Fikir

Kemalizm'in gönüllü köleleri: Bedenini pazara çıkaran modern objeler

Kemalizm, kadını zincirlerinden kurtarmadı. Aksine ona, fiyat etiketini kendi eliyle boynuna astığı, haysiyetsiz ve görünmez yeni bir zincir vurdu.

Abone Ol

Türkiye'nin seküler ve Batıcı mürtecileri tarafından on yıllardır topluma dayatılan "Modernizm kadını özgürleştirdi, Osmanlı'nın karanlığından ve kölelikten kurtardı" masalı, kapitalizmin dijital vitrinlerinde acı bir şekilde çöktü.

İslam'ı ve Osmanlı'yı, kadını eve hapseden, haklarını elinden alan karanlık bir çağ olarak resmedip şeriata iftiralar atan bu zihniyet; kendi icat ettiği sözde özgürlükçü sistemde kadını devasa bir pazarın en ucuz metası haline getirdi. Yıllarca "Bir erkeğin dördüncü karısı değiliz" naralarıyla geleneksel değerlere savaş açanların, bugün vahşi kapitalizmin çarkları arasında kadın bedenini sadece bir pazarlama aracına, reyting ve tıklanma malzemesine dönüştürmesi, "ilericilik" maskesinin ardındaki korkunç riyakarlığı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Sözde çağdaşlaşma projesinin geldiği son nokta, "dijital özgürlük" adı altında meşrulaştırılan ve kadının kendi rızasıyla bedensel mahremiyetini satışa çıkardığı yeni nesil bir kölelik düzenidir. Sosyal medya platformlarında "özel abonelik" sistemleriyle, 79.99 TL gibi trajikomik aylık bedeller karşılığında bedenlerini teşhir eden popüler kültür figürlerinin durumu, Antik Roma arenalarını ve Pompei'nin yozlaşmış sokaklarını aratmıyor.

Loading...

Milli Eğitim Bakanlığı’nın "Aile" temalı dizi projesinde, sapkın LGBT akımlarının bayraktarlığını yapan Gülben Ergen

Geçmişin en ağır kölelik sistemlerinde dahi efendinin ilişemediği bir insanlık haysiyeti ve manevi bir sınır varken, bugün algoritmaların, beğeni butonlarının ve sınır tanımaz bir teşhir arzusunun kölesi olan bu sefih güruh, ardında ne namus ne de onur kırıntısı bırakıyor. Dijital fuhuşun modern bir yaşam tarzı gibi sunulduğu bu sanal pazar yeri, Batıcı ahlaksızlığın vardığı en dip noktadır.

Asıl büyük rezalet ise, bedenini üç kuruşluk aboneliklerle dijital tezgahlara süren bu yozlaşmış figürlerin, hiçbir şey olmamış gibi ekranlara çıkarak Türk halkına ahlak, kadın hakları dersi verme cüretini göstermesidir.

İslam'ın kadına Batı'dan asırlar önce mülkiyet, miras ve ticaret hakkı verip onu baş tacı ettiği gerçeğini kasıtlı olarak gizleyen bu kitle, Batı'nın Orta Çağ engizisyonlarındaki kadın düşmanlığını utanmadan ecdada yamamaya çalışıyor.

Tarihteki Osmanlı kadınının vakarı, zarafeti ve kurduğu vakıflarla topluma yön veren saygın duruşu ortadayken, bugünün seküler-Kemalist sistem kadına layık gördüğü yegâne rol, onun etinden, cazibesinden ve mahremiyetinden para kazanılan bir sömürü çarkı olmaktan öteye gidememiştir.

Seküler dogmalarla ambalajlanıp "özgürlük" diye topluma yutturulan bu çürümüş düzen, tarihî bir ilerleme insanlık onuruna yapılmış alçakça bir suikasttir. Eğer bu yaşananlar küresel bir proje değilse, tarihin gördüğü en büyük ahlaki felakettir; yok eğer bir proje ise, çok daha tehlikeli bir kültürel soykırımdır.

Sodom ve Gomore'yi anımsatan bu çürüme sarmalı dijital platformların parlak ışıkları altında sıradanlaştırılırken; inanca ve tarihe saldıranların aslında kendi içlerindeki dipsiz ahlaki çukuru gizlemeye çalıştıkları netleştiriyor.

Tekrar ifade edelim: Kemalizm, kadını zincirlerinden kurtarmadı. Aksine ona, fiyat etiketini kendi eliyle boynuna astığı, haysiyetsiz ve görünmez yeni bir zincir vurdu.

Baran Dergisi

{ "vars": { "account": "UA-216063560-1" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }