Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos’ta Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’nın genişleme ihtimali giderek daha somut bir hâl alıyor.

Anlaşmanın imzalanmasının ardından Mısır’ın üyeliği ciddi biçimde değerlendirdiğini açıklamasından sonra bu defa Suriye ve Bangladeş’ten benzer yönde mesajlar geldi. Baran daha önce Kahire’nin anlaşmayı kendi anayasal ve hukukî yükümlülükleri bakımından incelemeye aldığını aktarmıştı.

Suriye: Katılıp katılmamaya henüz karar vermedik

Resmî ziyaret kapsamında Pakistan’da bulunan Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’ye, Şam yönetiminin Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na katılıp katılmayacağı soruldu.

Şeybani, Suriye’nin konu üzerinde çalıştığını belirterek henüz nihai bir karar alınmadığını söyledi. Suriye Dışişleri Bakanı ayrıca Türkiye’yi ülkesinin yeniden inşasında “kilit ortak” olarak nitelendirdi ve iki ülke arasındaki bin kilometreyi aşan sınıra ve tarihî ilişkilere dikkat çekti.

Şeybani’nin açıklaması, Mekke Anlaşması’nın Suriye bakımından artık yalnız dışarıdan takip edilen bir gelişme olmadığını, Şam’ın üyelik seçeneğini resmî düzeyde değerlendirmeye başladığını gösteriyor.

Bu ihtimal özellikle Suriye’nin içinde bulunduğu güvenlik şartları sebebiyle önem taşıyor. İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırılarının devam ettiği, Türkiye’nin ise yeni Suriye yönetiminin güvenlik ve yeniden inşa sürecindeki en önemli ortaklarından biri olduğu bir dönemde Şam’ın Mekke hattına katılması, anlaşmanın coğrafî ve askerî mahiyetini ciddi biçimde değiştirebilir.

Bangladeş de kapıyı açık bıraktı

Mekke Anlaşması’na yönelik ikinci dikkat çekici mesaj Güney Asya’dan geldi.

Bangladeş Başbakanı Tarık Rahman’ın Dış İlişkiler Danışmanı Humayun Kabir, devlet haber ajansı Bangladesh Sangbad Sangstha’ya (BSS) yaptığı açıklamada, Dakka’nın Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye’nin yer aldığı bir ekonomik veya savunma çerçevesine katılma ihtimaline olumlu yaklaştığını söyledi.

Kabir, bununla birlikte herhangi bir kararın Bangladeş’in millî çıkarları ile küresel ekonomi ve ticaretteki değişen şartlar dikkate alınarak verileceğini belirtti. Bangladeş yönetiminin dış politikasında “Bangladesh First/Bangladeş Önce” yaklaşımını benimsediğini ve uluslararası ilişkilerde denge aradığını da ifade etti.

ABD'den İran'a ekonomik baskı
ABD'den İran'a ekonomik baskı
İçeriği Görüntüle

Dolayısıyla Dakka’nın açıklaması henüz “Bangladeş Mekke Anlaşması’na katılıyor” anlamına gelmiyor. Fakat üçlü savunma yapılanmasının Bangladeş dış politikasında resmen değerlendirmeye alınmış olması başlı başına dikkat çekici bir gelişme.

Kabir ayrıca Bangladeş’in Pakistan’la ticaret ve halklar arası ilişkiler başta olmak üzere çalışma ilişkilerini kuvvetlendirdiğini, Başbakan Tarık Rahman’ın Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın daveti üzerine gerçekleştirmesi beklenen Riyad ziyaretinin de yaz sonrasında kesinleşebileceğini söyledi.

Hindistan gelişmeleri takip ediyor

Bangladeş’ten gelen açıklama Yeni Delhi’de de karşılıksız kalmadı.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Randhir Jaiswal’a, Bangladeş’in Mekke Anlaşması’na katılma ihtimaline ilişkin haberler soruldu. Jaiswal, Hindistan’ın Batı Asya’da yaşanan gelişmeleri “yakından takip etmeyi sürdürdüğünü”söylemekle yetindi.

