Resmi Kyodo ajansının Japon hükümeti kaynaklarına dayandırdığı habere göre; Japonya Adil Ticaret Komisyonu (JFTC), yerli ve yabancı teknoloji firmalarının yapay zeka destekli faaliyetlerini "rekabet yasalarını ihlal, telif gasbı ve sistematik tekelleşme" şüphesiyle resmi bir soruşturmaya tabi tuttu. Soruşturma kapsamında, bu firmaların haber kuruluşlarına, fikir işçilerine ve sanatçılara ait devasa müktesebatı, hiçbir izin mekanizması işletmeden ve telif bedeli ödemeden kendi yapay zeka sistemlerini eğitmek amacıyla kullandıkları saptandı.
İnsan emeğinin metalaştırılması
Soruşturmanın odağındaki en can yakıcı başlık, insan emeğinin birer "hammadde" seviyesine indirilerek metalaştırılmasıdır. Yapay zeka devleri, yazarların ömür sermayesiyle kaleme aldığı makaleleri, gazetecilerin canı pahasına geçtiği bültenleri ve sanatçıların ruhundan süzülen eserleri bedelsizce sömürmektedir.
Bu süreç doğrudan bir "veri ve müktesebat hırsızlığı"dır. İnsanın binbir çileyle serdettiği birikimin, saniyeler içinde algoritmalar tarafından yutulup anonim bir mala dönüştürülmesi, emeğin hürmetini ve haysiyetini hiçe saymaktadır. Japonya’nın bu hamlesi, sömürücü dijital baronların iştahına karşı "insan elinden çıkmış olanın" izzetini koruma sorumluluğudur.
Mahremiyetin imhası ve dijital panoptikon hegemonyası tehlikesi
Mevzuun bir diğer stratejik buudu ise mahremiyetin kasti olarak tasfiyesidir. Verinin tek bir elde toplanması, dünyayı her an gözetlenen "şeffaf bir hapishaneye" çevirme riskini barındırmaktadır.
-
Siber İstibdat : Yapay zeka sistemleri aracılığıyla bireylerin her alışkanlığının, her niyetinin ve her kelamının veri tabanlarına fişlenmesi, insanın "iç kalesi" olan mahremiyetin yıkılmasıdır. Mahremiyeti sıfırlanan birey, algoritmalar vasıtasıyla "tahmin edilebilir" ve dolayısıyla "yönetilebilir" bir nesneye dönüşmektedir. Bu durum, iradenin dijital bir merkez tarafından felç edilmesidir.
-
Egemenlik ve Veri Gaspı: Japonya, verilerin millî sınırları aşarak küresel bir şebekenin hizmetine sunulmasına itiraz etmektedir. Eğer bilgi ve veri tek bir merkezde (Silikon Vadisi vb.) toplanırsa, o merkez dünyanın "gayriresmi hükümdarı" haline gelecek ve toplumları kendi çıkarlarına göre dizayn edecektir. Bu, modern bir diktatörlük biçimidir.
Dijital kapitülasyonlara karşı Türkiye'nin yol haritası ne olmalı?
Japonya ve Avrupa Birliği’nin (9 Aralık’taki Google soruşturmasıyla) teyit ettiği bu siber tehdit, Türkiye için doğrudan bir beka ihtarı mahiyetinde bir meseledir. Türkiye’nin bu dijital kuşatmada atması gereken adımlar birer tercih değil, istiklalinin mecburiyetidir:
1. Veri Vatan Doktrini: Türkiye, denizlerinde ve semalarında gösterdiği savunma sanayii hamleleriyle hakimiyet iradesini dijital sahada da tesis etmelidir. Müslüman Anadolu insanının kültürel kodları, devletin stratejik hafızası ve ferdi mahremiyet, yabancı sunucuların bedava yakıtı olamaz. Veri vatan, adeta dijital namustur ve ancak yerli yazılımlarla korunabilir.
2. Siber Tahakküme Hukuki Kalkan: Türkiye, Japonya’nın başlattığı süreci daha ileriye taşımalıdır. Yerli medya kuruluşlarının, müelliflerin ve fikir işçilerinin emeğini küresel şebekelerin yağmasından koruyacak, haksız kazanca ve telif hırsızlığına geçit vermeyecek "tavizsiz" yasalar acilen yürürlüğe konulmalıdır. Dijital kapitülasyonlar derhal feshedilmelidir.
3. İslam Medeniyeti Ufkunda Yerli Yapay Zeka: Batı’nın ruhsuz, materyalist ve sadece kâr odaklı algoritmalarını taklit etmek, bağımsızlık değil, sömürgeleşmektir. Türkiye; adaleti, merhameti ve insan onurunu merkeze alan, kendi ruh kökünden beslenen bir yapay zeka tasavvuru inşa etmelidir. Kodun içine "iman ve ahlak" süzgecini yerleştiren bir teknoloji hamlesi başlatılmalıdır.
Dijital istiklal beka meselesine döndü
Japonya Adil Ticaret Komisyonu’nun açtığı bu soruşturma, siber feodalizme karşı bir hayati tedbir refleksidir. Mesele sadece bir arama motoru veya bir yazılım davası değil; devletlerin ve bireylerin sanal hegemonyada "hür" kalıp kalmayacağı davasıdır.
Emeğimizi yağmalayan, mahremiyetimizi yutan ve bizi kendi verimizle dize getirmeye çalışan bu siber istilaya karşı; ya kendi millî kalemizi inşa edeceğiz ya da başkalarının algoritmalarında birer "istatistik" olarak tasfiye edileceğiz. Türkiye, bu dijital satranç tahtasında "şah" çekme vaktine gelmiştir. Kendi ruh kökümüzden aldığımız güçle, dijital dünyada da "Mutlak Fikir" idealini haykırmalıyız.
Baran Dergisi




