GZT Alfa ekranlarında izleyiciyle buluşan Yazar Altay Cem Meriç, "AltayCemMERİÇ ile Ne Bilim?" isimli video serisinin girişinde ezber bozan bir tartışmanın fitilini ateşledi. "Bilimsel olan doğrudur, bilime aykırı olan yanlıştır" şeklindeki modern dogmayı masaya yatıran Meriç, "Nedir bu bilim?" sorusunun peşine düşerken, kavramın 19. yüzyıldaki politik ve sömürgeci kökenlerine dikkat çekti.
Bilim bir din haline mi geldi?
Meriç, günümüzde "bilimsel" kelimesinin neredeyse "yanılmazlık" ile eşdeğer görüldüğünü vurguluyor. Felsefeyi ve dini sahneden silmeye çalışan bu yeni "bilgi şampiyonunun", toplum zihninde mutlak bir otorite kurduğunu belirten yazar, şu can alıcı soruyu soruyor: "Bilim dediğimiz şeyin tanımı üzerinde neden hiç düşünmüyoruz?"
Konuşmada, televizyonlarda veya dijital mecralarda savunulan pek çok bilim tanımının, tarihin büyük dehalarını (Newton, Galile, Einstein) "bilim adamı" dışı bıraktığına, buna karşın Steve Jobs gibi figürleri en büyük bilim adamı koltuğuna oturttuğuna dair ironik bir çelişkiye parmak basılıyor.
1833: İcat edilen bir kavram olarak "science"
Meriç’in konuşmasındaki en dikkat çekici noktalardan biri, "science" kelimesinin bugünkü anlamıyla kullanımının tarihsel süreci. 1833 yılına kadar bu faaliyetlerin "Doğa Felsefesi" olarak adlandırıldığını hatırlatan yazar, modern bilim tanımının Britanya Bilimsel İlerleme Derneği tarafından ortaya atıldığını belirtiyor.
"Bu derneğin ismini her duyduğumda cüzdanımı kontrol ediyorum; acaba bir yerim sömürülüyor mu?" diyen Meriç, bilimin ilerleme ve aydınlanma adı altında sömürgeciliği meşrulaştıran politik bir araç olarak kurgulandığını savunuyor.
Teknoloji ve bilim karıştırılıyor mu?
Toplumdaki bilim saygısının temelinde "elindeki telefon, bindiğin uçak" argümanının yattığını söyleyen Meriç, bilim ile teknolojinin birbirinden farklı mecralar olduğunu ifade ediyor. Yazılım mühendislerinin veya doktorların pratik başarılarının, teorik fizikçilerin metafiziksel iddialarına haksız bir "prestij kredisi" sağladığını iddia ediyor.
Bilimsel bilginin onay mercii: Kim bu "bilim adamları"?
"Bilimsel bilgiyi kim onaylıyor?" sorusu, serinin en kritik başlıklarından biri. Meriç, makale yayınlama süreçlerinden Nobel ödüllerine kadar uzanan hiyerarşinin, aslında nesnel bir doğrudan ziyade politik bir zeminde yükseldiğini öne sürüyor:
-
Bilim adamı kime denir?
-
Bu ünvanı kim, neye göre dağıtır?
-
Akademik sistem, aykırı fikirlerin yükselmesine gerçekten izin verir mi?
Altay Cem Meriç serinin ilerleyen bölümlerinde Babil’den Sanayi Devrimi’ne, Galile’den simyacı Newton’a kadar geniş bir tarihsel perspektif sunacağını müjdeledi.