Bangladeş’in Pakistan’la beraber yer alacağı bir savunma yapılanmasına katılım ihtimali, anlaşmayı Ortadoğu güvenlik mimarisinin sınırlarından çıkarıp Güney Asya’nın güç dengelerini de doğrudan ilgilendiren bir mesele hâline getirebilir.

Özellikle Pakistan-Bangladeş ilişkilerindeki son yakınlaşma ve Dakka’nın Yeni Delhi ile münasebetlerini yeniden tanımlamaya çalıştığı bir dönemde verilen bu mesaj, Mekke Anlaşması’nın coğrafî tesir sahasının ne kadar genişleyebileceğine ilişkin ilk işaretlerden biri olarak değerlendiriliyor.

Üçlü anlaşmadan daha geniş bir yapıya

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan’ın imzaladığı anlaşmanın en önemli hükümlerinden biri müşterek caydırıcılık esasına dayanıyor. Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının diğerlerine de yapılmış kabul edilmesi öngörülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan daha anlaşmanın imzalandığı gün, yapının herhangi bir ülkeyi hedef almadığını ve bölgede barış, refah ve istikrarı amaçlayan diğer dost ve kardeş ülkelerin katılımına açık olduğunu açıklamıştı. Daha sonra yaptığı değerlendirmede ise vizyonlarının yalnız üç ülkeyle sınırlı olmadığını ve mümkün olması hâlinde bölge ülkelerinin tamamını zamanla bu çerçeve altında görmek istediklerini söyledi.

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar da anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve temel prensiplerini kabul eden başka bölge ülkelerine açık bulunduğunu belirtmişti.

Bu bakımdan Mısır, Suriye ve Bangladeş’ten arka arkaya gelen açıklamalar, anlaşmanın kuruluş metninde açık bırakılan genişleme kapısının teoriden pratiğe geçmeye başladığını gösteriyor.

Mısır, Suriye, Bangladeş: Harita değişiyor

Mekke Anlaşması’nın mevcut üç üyesinin her biri farklı bir güç unsurunu temsil ediyor: Türkiye büyük askerî kapasitesi, savunma sanayii ve bölgesel operasyon tecrübesiyle; Pakistan nükleer caydırıcılığı ve askerî gücüyle; Suudi Arabistan ise ekonomik ve enerji kapasitesiyle yapının merkezinde yer alıyor.

Mısır’ın katılması durumunda Arap dünyasının en kalabalık ülkesi ve önemli askerî güçlerinden biri; Suriye’nin katılması durumunda Türkiye ile Doğu Akdeniz ve Levant arasında doğrudan coğrafî devamlılık; Bangladeş’in katılması hâlinde ise yaklaşık 170 milyonluk nüfusa sahip önemli bir Güney Asya ülkesi aynı güvenlik çatısı altında buluşmuş olacak.

Ancak burada henüz Mısır, Suriye veya Bangladeş’in üyeliğinin kesinleşmediğinin altını çizmek gerekiyor. Şimdilik görülen şey, üç farklı başkentin Mekke Anlaşması’nı ciddi bir dış politika seçeneği olarak değerlendirmeye başlamış olması.

Bununla beraber gelişmelerin arka arkaya gelmesi, 7 Ağustos’ta üç ülkeyle kurulan yapının yalnızca üçlü bir askerî mutabakat olarak kalmayabileceğine işaret ediyor.

Baran’da Ömer Emre Akçebe, anlaşmanın imzalanmasının hemen ardından kaleme aldığı değerlendirmede yapının değerinin yalnız hukukî metninden değil, fiilî ve kurumsal bir güvenlik mekanizmasına dönüşebilmesindengeleceğine dikkat çekmişti. Ardından Türkiye ve Pakistan’dan Suudi Arabistan’a yönelik askerî hareketlilik de Baran tarafından “Mekke Anlaşması sahaya indi” başlığıyla aktarılmıştı.