Hindistan'da Hindu ırkçısı BJP yönetiminin Müslümanlara yönelik baskıları giderek ağırlaşıyor. Assam eyaletinde iki gün içerisinde 1100'den fazla Müslüman aile evlerinden çıkarılırken 10'dan fazla cami yıkıldı. Ülkenin farklı bölgelerinde Müslümanların sokak ortasında darbedilmesi, evlerinin ve iş yerlerinin yıkılması, ibadethanelerinin hedef alınması ise uzun süredir devam ediyor. İnsan hakları kuruluşlarının raporları, Müslümanlara yönelik saldırıların ve ayrımcı uygulamaların yaygınlaştığını ortaya koyuyor.

Assam'da 1100'den fazla Müslüman aile evsiz bırakıldı

Hindistan'ın Assam eyaletinde Bharatiya Janata Partisi (BJP) liderliğindeki hükümet, Nagaon, Golaghat ve Hojai bölgelerinde iki gün boyunca yürüttüğü yıkım faaliyetlerinde çoğunluğu Bengal kökenli Müslümanlardan oluşan 1100'den fazla aileyi evlerinden çıkardı. Maktoob Media'nın 19 Ekim tarihli haberine göre, evlerin yanı sıra bazıları 50 yılı aşkın geçmişe sahip 10'dan fazla cami de yıkıldı.

Yıkımların ikinci günü olan pazar günü, Nagaon bölgesindeki Lutumari Longjap Koruma Ormanı'nda yaşayan 600'den fazla Müslüman ailenin evleri iş makineleriyle yerle bir edildi. Yetkililer, ailelerin orman arazisini yasa dışı şekilde kullandığını savundu. Bir gün önce gerçekleştirilen yıkımlarda ise Nagaon'da 336, Hojai'de 152 ve Golaghat'ta 59 olmak üzere toplam 547 aile evlerinden çıkarıldı.

Lutumari'de yaşayan aileler, 300 hektardan fazla bir alanda onlarca yıldır hayatlarını sürdürüyordu. Bölge sakinleri, hükümetin araziyi yasa dışı kullandıkları yönündeki açıklamalarını reddederek geçmişte Orman Dairesi bünyesinde çalıştıklarını ve bizzat devlet tarafından bölgeye yerleştirildiklerini belirtti.

Evini kaybeden 44 yaşındaki Abdun Nur, ailesinin 1974 yılında hükümet tarafından bölgeye yerleştirildiğini, o dönemde topraksız 300 aileye dörder bigha arazi verildiğini anlattı.

Hindistan Orman İşçileri Birliği de haziran ayında yaptığı açıklamada, bölgedeki dört köyün sakinlerinin geçmişte uygulanan taungya orman yönetim sistemi kapsamında yerleştirildiğini hatırlatarak tahliyelerin durdurulmasını istemişti.

Müslümanların evlerini yıkmak hükümet politikası hâline geldi

Assam'daki son gelişmeler, Hindistan'da uzun süredir uygulanan ve kamuoyunda "buldozer adaleti" olarak bilinen yıkım politikasının yeni bir örneğini oluşturuyor.

Hindu ırkçısı BJP'nin yönettiği çeşitli eyaletlerde Müslümanlara ait evler, iş yerleri ve ibadethaneler, kaçak yapılaşma veya arazi işgali gerekçeleriyle yıkılıyor.

Aliya İzzetbegoviç vefatının 23. yılında kabri başında yâd edildi
Aliya İzzetbegoviç vefatının 23. yılında kabri başında yâd edildi
İçeriği Görüntüle

Assam eyaletinde Temmuz-Ağustos 2025 döneminde en az yedi büyük yıkım gerçekleştirildi. Bu faaliyetler sonucunda çoğunluğu Bengalce konuşan Müslümanlardan oluşan 5 binden fazla aile yerinden edildi.

Aynı dönemde Goalpara bölgesinde tahliyelere karşı düzenlenen protestolarda 19 yaşındaki bir genç, güvenlik güçlerinin açtığı ateş sonucu vefat etti.

Hindistan Yüksek Mahkemesi, Kasım 2024'te cezalandırma amacıyla yapılan keyfî yıkımlara karşı karar almasına rağmen Müslümanların mülklerini hedef alan uygulamalar sonraki yıllarda da sürdü.

Camiler sistematik biçimde hedef alınıyor

Hindistan'da Müslümanlara yönelik baskıların önemli bir bölümünü camilerin yıkılması ve tarihî ibadethanelerin hedef alınması oluşturuyor. Eylül 2026'da yaşanan hadiseleri inceleyen Islamophobia Monitor, yalnızca bir ay içerisinde en az yedi caminin tamamen veya kısmen yıkıldığını tespit etti. Bunlardan ikisi tamamen, beşi ise kısmen yıkılırken beşinin tarihî öneme sahip olduğu belirtildi.

