Dilin işgali, medeniyet tasavvurunun temelden sarsılmasına zemin hazırlar.

Kelimelerin içinin boşaltılması, toplumun hafızasında ciddi kırılmalara sebep olur.

Özellikle Batı merkezli popüler kültürün kitle iletişim araçlarıyla dayattığı sathî dil, asırlık hikemiyat ve edebî birikimin üzerini kalın bir örtüyle kapatır. Geçmişte derin manalar taşıyan mefhumlar, yerini günlük tüketim kültürünün sığ ifadelerine bırakır. İnsanın varoluşunu ve gayesini açıklayan köklü kelimelerin kullanımdan düşmesi, toplumun tefekkür yeteneğini köreltir.

Genç nesillerin klasik düşünce metinleriyle, tarihî- edebî eserlerle kurduğu bağ gün geçtikçe zayıflar. Klasik metinlerin içerdiği derinlikli dilin terk edilmesi, nesiller arası düşünce aktarımının kopmasına sebep olmuştur. Felsefe tarihinde dil ve düşünce bağlantısı üzerine kurulan muazzam yapılar, mütefekkirlerin eserler boyu tahlilleri, günümüzün hız odaklı iletişim modelinde unutulmaya yüz tutar. Kavramların asıl manalarından koparılması, toplumun tarihi kökleriyle olan iletişimini bütünüyle keser.

Kültürel emperyalizm, mahallî ve ahlakî kelimelerin yerine ithal kavramları yerleştirerek bir işgal süreci yürütür. İnsan, zihnindeki kelimelerin sınırları kadar dünyayı algılar. Kendi medeniyetimize ait fazilet, irfan ve ahlak merkezli kelimelerin Batı'nın seküler yaşam tarzını merkeze alan terimlerle yer değiştirmesi, toplum ruhunu erozyona uğratır. Kavramların yozlaşması, ferdin kendi fıtratına yabancılaşması sürecini hızlandırır.

Dilin muhafazası, medeniyetin ve şahsiyetin muhafazası anlamına gelir. Yozlaşan kavramların yerine asıllarını ikame etmek, kültürel direnişin en güçlü cephesini oluşturur. Tarihî ve felsefî köklerimizden beslenen kelime dağarcığımızı okumalarla yeniden canlandırmak, kültürel bağımsızlığın inşasına giden yolu açar.

Disney ve Netflix dünyayı zehirliyor!
Disney ve Netflix dünyayı zehirliyor!
İçeriği Görüntüle