Türkiye'de yaklaşık üç yıldır uygulanan sıkı para politikası ve yüksek faiz uygulamalarına rağmen enflasyonda kalıcı bir düşüş sağlanamazken, üretim, sanayi ve ihracat cephesindeki zayıflama dikkat çekiyor.
Son veriler, vatandaşın günlük hayatını doğrudan etkileyen gıda ve hizmet enflasyonunun yüksek seyrini koruduğunu, üreticinin ise finansman ve maliyet baskısı altında faaliyet göstermeye çalıştığını ortaya koyuyor.
37 ay geçti, enflasyondaki düşüş sınırlı kaldı
Yaklaşık 37 aylık süreçte yıllık enflasyon yüzde 38,2 seviyesinden yüzde 31,7'ye geriledi. Buna karşın vatandaşın en yoğun hissettiği gıda, kira, eğitim, lokanta ve tamirat gibi temel harcama kalemlerinde fiyat artışları yüksek seviyesini koruyor. Gıda enflasyonu yüzde 37'nin üzerine çıkarken, hizmet enflasyonu ise yüzde 40'a yaklaşıyor.
Bu tablo, enflasyondaki gerilemenin vatandaşın alım gücüne henüz beklenen ölçüde yansımadığını gösteriyor.
Dünyanın en yüksek faiz ve enflasyonuna sahip ülkeleri arasında
Türkiye, politika faizinde dünyadaki en yüksek oranlara sahip ülkeler arasında yer almayı sürdürürken, enflasyonda da üst sıralardaki konumunu koruyor. Buna rağmen fiyat artışlarının istenilen hızda gerilememesi, uygulanan para politikasının etkinliğini yeniden tartışmaya açıyor.
Ekonomi yönetiminin talebi baskılamaya odaklanan yaklaşımı sürerken, üretim maliyetlerini artıran unsurlar ise önemini koruyor. Yaklaşık 2,7 trilyon lirayı bulan faiz yükü kamu maliyesi üzerinde baskı oluştururken, akaryakıt fiyatları, finansman maliyetleri ve döviz kuru üretim zincirinin her halkasını etkilemeye devam ediyor.
Maliyetler üreticiyi zorluyor
Çiftçiden sanayiciye, ihracatçıdan esnafa kadar hemen her sektör yüksek finansman maliyetleriyle karşı karşıya bulunuyor. Yüksek faiz nedeniyle krediye erişim zorlaşırken, artan akaryakıt ve lojistik giderleri üretim maliyetlerini yukarı çekiyor.
Bu durum, iç piyasada fiyatların düşmesini zorlaştırırken, ihracatçının uluslararası pazarlardaki rekabet gücünü de olumsuz etkiliyor.
Sanayide daralma sürüyor
Üretim tarafındaki zayıflama son aylarda açıklanan verilerle de destekleniyor. İstanbul Sanayi Odası ve S&P Global tarafından hazırlanan Türkiye İmalat PMI endeksi temmuz ayında 47,7 seviyesinde gerçekleşti. Endeksin 50 puanın altında kalması, imalat sanayiinde daralmanın sürdüğüne işaret ediyor. Yeni siparişlerde, üretimde ve istihdamda zayıflık devam ediyor.
Uluslararası kuruluşlar da uyarıyor
Türkiye'de enflasyon düşmesine rağmen hedeflerin hâlâ üzerinde kaldı, yüksek enflasyonun büyüme, verimlilik ve finansal sistem üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor. Ayrıca 2026 büyüme tahmini de aşağı yönlü sürüyor.
OECD de yüksek enerji fiyatları ve sıkı finansal koşulların iç talep üzerinde baskı oluşturduğunu, enflasyondaki düşüş sürecinin beklenenden yavaş ilerlediğini değerlendiriyor.
Üretim odaklı politikalar öne çıkıyor
Ekonomide yalnızca talebi baskılayan para politikalarının enflasyonla mücadelede tek başına yeterli olmadığı yönündeki değerlendirmeler giderek güçleniyor.
Üretim maliyetlerini azaltacak, yatırımı teşvik edecek ve ihracatçının rekabet gücünü artıracak yapısal adımların devreye alınmasının, fiyat istikrarı ile büyümenin birlikte sağlanabilmesi açısından önem taşıdığı ifade ediliyor.
"İstifade edilir, olmuyorsa istifa da edilir"
Yeni Şafak, enflasyonu düşürme gerekçesiyle sürdürülen yüksek faiz politikasının fiyat artışlarını dizginlemek yerine üretimi zayıflattığını belirterek, imalat sanayiinin 28 aydır aralıksız küçüldüğünü, konkordato ve iflasların tarihi seviyelere ulaştığını, esnafın sattığı malın parasını dahi tahsil edemediğini ve turizm gelirlerinde gerileme sinyalleri görüldüğünü ifade etti. Gazete, "Pazardaki fiyat etiketi, kapanan esnafın kepengi, çiftçinin feryadı yalan söylemiyor." değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomi yönetiminin 2024 yılında enflasyonu düşürme ve yapısal sorunları çözme yönündeki vaatlerini hatırlatan Yeni Şafak, "Bir ekonomi yönetimi ya söz verdiğini gerçekleştirir ya da gerçekleştiremediğini görüp yön değiştirir." ifadelerini kullandı. Gazete, "Bu politikadan istifade ediliyorsa devam edilir. Ama sofraya, kepenge, tarlaya hiçbir hayrı dokunmuyorsa, istifa da edilir." diyerek ekonomi yönetimine tepki gösterirken, ekonomik koordinasyonun memleketin sorunlarını bilen, çözüm odaklı ikinci bir cumhurbaşkanı yardımcısına devredilmesini önerdi.
Kaynaklar: Yeni Şafak, Reuters