2026 yılının mayıs-temmuz döneminde altı eyalette 23 Müslüman dinî yapısı yıkıldı. Aynı dönemde sekiz eyalette gerçekleştirilen en az 21 ayrı yıkım faaliyetinde Müslümanlara ait 1000'den fazla ev, iş yeri ve dinî yapı ortadan kaldırıldı.

Sokak ortasında darp ve linç: Müslümanlar can güvenliğinden mahrum

Hindistan'da Müslümanlar yalnızca devlet kurumlarının gerçekleştirdiği yıkımlarla karşı karşıya kalmıyor. Hindu ırkçısı teröristlerin sokaklarda Müslümanları hedef aldığı darp ve linç hadiseleri de devam ediyor. Özellikle sığır eti taşıma veya tüketme suçlamaları, Müslümanlara yönelik saldırılarda sıkça kullanılan gerekçeler arasında bulunuyor.

2026'nın ilk yedi ayında 44 Müslüman öldürüldü

Müslümanlara yönelik saldırıların boyutu, insan hakları kuruluşlarının yayımladığı raporlara da yansıdı. Güney Asya Adalet Kampanyası tarafından hazırlanan India Persecution Tracker verilerine göre, 2026 yılının ilk yedi ayında 44 Müslüman, devlet görevlilerinin saldırıları sonucunda öldü.

Rapora göre ölümlerin 19'undan devlet görevlileri, 25'inden ise Hindu ırkçısı saldırganlar sorumlu tutuldu. Yalnızca mayıs-temmuz döneminde 25 Müslümanın öldürüldüğü, vefat edenler arasında 11 yaşında bir kız çocuğu ile 16 yaşında bir erkek çocuğunun da bulunduğu belirtildi.

Müslümanlara yönelik nefret söylemleri de artıyor

Hindistan'da Müslümanlara yönelik saldırıların arka planında Hindu milliyetçisi siyasetin kullandığı ayrımcı söylemler de bulunuyor. BJP yönetimi döneminde Müslümanların göçmen, yabancı veya ülkenin güvenliğine tehdit oluşturan unsurlar şeklinde gösterilmesi, toplumsal gerilimi artıran başlıca meseleler arasında yer alıyor.

India Hate Lab tarafından Ocak 2026'da yayımlanan rapora göre, 2025 yılı boyunca dinî azınlıkları hedef alan 1318 nefret söylemi vakası kaydedildi. Bu rakam, bir önceki yıla göre yüzde 13'lük artış anlamına geliyor. Kaydedilen söylemlerin 1289'unda Müslümanlar doğrudan veya başka azınlıklarla birlikte hedef alındı.

Raporda, bu söylemler arasında Müslümanlara yönelik şiddet çağrıları, ekonomik ve sosyal boykot talepleri, ibadethanelerin yıkılması veya ele geçirilmesi yönündeki açıklamalar ve Müslümanları toplumdan dışlayan ifadelerin bulunduğu belirtildi.

İnsan Hakları İzleme Örgütü de Şubat 2026'da yayımladığı değerlendirmede, Hindistan hükümetinin ayrımcı politikalarının ve Müslümanlara yönelik nefret söylemlerinin saldırganları cesaretlendirdiğine dikkat çekti.

Müslümanların vatandaşlık ve yaşama hakları tehdit altında

Hindistan'daki baskılar, Müslümanların evlerinden çıkarılması ve sokaklarda saldırıya uğramasıyla sınırlı kalmıyor. Özellikle Bengal kökenli Müslümanlar, yasa dışı göçmen oldukları gerekçesiyle sınır dışı edilme tehdidiyle de karşı karşıya bulunuyor.

Assam'da yaşanan son toplu tahliyeler, Müslümanların mülkiyet haklarının yanı sıra yaşadıkları topraklarda kalabilme haklarının da giderek daha fazla tartışma konusu hâline geldiğini gösteriyor.

Hindu ırkçısı BJP iktidarı döneminde camilerin yıkılması, Müslümanların evlerinden çıkarılması, sokak ortasında darbedilmeleri ve göçmen suçlamalarıyla sınır dışı edilmeleri, Hindistan'da Müslümanların karşı karşıya bulunduğu baskıların farklı yönlerini oluşturuyor.

Kaynaklar: Mepa News, Maktoob Media, Human Rights Watch, South Asia Justice Campaign, Islamophobia Monitor, India Hate Lab, India Today.