İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen AHBAP soruşturmasında adliyeye çağrılarak ifade veren ünlü isimlerin söylemleri ile geçmişteki tutumları arasında büyük bir tezat var.

Yakın tarihimizi sorgulamak: Fikret Aktaş
Yakın tarihimizi sorgulamak: Fikret Aktaş
İçeriği Görüntüle

Deprem döneminde ekran başında halka yol gösterip kendileri de o sürecin önderiymiş gibi davranan isimler, savcılık sorgusunda aslında hiçbir yardımda bulunmadıklarını itiraf etti.

Oyuncu Eda Ece’nin adliye çıkışında "Haluk Levent'i tanımıyorum" diyerek derneğe tek bir kuruş dahi bağış yapmadığını belirtmesi, bu çevrenin topluma empoze ettiği yardım kampanyalarının ne kadar içi boş bir tiyatrodan ibaret olduğunu kanıtlıyor.

Milletin en acı günlerinde kalben tek bir üzüntü hissetmeyen, bilakis sandıktan çıkan sonuçlar üzerinden depremzedeleri ve Müslüman ahaliyi aşağılamaktan çekinmeyen bu mürteci kitle, insani değerleri yalnızca kendi menfaatlerine hizmet ettiği sürece gündeme getiriyor.

Ortada kazanılacak bir itibar, reklam veya finansal çıkar kalmadığında en ufak bir sorumluluk almayan bu kesim, kendilerinin yanaşmadığı yardımları topluma görevmiş gibi dayatıyor.

Vicdan ve merhametten nasibini almamış bu yaklaşım, söz konusu grubun ahlak söylemlerini yalnızca şahsi popülaritelerine malzeme yaptığını doğruluyor.

Kendi cehaletleriyle kitleleri şekillendirmeye çalışan, ellerindeki ekran gücüyle her konuda söz sahibi olma cüreti gösteren bu kitle, toplumsal dayanışmayı dahi manipüle etmeye yelteniyor.

Eda Ece, Gökhan Özoğuz, Ece Üner, Öykü Serter ve ​​​​Hayko Cepkin gibi isimlerin savcılık kayıtlarına geçen beyanları, millete akıl vermeye kalkanların aslında ne derece yüzeysel ve çıkarcı hareket ettiğini tescilliyor.

Kendi yapmadığı fedakarlığı millete yüklemeye çalışan, halkı kandırarak gündemde kalmayı amaçlayan bu zihniyetin millet nezdinde hiçbir inandırıcılığı yok.

Soruşturma süreci boyunca adliye koridorlarında dökülen bu itiraflar, sözde yardımseverliğin arkasına saklanan fırsatçılığı ve yapay vitrini tamamen teyit etti. Gerçek anlamda taşın altına elini koymak yerine milletin duygularını sömüren, sadece itibar peşinde koşan bu kesimin toplum üzerinde kurmaya çalıştığı vesayet de hiçbir anlam ifade etmiyor.

Yargının bu tahkikatıyla birlikte, felaketler üzerinden oluşturulan o devasa itibar balonu tamamen patlamıştır. Kendi menfaatleri uğruna merhamet şovu yapan bu seküler sanatçı tayfasına hiçbir şekilde güvenilemeyeceği, kendilerini halkın önünde gören bu kitlenin artık bu milletin sözcüsü olmadığı ve olamayacağı net bir şekilde tescillenmiştir.