Salih Mirzabeyoğlu’nun 1975 tarihinde çıkardığı Gölge dergisi, Büyük Doğu davasının aksiyon yolunda ve ihtilâl-inkılâpçı bir çizgide yayın yapmıştır. İslâmî hareketin temellerini oluşturan bu dergi, 1975-1978 yılları arasında iki dönemde 14 sayı çıkmış, peşinden Akıncı Güç dergisiyle hareketi sistemleştirmiştir. Gölge dergisi Mirzabeyoğlu tarafından daha sonra “İlk ihtilâlcı çığlık!..” olarak nitelendirilmiştir.

Gölge dergisi, Salih Mirzabeyoğlu’nun "kendinden zuhur"una bir misal olduğu gibi aksiyon cephesini kurucu ve yol açıcı olmuş, o zamana kadar Müslümanların önünde bir korkuluk gibi duran "Menemen sendromu"nu da bir tekmede devirmiştir.

Gölge’nin 15 Kasım 1975 tarihli birinci sayı kapağında, "Çağlar Üstü Mutlak Fikir’e Doğru" başlığı atılmış olup bu kavram mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun daha sonra (1984) İbda ismini vereceği fikriyatında anahtar roldedir.

Öte yandan ülkücü-komünist saflaşması arasında kalan mukaddesatçı gençliğin "akıncı" ismiyle doğuşu ve oluşumunda Gölge dergisi başrol oynamıştır. Mirzabeyoğlu, akıncının isim ve mana babası olmuştur. Nitekim akıncı reisleri Gölge’nin dili ve sloganlarını benimsemiş olup teşkilâtların pankartlarında "Mutlak Fikir’in savaşçıları" ifadesi çokça kullanılmıştır. Gölge’nin, "insanımız ve inancımızın kavgası" logosu ve "Dünya Akıncılarından" haberlerine kadar Müslüman gençliğe bir aksiyon çizgisi vermeye çalıştığı ve MTTB ile Akıncılar teşkilâtlarında büyük teveccüh gördüğü, Gölge’nin poster ve sloganlarının birçok gösteride açıldığı bilinmektedir. Gölge dergisi, MTTB ve Akıncı teşkilâtlarını fikir ve siyaset olarak beslerken, elemanları da bu teşkilâtlarda aktif görevler almıştır.

Gölge dergisinin ilk 6 sayısı yazı işleri müdürlüğünü Mevlüt Koç üstlenmiş olup daha sonra Salih Mirzabeyoğlu devralmıştır. İkinci dönemde ise M. Hayri Adalı bu görevi sürdürmüştür.

Gölge’nin birinci döneminde yayın politikası olarak eylemci yön ağırlıkta olurken ikinci döneminde hareketin fikrî yönü ikmal edilmiş, Salih Mirzabeyoğlu’nun ilk eseri olacak olan "Bütün Fikrin Gerekliliği-İktidar-Siyaset-Hareket" tefrika edilmeye başlanmıştır. Böylece hareketi hedeflendirmek için temellendirmenin adımları atılmıştır.

Gölge dergisinin ilk sayı takdim yazısı, Mirzabeyoğlu’nun dava samimiyeti ve aksiyonunun yakıcı ifadesidir. Meydanlarda güç sahibi, cazibe merkezi olmanın avantajına inanan ve İslâm’ın izzetini yüce tutmayı hedefleyen Mirzabeyoğlu, çıkış yazısında şöyle haykırıyordu: "Dava çilekeşinin hamurkârlığını yaptığı gençliğe 'neredesin?' feryadına, aksi seda gibi tekrarlayıcı 'neredesin?' cevabıyla değil, 'murad edilenin GÖLGESİ kabul edilebilirsek buradayız; hedefimiz aslı gibi olmaktır' demek niyetiyle çıktık."

Bu takdimde "dava hamurkârı" Necip Fazıl olup Büyük Doğu’nun muradı olarak "Gölge" ismini aldığı belirtilmektedir. Bu noktada, edep ve usul tavrının (asl-gölge)yanında gölge kelimesinin tasavvufi anlamları da işaretlenmelidir.

