Bir yanda Türkiye'nin artan maliyetleri karşılamak için altında satışa geçmesi, diğer yanda Çin'in rekor düzeydeki dolar varlıkları, Amerikan parasının ticaretteki sarsılmaz ağırlığını kanıtlıyor.
Türkiye'den Kur Savunması İçin 8 Milyar Dolarlık Altın Satışı
Dolara olan bu zorunlu dönüşün en taze yansımalarından biri Türkiye'de yaşandı. Son 10 yılda altın rezervlerini 135 milyar dolara kadar çıkararak dünyanın en iddialı altın toplayıcılarından biri olan Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), İran savaşının enerji fiyatlarına yansımasıyla strateji değiştirdi.
Artan ithalat maliyetleri ve piyasadaki yüksek döviz talebi, Merkez Bankası'nı nakit dolar oluşturmaya itti. Banka, mart ayı içinde sadece iki hafta gibi kısa bir sürede yaklaşık 60 ton altını satarak veya takas ederek 8 milyar doların üzerinde bir kaynak elde etti. Ağırlıklı olarak Londra pazarı üzerinden döviz takası yoluyla yapılan bu işlemler, Türk lirasını savunmak ve piyasanın nakit ihtiyacını karşılamak için devreye sokuldu.
Çin'in Verileri Gerçeği Söylüyor: Dolar Sistemden Çıkmıyor
Türkiye'nin bu nakit arayışı, aslında dünya genelindeki daha büyük bir resmin parçası. Doların eski mutlak hakimiyetinin yavaş yavaş aşındığı bir gerçek. Ancak bu sistemin çöktüğünü söylemek, eldeki verilerle uyuşmuyor. Dünyada Amerikan hegemonyasına en çok kafa tutan ülkelerin başında gelen Çin'in bankacılık verileri, doların dış bilançolarda hala çok baskın ve hatta güçlenen bir rol oynadığını gösteriyor.
Açıklanan son rakamlara göre, Çin bankalarının dış varlıklarının yüzde 49'u, yani tam 970,4 milyar doları ABD doları cinsinden tutuluyor. Bankaların toplam net dış döviz varlıkları 710,1 milyar dolara ulaşırken, bunun çok büyük bir kısmını yine net dolar varlıkları oluşturuyor. Ayrıca Çin bankalarının uluslararası bankalardaki net dolar alacakları da istikrarlı bir şekilde yükseliş eğiliminde.
Finans çevreleri şu haklı soruyu soruyor: Eğer petrodolar gerçekten çöküyorsa, Çin bankaları neden bu kadar yüksek miktarda net dolar pozisyonu tutmaya devam ediyor? Görünen o ki, ülkeler dolara bağımlılıktan kurtulmayı ne kadar çok istese de mevcut finans mimarisinin sunduğu likiditeden öyle kolayca vazgeçilemiyor.
Altın Güvenli Liman Olmaya Devam Ediyor Ancak Nakit Kral
Yaşanan bu nakde (dolara) hücum hali, altının devrinin kapandığı veya değerini yitirdiği anlamına kesinlikle gelmiyor. Aksine altın, ülkelerin en büyük kalkanı ve uzun vadeli en güvenilir limanı olma özelliğini koruyor. Ancak iş günübirlik ödemeleri yapmaya, yükselen petrol faturalarını karşılamaya ve yerel para birimlerini savunmaya geldiğinde, ülkelerin acil olarak dolara ihtiyaç duyduğu gerçeği bir kez daha karşımıza çıkıyor.
Son haftalarda uluslararası borsa yatırım fonlarından (ETF) 43 tonluk altın çıkışı yaşanması ve merkez bankalarının altın biriktirme hızında frene basması, altına olan güvenin kaybolmasından değil, acil nakit ihtiyacından kaynaklanıyor. Kısacası altın, devletlerin en büyük sigortası olmaya devam ediyor; ancak günlük ticarette dolar sisteminden bir çırpıda kurtulmanın pek de mümkün olmadığı tüm çıplaklığıyla görülüyor.





