ABD ve İran arasındaki müzakereler
Fidan, İran ile ABD arasında Pakistan'ın başkenti İslamabad'da gerçekleşen görüşmeleri ele aldı. Tarafların aldıkları mesafeyi kamuoyuyla paylaştıklarını belirten Fidan, Türkiye'nin sürece sunabileceği katkıyı ve müzakerelerin tıkandığı noktaları tespit etmek amacıyla taraflarla iletişimde kaldıklarını ifade etti. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in açıklamalarının masaya bir teklif getirildiğine ve nükleer konuda bir tıkanma yaşandığına işaret ettiğini aktardı.
Fidan, tarafların başlangıç pozisyonlarının maksimalist olmasının doğal bir durum sayıldığını dile getirdi. Her iki tarafın da ateşkes konusunda samimi olduğu ve bu ihtiyacı hissettiği gözlemini paylaştı. Ancak İsrail'in "oyun bozanlık" ihtimalinin her zaman hesapta tutulması gerektiğini ve bu uyarının Amerikalı taraflara sürekli iletildiğini vurguladı. Müzakere edilen konu başlıklarının 15 gün içinde imzalanacak bir belgeye dönüşmesinin teknik olarak zor olabileceğini, bu sebeple 45 veya 60 günlük ilave ateşkeslerin gündeme gelebileceğini belirtti.
Hürmüz Boğazı ve küresel etkileri
Hürmüz Boğazı'ndaki durumun savaşın bölgesel değil, küresel etkileri olan bir çatışma olduğunu kanıtladığını söyleyen Fidan, dünya doğal gaz ve petrol ihracatının yaklaşık yüzde 25'inin buradan yapıldığını hatırlattı. Boğazın kapanmasının büyük bir lojistik zincirini ve sanayi altyapısını aksattığına dikkat çekti.
Fidan, Türkiye'nin enerji arzı noktasında Hürmüz Boğazı'na doğrudan çok fazla bağlı olmadığını, yenilenebilir enerji payının arttığını ancak fiyatlar üzerindeki dolaylı etkinin ekonomiye yük bindirdiğini ifade etti. Boğazdaki tıkanıklığın devam etmesi halinde Afrika'daki bazı ülkelerde 45 milyon kişiyi etkileyecek bir kıtlık ve açlık meselesine sebep olabileceği uyarısında bulundu.
Türkiye'nin duruşunun barış yoluyla boğazın açılması olduğunu belirten Fidan, uluslararası bir silahlı barış gücüyle müdahil olmanın zorluklarına değindi. Birçok ülkenin bu konuda gönüllü olmadığını ancak konunun tartışılmaya devam ettiğini ekledi.
İsrail'in politikaları ve Türkiye
Fidan, İsrail'in 7 Ekim sonrası izlediği yayılmacı politikanın bölgedeki fay hatlarını daha kırılgan hale getirdiğini savundu. İsrail'in retoriğini altüst eden en önemli unsurun Türkiye'nin sesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya ölçeğindeki liderliği olduğunu belirtti. İsrail yönetiminin ve bazı muhalif kesimlerin Türkiye'yi "yeni düşman" ilan etme arayışında olduklarını, bunun önce sokak siyaseti olarak başlayıp devlet stratejisine dönüştürülmeye çalışıldığını ifade etti.
NATO Ankara Zirvesi
Temmuz ayında Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'ne değinen Fidan, transatlantik güvenlik mimarisinin son bir yıldır büyük bir testten geçtiğini söyledi. Bazı NATO ülkelerinin kendi savunma sanayilerini geliştirmek istemesi ve ABD'ye bütçe göndermeme eğilimlerinin gerilim yarattığını dile getirdi.
En büyük kırılmanın Ukrayna konusunda yaşandığını vurgulayan Fidan, Donald Trump'ın "oyundan çekiliyorum, bedava desteklemeyeceğim" yaklaşımının Avrupa ile ABD arasında ciddi bir güven bunalımına yol açtığını aktardı. Bu gelişmelerin ışığında Ankara Zirvesi'nin ittifak tarihi için kritik bir dönemeç olacağını belirtti.