Gölge dergisinin aksiyon çizgisi mukaddesatçı gençlikte yankı bulmuş ve birçok akıncı bayrağı yüksekte tutmak için şehadete koşmuştur. Bunlardan biri de Gölge’nin Libya temsilcisi Cemal Hatipoğlu olup memleketi Mardin’e geldiğinde kızıl kuyrukçularla yapılan bir meydan savaşında onlara ağır zayiat verdirmesi ve saatlerce çatışmasına rağmen gönüldaşı Ahmet Hattapoğlu’yla birlikte (Ahmet olay yerinde, kendisi hastanede) şehit düşmüştür. Gölge’nin muhabiri olan ve yayın yönetmeni Yalçın Turgut’la defalarca görüşen ve 1979’da şehit düşen Fatih Akıncıları reisi Metin Yüksel de bu bahiste zikredilmelidir.

Gölge’nin İslâmî harekete önemli katkılardan biri de Türkiye dışındaki İslâmî hareketlerin varlığını "Dünya Akıncılarından" başlığıyla duyurması, Filistin, Filipin-Moro, Eritre, Patani vs. den haberlerle buradaki Müslümanlara dünyada yalnız olmadığını hissettirmesidir. Dünyadaki Müslüman gerilla fotoğrafları yanında dünya akıncıları liderleriyle yapılan röportajlar da dergi sayfalarında bulunmaktadır. Gölge dergisi, meselelere tek bir coğrafyadan bakmamış, kabuğunu kırmada ve İslâmcı camiaya enternasyonal şuur (ümmetçilik) vermede öncü rol oynamıştır.

Gölge dergisi, gül-bülbül edebiyatı yapan güya İslâmcı dergilere nisbetle hem teknik hem muhteva olarak da çok farklı olmuştur. Öyle ki her sayıda çarpıcı kapaklar, yine her sayıda orta sayfada verilen posterler, arka kapak yazıları, gerilla resimli kartpostalları ve yazılarının üslup ve muhtevasıyla "benzersiz" diye nitelenmeyi tam manasıyla hak etmiştir.

Derginin kadrosunda Mevlüt Koç, Yalçın Turgut, Kaya Balaban, Atilla Özdür, Kurtuluş Tezbil, Fatih Uğurlu, İkbal Abdülhamit vb. isimler görülmektedir. Dergide aksiyon ve teşkilatlanma yanında kültür-sanata dair yazı ve röportajlar ve karikatürler de dikkat çekmektedir.

Kızıl ve kara emperyalizme isyan bayrağı açan Gölge dergisi, solun sıklıkla kullandığı "sistem" ve "rejim" gibi kavramları da kendine mal ederek kullanmasını bilmiş, enternasyonal tavrın sadece sola ait olmadığını ve daha kapsamlı şeklinin İslâm’da olduğunu da özgün bir şekilde göstermiştir. Gölge’nin sağ ve sol kesimde hayranlık uyandıran asıl yönü, onun dil ve diyalektik üstünlüğüdür.

Derginin Haziran 1976 tarihli 7. sayısı, "Atatürk’ün hatırasını tahkir" gerekçesiyle toplatılmış, bu karara karşı 9. sayıda Atilla Özdür, "Kavgamız, kökeninde Ahbes’in ‘Demas-Kratos’ mayası bulunan ‘Kör İbiş’in demokrasisine ve onun zulmüne karşıdır" sözleriyle tavrını ortaya koymuş, Salih Mirzabeyoğlu da "gün döner kalem kılıca döner" mısralarıyla mücadelenin baskılar karşısında durmayacağı mesajını vermiştir. Derginin bu sayısı için, Atatürk’e hakaret ve Büyük Doğu Devleti kurmak iddiasıyla açılan dava ise beraatle sonuçlanmıştır.

Gölge dergisiyle atılan tohumlar, ondan 9 ay sonra yine Salih Mirzabeyoğlu’nun çıkardığı Akıncı Güç dergisiyle ağaca durmuş, böylece İslâmî hareketin kurucu klasikleri arasında unutulmaz yerini almıştır. Hülasa Gölge dergisi, sadece bir dergi değil, fikir ve aksiyonu bir arada tezgahlamanın manivela üssü olmuştur.

Aylık Baran Dergisi, 20.01.2024