Terörist İsrail'in güvenlik kabinesi tarafından Batı Şeria'ya ilişkin onaylanan yeni kararlar, işgalin sınırlarını daha da genişleten açık bir ilhak süreci olarak yorumlandı. Filistinli ve Arap yetkililer, söz konusu adımların 1967'den bu yana atılan en tehlikeli kararlar olduğunu vurgulayarak geniş çaplı tepkiler ortaya koydu.
Kararlar kapsamında toprak kayıtlarının gizliliğinin kaldırılması, El Halil ve Beytüllahim gibi kritik bölgelerde inşaat ve ruhsat yetkilerinin işgalci yönetimin sivil idaresine devredilmesi ile "A" ve "B" bölgelerinde yeni yerleşimlerin önünün açılması öne çıkıyor. Bu adımların, Filistin toprakları üzerinde fiili egemenliği kalıcı hale getirmeyi amaçladığı belirtiliyor.
Siyasi gözlemcilere göre bu süreç, Oslo ve El Halil anlaşmalarını fiilen geçersiz kılarken, Filistin yönetiminin Batı Şeria'daki hukuki ve idari varlığını da ciddi biçimde zayıflatıyor. Böylece işgal, geçici güvenlik gerekçeleri üzerinden değil, açık bir yönetim ve kontrol modeline dönüştürülüyor.
HAMAS, alınan kararların Batı Şeria'daki Filistin varlığını tasfiye etmeye yönelik varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu belirterek, bunun Gazze'de sürdürülen soykırım politikalarının yeni bir cepheye taşınması anlamına geldiğini vurguladı. Hareket, bu sürecin ancak ulusal birlik ve kapsamlı bir direniş programıyla durdurulabileceğini ifade etti.
Lübnan merkezli Direniş Komiteleri de kararların Batı Şeria'nın fiili ilhakı anlamına geldiğini belirterek, Filistin Kurtuluş Örgütü'ne Oslo Anlaşması'yla tüm bağların koparılması çağrısında bulundu. Açıklamada, mevcut sürecin Filistin davasını tasfiye etmeye yönelik uzun vadeli bir planın parçası olduğu vurgulandı.
Filistin yönetimi ise kararları, halka karşı yürütülen kapsamlı savaşın devamı olarak niteledi. Yapılan açıklamada, söz konusu adımların uluslararası hukuk, Birleşmiş Milletler kararları ve imzalanmış tüm anlaşmaların açık ihlali olduğu belirtildi.
Ürdün yönetimi de sert bir tutum alarak, kararların uluslararası hukuka ve özellikle Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararına aykırı olduğunu duyurdu. Açıklamada, bu adımların iki devletli çözümü hedef aldığı ve Filistinlilerin bağımsız devlet hakkını ortadan kaldırmayı amaçladığı ifade edildi.
Siyasi analistler, işgalcilerin bu hamleyle Batı Şeria'da tam kontrol modelini devreye soktuğunu ve yerel Filistin yönetimlerini yetkisiz belediyelere indirgemeyi hedeflediğini belirtiyor. El Halil ve Beytüllahim'in doğrudan işgalci sivil yönetime bağlanması, bu stratejinin en açık göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Uzmanlara göre bu süreç durdurulmadığı takdirde Batı Şeria, Gazze'den sonra açık ilhakın ikinci adresi haline gelecek. Filistinli kurumlar ve Arap ülkeleri ise uluslararası toplumu, bu kararların uygulanmasını durduracak acil ve bağlayıcı adımlar atmaya çağırıyor.
Kaynak: ILKHA





