İsrail'de 27 Ekim’de yapılan genel seçimlerin ardından başlayan siyasi belirsizlik, Netanyahu’nun hükümet kuracak çoğunluğa ulaşamamasıyla krize dönüştü . Likud Partisi’nin yalnızca 27 milletvekilinde kalması ve siyonist ortaklarıyla dahi parlamentodaki 61 barajını aşamaması, Tel Aviv’deki iktidar hesaplarını altüst etti.

Netanyahu’nun başbakanlık koltuğunu bırakmamak ve yargılandığı yolsuzluk davalarından kaçmak maksadıyla muhalefet kanadına sunduğu "geniş tabanlı milli birlik hükümeti" hamlesi duvara tosladı.

Eisenkot kapıyı yüzüne kapattı: "Netanyahu ile ortaklık imkânsız"

Seçimlerden 21 sandalye kazanarak parlamentonun ikinci büyük gücü haline gelen Yaşar Partisi lideri ve eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eisenkot, Netanyahu’dan gelen koalisyon davetine net bir dille "Hayır" cevabı verdi. Eisenkot, ülkeyi Gazze’de ve Lübnan’da askeri hezimetlere sürükleyen, uluslararası alanda derin bir tecride mahkum eden Netanyahu yönetimiyle hiçbir şart altında aynı çatı altında bulunmayacaklarını açıkladı.

Muhalefet blokunun tavizsiz tutumu, Netanyahu’nun hükümet kurma yetkisini alsa dahi güvenoyu bulma ihtimalini tamamen sıfırlamış vaziyette...

'Netanyahu Trump'ı İran'a nükleer vuruşa zorluyor'
'Netanyahu Trump'ı İran'a nükleer vuruşa zorluyor'
İçeriği Görüntüle

Sokaklar kaynıyor: "Yenilginin bedelini öde ve istifa et"

Siyasi kilitlenmenin akabinde Tel Aviv ve işgal altındaki Kudüs sokaklarında protesto gösterileri yeniden alevlendi. Netanyahu karşıtı sivil toplum örgütleri ve muhalif partiler, siyonist çetenin aylardır yürüttüğü soykırım politikasına rağmen hiçbir askeri gayesine ulaşamadığını haykırarak derhal istifa talep etti.

Arap partilerinin 19 milletvekiliyle tarihi bir temsil gücüne ulaşması ve sağ blokun parçalanmasıyla birlikte uzmanlar, mevcut meclis aritmetiğinden bir hükümet çıkmasının imkânsız olduğunu, siyonist rejimin birkaç ay içinde yeniden erken seçime gitmekten başka bir çıkış yolunun kalmadığını kaydediyor.