Al Jazeera yazarı Galip Dalay, İsrail’in Suriye’yi zayıf ve parçalanmış tutma siyasetinin Türkiye’nin güvenliğiyle beraber bölgesel ve uluslararası mutabakatı da hedef aldığını yazdı. Dalay’a göre Netanyahu hükümetinin saldırganlığı, İbrahim Anlaşmaları üzerine kurulan İsrail merkezli düzeni çöküşe sürüklüyor.
İsrail’in 18 Ağustos’ta Suriye’nin kuzeybatısındaki Ebu el-Duhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırı, ABD, İngiltere, Birleşmiş Milletler ve bölge ülkeleri tarafından kınandı. İsrail hükümeti, üs çevresinde Türk askerî hareketliliği bulunduğunu savundu. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ise söz konusu bilginin saldırıdan altı gün önce Washington’a iletildiğini, Amerikan istihbaratının yaptığı incelemede bu beyanı doğrulayacak bir dayanak bulamadığını açıkladı.
Dalay, Ankara’nın saldırıyı açık bir provokasyon olarak değerlendirdiğini, buna rağmen Netanyahu’nun tırmandırma siyasetine askerî karşılık vermediğini belirtti. İsrail’in Türkiye ile ABD’yi saldırıdan haberdar etmeden harekete geçmesi, çatışmayı önleme mekanizmasını da işlemez hâle getirdi. Suriye’deki İsrail saldırıları, Ankara’nın Tel Aviv’e bakışını değiştirdi. Türkiye artık İsrail’in bölgesel yayılmacılığını Filistin meselesiyle beraber doğrudan millî güvenliğini hedef alan bir tehdit olarak ele alıyor.
Türkiye, güney sınırında merkezi idaresi güçlü, istikrarlı ve askerî kabiliyete sahip bir Suriye istiyor. İsrail ise zayıf, parçalanmış ve askerî gücü kırılmış bir Suriye hedefliyor. Netanyahu hükümetinin bu siyaseti, ABD, İngiltere, Avrupa ve bölge devletlerinin Şam’da merkezi bir hükümet kurulması yönündeki mutabakatıyla çatışıyor. Dalay’a göre Suriye devletinin zayıflatılması, devlet dışı silahlı yapıların önünü açacak ve bütün bölgeyi uzun süreli savaşlara sürükleyecektir.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması da bölgesel düzen arayışında yeni bir safhayı temsil ediyor. Dalay, anlaşmanın doğrudan İsrail karşıtı kurulmadığını, buna karşılık İsrail merkezli düzenin çözülüşünü gösterdiğini kaydetti. İbrahim Anlaşmalarıyla şekillendirilen yapı; ABD güvenlik şemsiyesi altında Arap-İsrail normalleşmesini, İran’ın kuşatılmasını, Türkiye’nin bölgesel tesirinin sınırlandırılmasını ve Filistin davasının önemsizleştirilmesini hedefliyordu. Arap devletlerinin ihtiyaçları, İsrail’in güvenliği ve bölgeye kabul ettirilmesi uğruna geri plana itiliyordu.
Netanyahu hükümetinin Gazze, Suriye ve Lübnan’daki saldırganlığı İsrail’in yalnızlığını derinleştirdi, normalleşmenin bölge ülkeleri açısından siyasî ve toplumsal maliyetini yükseltti. İsrail Mekke Paktı’na karşı çıkarken ABD Başkanı Donald Trump anlaşmayı bölgesel müttefiklerin güvenlik yükünü üstlenmesi bakımından olumlu karşıladı. Washington ile Tel Aviv arasındaki bu ayrışma, İsrail merkezli bölgesel tasavvurun sürdürülebilirliğini kaybettiğini ortaya koydu. Dalay’a göre düzenin çöküşünden başlıca sorumlu, saldırgan ve yayılmacı siyasetiyle İsrail’in kendisidir.