26 Eylül 1932’de Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dili Kurultayı toplandı. Dokuz gün süren kurultayla birlikte Türkçenin “özleştirilmesi” ve yeniden şekillendirilmesi devlet politikası hâline getirildi; lügat, ıstılah, gramer ve derleme sahalarında geniş bir çalışma başlatıldı.

Asıl darbe kelimelere vurulmuş gibi görünüyordu, fakat hedef alınan çok daha büyük bir dünyaydı. İlim, irfan, hikmet, tefekkür, ahlâk, şahsiyet, mesuliyet ve medeniyet gibi asırlardır İslâm medeniyeti içinde yoğrulmuş kelimeler, beraberlerinde bir mana, ölçü ve anlayış taşıyordu. Kelimeler tasfiye edildikçe onların taşıdığı kavram dünyası da daraltıldı.

Belene: Türk’ün adını silme teşebbüsü
Belene: Türk’ün adını silme teşebbüsü
İçeriği Görüntüle

1928’de harflerle başlayan kopuş, 1930’larda doğrudan lügatin içine taşındı. Halkın diline yerleşmiş Arapça ve Farsça kökenli kelimeler ayıklandı, yerlerine yeni karşılıklar üretildi; devlet teşkilatı bu yeni dili yaygınlaştırmak için harekete geçirildi. Böylece mesele eski yazıyı okuyup okuyamamanın ötesine geçti. Milletin mana dünyası, anlayışı, tarihî idraki ve medeniyet hafızası ağır biçimde zedelendi.

Lügat budanınca mana daraldı; mana daralınca idrak zayıfladı. 26 Eylül 1932’de başlayan tasfiye, Türkçenin kelimeleri üzerinden milletin ruh köküyle kurduğu bağı hedef alan büyük bir kültürel kopuşun dönüm noktalarından biri oldu.

Baran Dergisi