Gazze'de çoluk çocuk, kadın, yaşlı demeden binlerce masumu katleden soykırımcı İsrail’e karşı milletin yüreğinde biriken öfke patlama noktasına gelirken, bürokrasinin ve emniyetin öncelikleri kamuoyunda yeni bir infiale yol açtı.
Loading...
İstanbul Pendik’te dükkanının önüne İsrail bayrağını bastırmak üzere yerleştiren bir esnaf kadın, emniyet güçlerinin jet hızıyla müdahalesiyle karşılaştı. Sabah saatlerinde gerçekleşen olayın ardından siyonist rejime sempati duyan bir şahsın şikayeti üzerine, Terörle Mücadele (TEM) polisleri sadece 35 dakika içinde dükkana geldi.
"Hapse Kadar Gider" Tehdidi
Gözleri önünde çocukların lime lime edildiği bir soykırıma tepki gösteren esnafa, emniyet mensupları tarafından bayrağın derhal kaldırılması gerektiği, aksi takdirde hapis cezasına varan yaptırımlarla karşılaşacağı bildirildi. Yaşadığı üzüntüyü dile getiren esnaf kadın, duruma şu sözlerle tepki gösterdi:
"Yarım saat önce bir beyefendi geldi. 'Bu devlet bayrağıdır, bunu nasıl yere koyarsınız' dedi. 'Peki bu devlet çocukları lime lime kan revan içinde katlediyor' dedim. 'Ne olursa olsun bu bir devlettir' yanıtını verdi. Hemen gidip terör şubeye şikayet etmiş. Terör şube de maşallah o kadar hızlı geldi ki... 'Bunu hemen kaldırıyorsunuz, yoksa cezası var, hapse kadar gider' dediler. Gerçekten halimiz içler acısı."
Vatandaş Soruyor: Emniyet Kimin Nöbetinde?
Pendik Metro istasyonu çevresinde çetelerin cirit attığı, kadınların, çocukların ve yaşlıların güvenliğinin tehdit altında olduğu bir vasatta; polisin asayiş olaylarına müdahalede gösteremediği bu hızı, işgalci rejimin sembolünü korumak için göstermesi tepkilerin odağında yer alıyor. Vatandaşlar haklı olarak soruyor: Sadece 35 dakikada olay yerine gelecek kadar ciddiye aldığınız şey, işgalci ve soykırımcı bir yapının bez parçası mıdır? Pendik sokaklarında çeteler ve magandalar vatandaşın canına, malına kastederken görünmeyen güvenlik güçleri, ne zamandan beri İsrail'in hamiliğine soyunmuştur?