Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te, güvenlik güçleri tarafından çocukların Kur’an-ı Kerim eğitimi aldığı bir eve baskın düzenlendi. İçişleri Bakanlığı Operasyonel Arama Departmanı ve Devlet Güvenlik Servisi’nin ortaklaşa yürüttüğü operasyonla, evde “yasadışı dini eğitim” verildiği iddia edildi.
- Hafız Osman Düzenli anlatıyor! 1940’lı yıllarda Kur’an okuma ve jandarma zulmü
- Yıl 1933: Kur'an öğretmek ve öğrenmek yasak!
- Miktad Yılmaz Hoca ile Kur’an yasağı üzerine
- Tek Parti döneminde İslami yayınlara yasak! Tarihçi Alpsoy belgelerle anlattı
- Kur’an dersi verdi diye bir hoca dövülerek öldürüldü
Resmi kaynaklar, eğitim verilen yeri “hücre evi” olarak isimlendirerek olayı terörle ilişkilendirmeye çalıştı. Baskın sonucunda çocuklara eğitim veren evli bir çift gözaltına alınırken, çift hakkında ceza davası açıldığı ve soruşturmanın devam ettiği bildirildi. Ayrıca evde bulunan Kur’an-ı Kerim ve dini kitaplara el konulduğu, eğitim alan çocukların ailelerine ise idari para cezası uygulandığı açıklandı.
Özbekistan yönetimi, Taşkent’te çocuklara Kur’an-ı Kerim öğreten bir evi, istihbarat ve özel kuvvetlerle basarak, İslam’a karşı açtıkları savaşta yeni bir perde araladı. Özbekistan medyası ise bu "suçu" meşrulaştırmak için Kur’an eğitimini "hücre evi" diyerek terörize etmeye çalışıyor.
Bu manzara, bize hiç de uzak olmayan bir tarih sahnesini; Türkiye’de Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki tek parti CHP’sinin İslam düşmanı uygulamalarını hatırlatıyor. Bugün Taşkent’te Kur’an eğitimine "terör" yaftası yapıştıran zihniyet, 1930’ların 1940'ların 1950'lerin Türkiye’sinde Kur’an’ı "irtica" ve "tehlike" olarak gören, camileri ahıra çeviren, mushafları toplatıp yakan o karanlık iradenin aynısıdır.
Hatırlatmak gerekir; o dönemde Kemalist rejim, İslam’ın öğrenilmesini, okunmasını ve yaşanmasını engellemek için her yolu mübah görmüştü. Kur’an öğretmek bir suçtu. Köyler, evler, camiler basılıyor; Kur’an öğretirken yakalanan hocalar, çocuklar "rejim düşmanı" ilan edilerek zindanlara atılıyor, işkence görüyor ve hatta şehid ediliyordu.
Resmi açıklamalarda "yasadışı dini eğitim merkezi" diyerek hukuki bir kılıf uydurmaya çalışan Özbekistan rejimi, aslında İslam’ın toplumsal hayattan tamamen silinmesini arzulayan o malum laik-batıcı projenin bir parçasıdır. Türkiye’de on yıllar önce yapılanların, bugün Orta Asya’da, farklı bir coğrafyada, ama aynı "vesayet" diliyle icra ediliyor olması tesadüf değildir.
Dailyislamist, Baran Dergisi