AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Büyükgümüş, yaptığı bir açıklamada "Okçular Tepesi’ni beklemek için görevlendirilip, görevini bırakıp ganimet peşine düşenler tarihte nasıl zelil olmuşsa bugün ve her zaman zelil olacaktır" ifadelerini kullanarak, günümüzdeki foncularla Uhud Savaşı’ndaki sahabeleri bir tutacak kadar alçaklaştı.

Emniyette bu siyonist çocuklarının ne işi var?
Emniyette bu siyonist çocuklarının ne işi var?
İçeriği Görüntüle

Ancak siyasi menfaatlerini mübarek sahabe nesli üzerinden örneklendirmek açıkça bir alçaklıktır. Kendi zelilliklerini gizlemek için sahabeyi de kendi seviyelerine çekmeye çalışanlar, İslam’ın en temel değerlerine saygısızlık yapmaktadır.

İslam tarihçileri, sırf sahabe efendilerimize kötü bir söz gelmesin endişesiyle ve duydukları derin hürmetten ötürü Uhud’da tepeyi terk eden hiçbir sahabînin ismini tarihe yazmamış, duyurmamıştır. Onların adını dahi anmayacak kadar incelik gösterilen bir hürmet makamını, bugünün kirli siyasetine meze yapacak kadar düşmek tam anlamıyla kendini bilmezliktir, zelilliktir, hainliktir.

"Sahabeye Dil Uzatan Dine Suikast Etmiştir"

Günümüzün en büyük sapkınlıklarından biri; sahabeyi eleştirmek, hedef haline getirmek ve siyasi çıkarlarına malzeme etmektir. Biri çıkar Okçular Tepesi’ndeki mübarek sahabîlere laf söyler, biri Hz. Muaviye’ye (r.a.) saldırır, biri de "Hz. Hamza’yı şehit eden Vahşi’yi Allah affetse de ben affetmem" diyebilecek kadar çukurlaşır.

Halbuki İmam-ı Rabbani Hazretleri Mektubat’ında bu edepsizliğe net bir sınır çeker:

"Hz. Hamza’nın katili olan Vahşi (r.a.), bir defalığına Peygamberimizle sohbet etme şerefine eriştiğinden, tâbiînin en hayırlısı olan Veysel Karanî’den daha üstündür."

Salih Mirzabeyoğlu’nun Sahabilerin Rolü ve Manası eserinde ifade ettiği şu ihtar tam da bu zihniyete bir tokattır:

"Sahabîlerden herhangi birine dil uzatan kimse, dine suikast ve hıyanet ruhunun temsilcisidir!.."

Onlar baş tacıdır ve derece olarak en geride olan bir sahabînin bile ayağının tozu olamayacak kimselerin onlara dil uzatmaya hakkı yoktur. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) her hareketini rikkat ve dikkatle takip edip O’nu temsil eden topluluk hakikatine kötü söz söylemek, doğrudan Resulullah’a terbiyesizlik yapmaktır. Sahabîye sövmek, O’na sövmektir.