Adelaide Üniversitesi’nden Lesley-Anne Ey, Batı'nın çürümüş zihniyetini kendi içinden aktaran bir ses olarak modern dünyanın pırıltılı vitrinlerinin arkasındaki karanlık mekanizmayı ifşa etti. Ey’e göre; görsel medya, moda ve reklam sektörü, sanatsal bir kılıf kullanarak çocukları sistematik bir şekilde "cinselleştirilmiş" objeler olarak sunuyor. Bu durumun bir "estetik" tercihi değil, çocukların ruh sağlığını ve kimlik gelişimini hedef alan planlı bir saldırı olduğu, Batı’nın kendi kurumlarının aldığı yasaklama kararlarıyla da tescillenmiş durumda.

Görsel sahalarda çocuğun bedeni üzerinden istismar

Batı’nın "sanat" adı altında meşrulaştırmaya çalıştığı ancak toplum vicdanında mahkûm olan skandallardan örnek vermek gerekirse:

  • 2011 - Marc Jacobs "Oh Lola" Skandalı: ABD’li dev moda markasının parfüm kampanyasında, henüz reşit olmayan bir modelin bacak arasına yerleştirilen devasa parfüm şişesiyle verdiği poz, küresel çapta infial yarattı. İngiltere Reklam Standartları Kurumu (ASA), bu reklamın "çocuğu doğrudan cinselleştirdiği" hükmüne vararak kampanyayı resmen yasakladı.

  • 2011 - Vogue "Cadeaux" Rezâleti: Fransız Vogue dergisinin "Hediyeler" temalı çekimlerinde, henüz okul öncesi çağdaki küçük kızlara ağır makyajlar yapıldı, yüksek topuklu ayakkabılar giydirildi ve şehvet uyandırıcı pozlar verdirildi. Bu çekimler, Batı’nın "pedofili estetiğini" moda sayfalarına nasıl sızdırdığının en somut belgelerinden biri olarak tarihe geçti.

  • 2022 - Balenciaga ve "Fantezi" Oyuncaklar: Lüks moda markasının çocuk modelleri kullandığı kampanyada, çocukların eline BDSM (sapkın fantezi) aksesuarları kuşanmış oyuncak ayılar tutuşturuldu. Gelen şiddetli tepkiler üzerine marka özür dilemek ve kampanyayı durdurmak zorunda kaldı. Bu vaka da, meselenin sadece bir zihniyet kuşatması olduğunu gösterdi.

Epstein'in podyumdaki şekli

Bu görsel istismarı, Jeffrey Epstein skandalından bağımsız düşünmek mümkün değildir. Epstein’ın kurduğu o karanlık ağ, fiziksel istismarın "yeraltı" boyutuysa; moda ve reklam dünyasındaki bu görüntüler meselenin "yerüstü" ve kültürel boyutudur.

Biri gizli adalarda suç işlerken, diğeri milyonlarca ekran aracılığıyla bu sapkın bakış açısını "normalleştiriyor".

Sanat kisvesi altındaki bu görseller, toplumun savunma mekanizmalarını kırarak, zihinlerdeki "çocuk" ve "cinsellik" arasındaki o kutsal sınırı kasten muğlaklaştırıyor.

Nesiller arası iflas

Lesley-Anne Ey’in saha gözlemleri ve bilimsel verileri, bu kuşatmanın fiziksel etkilerini de ortaya koyuyor:

  1. Kendini Nesneleştirme: Daha 6 yaşındaki bir çocuğun, dış görünüşüyle bir yetişkin gibi ilgilenmesi ve makyajsız/topuksuz kendini "eksik" görmesi, fıtratın bozulduğunun işaretidir.

    Görüş: Modernitenin Özgürlük Simülasyonu: “Hazır-Teslim” Hayatlar
    Görüş: Modernitenin Özgürlük Simülasyonu: “Hazır-Teslim” Hayatlar
    İçeriği Görüntüle
  2. Psikolojik Tahribat: Bu görsellere maruz kalmak; yeme bozukluklarını, gerçek dışı beden algısını ve sağlıksız cinsiyet rollerini tetikliyor.

  3. Kalıtsal Takıntılar: Ey, bu travmaların kuşaktan kuşağa aktarıldığını; bu "görsel şiddet" ile büyüyen çocukların ebeveyn olduklarında aynı saplantıları kendi çocuklarına dayattığını vurguluyor.

Denetimsizlik ve ebeveyn vicdansızlığı

Batılı uzmanın en sert eleştirilerinden biri de denetim mekanizmalarına: Moda sektörü, medya tarafından yönlendirildiği için denetimsiz bırakılıyor. Daha da acısı, sosyal medya üzerinden "maddi kazanç ve etkileşim" uğruna çocuklarını bu kirli pazarın vitrinine çıkaran ebeveynlerin, çocuklarının güvenliğini ve mahremiyetini bizzat elleriyle tehlikeye atmasıdır.

Fıtratın müdafaası

Bu tablo modernizmin insanlığı "meta"laştırma projesinin en vahşi aşamalarındandır. Batı’nın kendi içinden yükselen bu "yasaklama" ve "ifşa" sesleri, sistemin kendi kendini imha ettiğinin ve vahametini kabul ettiğinin belgesidir.

Sanat maskesi takmış bu "modern barbarlık" karşısında, çocukların masumiyetini ve fıtratını korumak, cemiyetin istikbali için manevi bir mecburiyettir.

Baran Dergisi