmesi, meselenin can damarıdır. Bu bankalar, halkın refahını değil, küresel finans sisteminin sahadaki bekçiliğini yapmaktadır. Eğer bir merkez bankası kendi coğrafyasının ticaretine yön veremiyor, halkının cebindeki parayı bir "değer" olarak koruyamıyorsa, o kurum sadece kağıttan bir kuledir. Batı’nın dayattığı bu sistemde Afrikalı ülkeler, kendi sahalarında "küçük lig" oyuncusu bile olamayıp, tribünden kendi sömürülüşlerini izleyen mahzun bir kalabalığa dönüştürülmüştür.
İnsanını kendi toprağına küstürmeyi başaran vahşi sömürge
Hadisenin en yakıcı ve kalbi sızlatan tarafı, Lumumba'nın aktardığı Nijeryalı bir kadının Akdeniz’in ortasında kurtarıldığında sarf ettiği o dehşetli cümledir: "Ölsem bile Afrika’ya dönmeyeceğim."
İnsan, fıtratı gereği vatanına, evine meyyal bir varlıktır. Bir insanı, kendi toprağından kaçıp devasa bir mezarlığa dönen Akdeniz’de ölümü göze alacak kadar çaresiz bırakan şey, sadece "yoksulluk" değildir; bu, bir onur ve ümit kırılmasıdır. Afrika’nın parası pul, bankası kukla, siyaseti prangalı kılındıkça; insanı da kendi toprağına yabancılaşmaktadır. Bu feryat, Batı'nın sahte "insan hakları" maskesinin altındaki vahşi dişlerin bir delili hükmündedir.
Sömürge düzenin çarklarından çıkıp kendi nizamına koşmak
Sahici bir hürriyet, sömürgecinin lütfettiği pasaportla veya onun icazetiyle basılan parayla kaim değildir. Afrika’nın ve dahi tüm mazlum coğrafyaların önündeki esas mesele, sadece bir "para birliği" kurmak değil; paradan evvel, eşya ve hadiselere bakışta müstakil bir idrak inşa etmektir.
Zira zayıflık bir kader değil, bir "tercih" ve "teşkilatsızlık" neticesidir. Kendi içinde 33 parçaya bölünüp birbirine yabancılaşanlar, tek bir merkezden idare edilen küresel harami düzeni karşısında sadece "Mickey Mouse" hikayeleri anlatmaya mahkûmdur. Ya kendi ruh köküne bağlı bir ittihad hamlesiyle gerçek ligin kurallarını koyacaksınız, ya da Akdeniz’in karanlık sularında sadece birer istatistik olarak kaybolan nesillerin vebalini sırtlanacaksınız. Kurtuluş, taklit edilen sistemlerin içinde değil, bizzat o sistemleri reddeden özgün bir nizamın şafağındadır.
Baran Dergisi