Ağrı'da tanık sıfatıyla katıldığı duruşmada mahkemenin yemin metnini reddettiği için üç ay hapisle cezalandırılan Cevdet Aydemir, yapılan itirazların neticesinde serbest bırakıldı.
Hukuk garabeti zindana attırdı
Ağrı'da görülen bir davada tanık sıfatıyla mahkeme huzuruna çıkan Cevdet Aydemir, duruşma esnasında kendisine dayatılan seküler yemin kalıbını reddetti ve şahitliğini yalnızca Allah adına yemin ederek ifa etmek istediğini belirtti. Mahkeme heyeti ise Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 55. maddesinde tarif edilen "Bildiğimi dosdoğru söyleyeceğime namusum ve vicdanım üzerine yemin ederim" lafzı haricindeki hiçbir beyanı kabul etmedi. Aydemir’in inancı gereği ortaya koyduğu bu talebi dikkate almayan mahkeme, tavrı "yeminden kaçınma" sayarak CMK 60. madde kapsamında üç aya kadar disiplin hapsi kararı verdi ve Aydemir cezaevine gönderildi.
Yükselen tepkiler netice verdi
Müslüman bir ferdin sırf Cenab-ı Hakk'ın adıyla yemin etmek istemesi sebebiyle hapsedilmesi, hadisenin duyulmasının ardından kamuoyunda tepkiye ve vicdanlarda derin bir rahatsızlığa sebebiyet verdi. Duruşma tutanağının ortaya çıkmasıyla birlikte gösterilen tepkiler ve avukatlar vasıtasıyla yapılan hukuki itirazlar neticesinde yetkili merci geri adım attı; Aydemir hakkında verilen hapis kararı kaldırılarak tahliyesi sağlandı.
Köhne mevzuat inanç hürriyetini hedef alıyor
Mahkemenin vatandaşı hapse göndermek için sığındığı CMK’nın 60. maddesi, kanuni bir sebep bulunmaksızın tanıklıktan veya yeminden imtina edenlere disiplin hapsi tatbik edilmesini öngörüyor. Halbuki Aydemir tanıklık etmekten veya doğruyu söylemekten kaçınmamış; tam aksine sözünün teminatını en yüce makama, dayandırmak istemişti. Yıllardır yürürlükte olan pozitivist yemin metninin harfiyen dayatılması, ithal mevzuatın bu toprakların inanç iklimiyle uyuşmadığını ve fertlerin vicdani hassasiyetleri önünde bir baskı unsuru oluşturduğunu bir defa daha ispatladı.




