ICE ve "Operation Metro Surge”

İnfazın faili olan ICE (U.S. Immigration and Customs Enforcement), 2026 yılı başında devreye sokulan "Operation Metro Surge" ile eyaletlerin yetki alanlarını çiğneyen geniş bir hareket alanı kazandı. Doğrudan Vaşington’dan talimat alan bu federal birim, şehir merkezlerini birer operasyon sahasına çevirmiş durumda. Alex Pretti cinayetinde görüldüğü üzere, en küçük sivil müdahaleyi bile "iç tehdit" olarak kodlayan bu yapı, Batı’nın güvenlik takıntısının nasıl bir cellat mekanizmasına dönüştüğünü ispatlıyor. Yerel emniyeti ve eyalet hukukunu hiçe sayan bu barbarca tutum, federal hükümet ile halk arasındaki bağların kopmasına doğrudan sebep oldu.

Sokaklarda öfke seli ve halk barikatları

Min1

Cinayetin duyulması ve ardından gelen dezenformasyon çabaları, Minneapolis halkının sabrını taşırdı. Alex Pretti’nin silahsız olduğu ve elinde sadece bir cep telefonu taşıdığı video kayıtlarıyla ispatlanınca, şehir genelinde büyük bir infial dalgası başladı. Whittier mahallesi sakinleri, federal ajanların bölgeye girişini engellemek amacıyla devasa barikatlar kurarak sokakları kontrol altına aldı. "Sivil Koruma Birlikleri" adı altında örgütlenen halk, artık devletin kolluk gücünü bir koruyucu değil, bir "işgalci" olarak görüyor. Bu toplumsal başkaldırı, sistemin dayattığı korku duvarlarının yıkılmasına ve halkın kendi kaderini tayin etme iradesini kuşanmasına sebep oluyor.

Eyalet ve Federal Hükümet arasında otorite savaşı

Min2-1

ABD genelinde protesto fırtınası
ABD genelinde protesto fırtınası
İçeriği Görüntüle

Minneapolis’teki bu yangın, Minnesota Valisi’nin sert hamleleriyle anayasal bir krize evrildi. Vali Walz, federal güçleri açıkça "işgalci" ilan ederek eyalet sınırları içerisindeki tüm yetkilerini askıya aldı. Eyalet muhafızlarını federal ajanların müdahalelerini durdurmak üzere sahaya süren bu hamle, merkezi hükümetin meşruiyetini yerle bir etti. Valilik kanadından gelen son bilgilere göre, federal birimlerin delilleri karartma teşebbüsüne karşı mahkemeden acil ihtiyati tedbir kararı çıkartıldı.

Batı’nın içine düştüğü bu derin paranoya, kendi vatandaşını "düşman" ilan eden bir rejim doğurdu. Minneapolis’te dökülen kan, Amerikan "özgürlük" masalının sonuna gelindiğini tescil ederken; halkın kurduğu barikatlar ve eyalet yönetiminin başkaldırısı, kokuşmuş nizamın kendi ağırlığı altında ezilmesi olarak öne çıkıyor.