TBMM, suça sürüklenen çocuklarda aile sorumluluğunu artırmak için kolları sıvadı. Çocuğuna sahip çıkamayan anne-babaya ağır hapis cezaları yolda. Evet, bu hamle yerinde ve destekliyoruz ancak madalyonun diğer yüzü neden görmezden geliniyor? Bir çocuğun ömrünün yarısı dört duvar arasında, okul sıralarında geçiyor. Anne-babaya kesilen faturanın bir benzerinin, o çocukları evlerinden alıp "başka birine" dönüştüren eğitim sistemine kesilmesi gerekmiyor mu?

Evde verilen terbiyenin okulda öğütüldüğü bir sistemle karşı karşıyayız. Müslüman olarak okula gönderdiğimiz evlatlarımız; ne İslam’dan, ne Allah’tan, ne de Peygamber ahlakından izler taşıyan bir tornadan geçiyor. Sonuç ise hüsran: Agnostik, deist veya ateist bir nesil. Biz evde değerlerimizi inşa etmeye çalışırken, okul müfredatı adeta bir yıkım ekibi gibi çalışıyorsa, anne-babayı cezalandırmak ne kadar adil?

Kemalist Öğretiler ve Batı Dayatması

Bugün okullarımızda "bizim" diyebileceğimiz değerler yerine, bir vesayet rejimi gibi kafalara indirilen Kemalist öğretiler ve Batılı değerler hüküm sürüyor. Eğitimin kaçta kaçı gerçekten bize ait? Ahlak ve maneviyatın yerini seküler dayatmalar aldığında, çocukların suç batağına saplanması kaçınılmaz hale geliyor. Savcıların "çocuklar cezaevini rütbe görüyor" tespiti, aslında eğitimin verdiği manevi boşluğun bir itirafı değil midir?

Yetki Yok Ama Sorumluluk Tam!

Mesele sadece müfredatla da bitmiyor; devlet, anne-babaya "Çocuğun suç işlerse hapse girersin" derken, aynı ebeveyne "Çocuğunu bu suçtan koruman için gereken disiplini sağla" demiyor. Bilakis, modern yasalar adı altında ebeveynin eli kolu bağlanmış durumda.

Bugün bir baba, evladını yanlış arkadaş çevresinden koparmak için müdahale etse veya inancının gereği bir yaşam biçimini telkin etse, çocuk "özgürlüğüm kısıtlanıyor" diyerek polisi arayıp ailesini şikayet edebiliyor. Hatırlayalım; daha yeni bir imamın kızı, hayat tarzı konusundaki anlaşmazlık sonrası sistemin babayı etkisiz ve yetkisiz kılmasıyla trajik bir sürecin öznesi oldu.

Hak ve Sorumluluk Dengesi Şart

Hukukun temel ilkelerinden biri olarak mesuliyet, yetki ile birlikte gelir. Eğer bir anne-babayı çocuğun fiillerinden dolayı hapse atacaksanız, ona o çocuğu terbiye etme, yanlış yoldan döndürme ve üzerinde otorite kurma hakkını da yasal güvence altına almalısınız. Mevcut sistemde;

  • Çocuğa "aileni dinlemeyebilirsin, devlet senin arkanda" deniliyor.

  • Müfredatla ailenin değerleri "çağ dışı" ilan ediliyor.

  • Ama çocuk suç işleyince kelepçe aileye takılıyor. Bu tam bir mantık tutulmasıdır.

Sadece Evde Değil, Okulda da Kaybediyoruz

Eğitimcilere ve müfredat yapıcılarına dokunmadan, laik eğitim sistemiyle "masum çocuk" yetiştirebileceğimizi sanmak en büyük yanılgımızdır. Bir taraftan ihya etmeye çalışıp diğer taraftan sistem eliyle yıkmak, beyhude bir çabadır.

Uçkur parti, Kemalizm mirasını yaşatıyor
Uçkur parti, Kemalizm mirasını yaşatıyor
İçeriği Görüntüle

Evet, ailelerin sorumluluğu artsın, fakat asıl büyük hesap; çocuklarımızı bizden koparan, onları inançsızlık ve ahlaki erozyonla baş başa bırakan o "ithal" müfredattan ve aileyi etkisizleştiren yasalardan sorulsun. Sorumluluğu verdiğiniz aileye, önce "velayet ve terbiye hakkını" geri verin!

Baran Dergisi