Fransa'da öğrencilerin eğitim şartlarının iyileştirilmesi talebiyle başlattığı protestolar, kısa sürede yüz binlerce kişinin katıldığı geniş çaplı gösterilere dönüştü. Geçim sıkıntısı, yükselen akaryakıt fiyatları ve hükümetin ekonomi politikalarına yönelik tepkilerle büyüyen gösterilere 17 Ekim'de resmî rakamlara göre 550 bin, organizatörlere göre 800 bin kişi katıldı. Paris, Marsilya, Lyon ve Limoges başta olmak üzere birçok şehirde gösterilerin yanı sıra şiddet olayları yaşandı. Limoges'da 143 yıllık belediye binası ateşe verilirken çok sayıda iş yeri yağmalandı, kamu binaları hedef alındı ve polisle göstericiler arasında şiddetli çatışmalar meydana geldi.

Protesto Fransa

Fransa'daki hareketlilik Avrupa'nın diğer ülkelerinde yaşanan gösterilerle aynı döneme denk geldi. Belçika'nın başkenti Brüksel'de polis göstericilere tazyikli suyla müdahale ederken İtalya'nın Milano kentinde sokaklar çatışmalara sahne oldu. Portekiz'de hayat pahalılığı, düşük ücretler ve konut krizi protesto edildi. Arnavutluk'ta da hükümet karşıtı gösteriler ve güvenlik güçleriyle çatışmalar gündeme geldi. Farklı gerekçelerle başlayan bu hareketlerin ortak noktasını ekonomik sıkıntılar, yönetime duyulan güvensizlik ve gençlerin geleceğe ilişkin endişeleri oluşturuyor.

İspanya'da siyasi kriz erken seçimi getirdi

Avrupa'daki huzursuzluğun siyasi alandaki önemli örneklerinden biri de İspanya'da yaşandı. Başbakan Pedro Sánchez, konut krizine çözüm amacıyla hazırlanan iki düzenlemenin parlamentoda reddedilmesi ve hükümetin siyasi desteğinin zayıflaması üzerine 5 Ekim'de parlamentoyu feshetme kararı aldı. Ülkede 29 Kasım 2026 tarihinde erken genel seçime gidilecek. Fransa'daki 17 Ekim olaylarından önce alınan bu karar, Avrupa'da toplumsal huzursuzlukla siyasi istikrarsızlığın aynı dönemde nasıl derinleştiğini gösteriyor.

Transhümanizmde yeni aşama: İnsanı aşma projesi klinik deneylere taşındı
Transhümanizmde yeni aşama: İnsanı aşma projesi klinik deneylere taşındı
İçeriği Görüntüle

Avrupa'nın yaşadığı bu hadiseler, 2018'de Fransa'da başlayan Sarı Yelekliler hareketini yeniden hatırlattı. O dönemde de akaryakıt fiyatlarıyla başlayan protestolar hükümet karşıtı büyük bir toplumsal harekete dönüşmüş, Paris başta olmak üzere birçok şehirde ağır çatışmalar yaşanmıştı. Aradan geçen yıllara rağmen benzer meselelerin yeniden sokakları hareketlendirmesi, Avrupa yönetimlerinin toplumsal sorunlara kalıcı çözümler üretemediğini ortaya koyuyor.

Protestoların arkasında organize güçler mi var?

Ancak yaşanan hadiselerin üzerinde durulması gereken bir başka yönü bulunuyor. Farklı Avrupa ülkelerinde yakın tarihlerde ortaya çıkan gösterilerin kısa sürede şiddet olaylarına dönüşmesi, kamu kurumlarının hedef alınması ve belirli bölgelerde organize hareket eden grupların görülmesi, protestoların kimler tarafından yönlendirildiği sorusunu gündeme getiriyor. Gösterilerin önemli bir bölümü sosyal medya üzerinden yapılan çağrılarla büyürken öğrenci örgütleri ve sendikalar da bazı eylemlere destek verdi. Bununla birlikte yağma ve saldırılara katılan grupların kimlerle bağlantılı olduğu ve bu hareketlilikten farklı şekillerde menfaat elde etmeye çalışan yapıların bulunup bulunmadığı henüz bütün açıklığıyla ortaya konulmuş değil.

Avrupa Protestto

Stratejist Abdullah Çiftçi de 18 Ekim tarihli değerlendirmesinde Avrupa'daki protestoların ekonomik sebeplerinin yanı sıra siyasi ve istihbari boyutlarının araştırılması gerektiğini savunuyor. Çiftçi, uzun süre devam eden ve farklı kesimleri harekete geçiren gösterilerde organizasyonun önemine dikkat çekerek ABD'deki bazı çevrelerin, Avrupa'yı yöneten küreselci yapıların ve çeşitli istihbarat örgütlerinin yaşanan karışıklıklardan yararlanabileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Avrupa'daki karışıklıklar kimin işine yarıyor?

ABD'nin Avrupa'nın içinde bulunduğu siyasi ve ekonomik istikrarsızlıktan stratejik bir kazanım elde edeceği su götürmez bir gerçek. Trump yönetiminin göçmen karşıtı siyaseti ve Avrupa'nın mevcut siyasi yapısını değiştirmeye yönelik yaklaşımı, kıtadaki toplumsal hareketlerle örtüşüyor. Protestoların ardından güvenlik kaygısının büyümesi, göçmen karşıtı siyasi hareketlerin güçlenmesine zemin hazırlıyor.

Diğer taraftan Rusya-Ukrayna savaşı sebebiyle enerji maliyetleri artan, askerî harcamaları yükselen ve ekonomik dengeleri sarsılan Avrupa'da hükümetlere karşı toplumsal hareketlerin büyümesi başka hesaplara da hizmet edebilir. Avrupa'yı yöneten küreselci çevrelerin Rusya ile gerilimi sürdürme isteği de bu hadiseler çerçevesinde görülüyor. Bu noktada ekonomik krizlerin ve toplumsal karışıklıkların, halkın dikkatini güvenlik meselelerine yöneltmek ve mevcut siyasi düzeni korumak için de kullanılabileceği ihtimali gündeme geliyor.

Fransa Da Sari Yelekli Gosterilerde 1200 Kisi 20341480 3209 Amp

Protestoların siyasi sonuçlarına bakıldığında birbirinden farklı aktörlerin aynı karışıklıktan yararlanabilecekleri görülüyor. Göçmen karşıtı aşırı sağ hareketler güvenlik kaygıları üzerinden destek toplamaya çalışırken sol siyasi çevreler ekonomik şartlardan memnun olmayan kitlelere ulaşmayı hedefliyor. Mevcut yönetimler ise yükselen şiddeti gerekçe göstererek güvenlik politikalarını sertleştirebilir. Böyle bir ortamda halk öfkesinin hangi siyasi istikamete yöneltileceği, protestoların başlangıç sebepleri kadar önemli hâle geliyor.

Avrupa'nın ekonomik sorunları, siyasi çekişmeleri, küresel ve istihbari hamleler, göçmen meselesi ve Rusya ile yaşadığı gerilim dikkate alındığında, kıtanın dış müdahalelere ve siyasi manipülasyonlara ne ölçüde açık olduğu belirgin hale geliyor

Batı bugün ekonomik sıkıntıların beslediği toplumsal öfkeyle karşı karşıya. Asıl mesele ise bu öfkenin hangi güçlerin siyasi hesaplarına hizmet edeceği. Sokaklardaki hadiseler kendiliğinden gelişen bir toplumsal hareketlilik olarak mı kalacak, yoksa küresel güç mücadelesinin Avrupa'yı yeniden şekillendirecek bir aracına mı dönüşecek?