Selâm ile...

6 gün savaşlarından 2 yıl sonra 21 Ağustos 1969 yılında Denis Ruhan isimli Yahudi tarafından Mescid-i Aksa’nın büyük bir bölümü saldırıya uğradı. Dönemin İsrail Başbakanı Golda Meir ise olaydan hemen sonra şunları söyledi: “O gece sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Zannettim ki, Müslümanlar dört taraftan İsrail'e girecekler. Ama korkulan olmadı. O zaman idrak ettim ki: Biz dilediğimizi yapabiliriz, zira Müslüman ümmeti uyuyan bir ümmettir.”

Terörist Yahudiler fasılalar hâlinde o günden bugüne Filistin’de, 6 aydır da Gazze’de katliam ve soykırım yapıyor. Yahudilerin bu katliamına karşı İslam dünyasından cılız sesler haricinde hiçbir ciddi ses aksiyon yükselmiyor. Ne Mısır ne Ürdün kapılara dayandı ne de Türkiye hakiki manada gerekeni yaptı. Tıpkı 1969’da olduğu gibi... Bırakın Gazze’deki ateşi durdurmayı, başta Türkiye olmak üzere Arap rejimi, İsrail’in yaktığı ateşe odun taşımayı sürdürdü. Kimi gaz, kimi petrol, kimi çelik, kimiyse sebze meyve desteğiyle İsrail’in yanında olduğunu göstererek, hayvandan aşağılık yarışında alçaldıkça alçaldı.

Gazze’de yapılan katliam karşısında kimi kâfir dediklerimizin mühürlü kalpleri bile vurmaya başladı; fakat 2 milyarı aşkın Müslüman yerinden kıpırdamadı. İnsan olmanın gereğini kendini feda ederek gösteren ABD’li asker Aaron Bushnell’in onurlu hareketi bile İslam dünyasını hareketlendirmeye yetmedi. Hatta devlet ve siyasetçi tapar kahraman beğenmezler buna bir de burun kıvırdı.

Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu, 1988 yılında Filistin ve İşkence Meselesi” başlıklı bir konferans vermiş ve demişti ki, “Zaten Filistin’de şurada burada olanlar, bizim adam olamadığımızdan oluyor.” 1988'den bu yana değişen bir şey yok!

Anlaşılıyor ki, yüzümüze tutulan Gazze aynasında görülen tek manzara Müslümanların izzet ve şerefini kaybetmiş olmasıdır. Biz de kapağımızda bu hadiseyi değerlendirdik, “Gazze’de Yaşananların Gerçek Suçlusu Yahudiler ve Hristiyanlar Değil, Müslümanlardır!” manşetini attık. Kapak mevzumuzu Ömer Emre Akcebe, “Silahlı Peygamberin Twitli Ümmeti” başlıklı yazısıyla işledi.

11 Ocak 2007:­ Baran­ Dergisi’nin ­ilk­ sayısı­ çıktı 11 Ocak 2007:­ Baran­ Dergisi’nin ­ilk­ sayısı­ çıktı

Handan Özduygu, “İman Etmediniz!..” başlıklı yazısıyla dergimizde...

Muharrem Çetin, “Sahabeler Günümüzde Yaşasaydı İslâmî Yapılara Ne Tepki Verirdi?” başlıklı yazısında sahabîlerin hal ve tavırları üzerinden günümüzdeki İslami yapıları tenkit ediyor.

Büyük Doğucu Muhsin İlyas Subaşı ile Üstad Necip Fazıl’ı ve Büyük Doğu’yu konuştuk.

Mevlüt Koç, “Akıncı Ruh” başlıklı yazısında, Kâzım Albayrak’ın eseri olan “Gölge’den Akıncı Güç’e İslami Hareketin Temelleri” isimli eseri üzerinden akıncı ruhundan bahsediyor.

İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi İslâm Tarihi ve Sanatları bölümünde Yüksek Lisans Projesi olarak 2022 senesinde kaleme alınan “Necip Fazıl Kısakürek’in ‘Esselâm’ Eserinin Metin ve Muhteva Analizi”nin ikinci ve son kısmını iktibas ettik.

Abdulkerim Kiracı, “İslâm’ın Ak Yüzü İmam Buhârî” başlıklı yazısında İmam Buhârî Hazretlerinin hayatını ele alıyor.

Nimetullah Arvas, “Kur’an Ayı Mübarek Ramazan” başlıklı yazısında Ramazan’ın ve orucun önemine dikkat çekiyor.

Melikşah Sezen, “Kızıl’dan Yeşil’e Seyr: Osmanlı’da Marksizm” başlıklı yazısında Osmanlı münevverleri ile Marksizm arasındaki irtibatı, İslam dünyasında yer bulup bulmadığını ele alıyor.

Hattat Seyfullah Yılmazsoy ile röportaj yaptık. Hattat Yılmazsoy, “Hat Sanatı, Tüm İnsanlığın Estetik Duygularını Temsil Makamındadır” diyor.

Hasan Hüseyin Akdağ, “Suha Arın Belgesellerinde Mimar Sinan’ın İzini Sürmek” başlıklı yazısında Yönetmen Süha Arın'ın Mimar Sinan'ın hayatını anlattığı belgeseli kritik edip, Sinan'ın dikkat çekici yönlerini izah ediyor.

Abdurrahman Karahan, “Şehir ve Ekonomi-Politik” başlıklı yazısında şehrin manasına dikkat çekiyor ve Türkiye’nin ekonomik ve kültürel açıdan ne durumda olduğunu sorguluyor.

Ömer Emre Akcebe, “Yeni Dünya Düzeni 2.0 Sanal ile Gerçeğin Harmanı” başlıklı yazısında yeni dünya düzeninin insan iradesini tamamen teslim almak üzere tezgâhlandığını, insanın şeytanca bir düzenin parçası haline geldiğini anlatıyor.

M. Taha İnci, Faruk Hanoğlu’nun “Selma -İçimizdeki Yara-” isimli eserini inceliyor.

Bahattin Yeşiloğlu, “Notlarım” başlıklı yazısının üçüncü bölümüyle dergimizde.

Dergimizin bu sayısında sizler için derleyip yorumladığımız çalışmalarımızı da bulabileceksiniz. Gelecek sayımızda görüşmek dileğiyle… Allah’a emanet olun.

DERGİMİZİ TEMİN EDEBİLECEĞİNİZ KİTABEVLERİ

Aylık Baran Dergisi 25. Sayı