FIFA'dan Doğu Türkistan bayrağına müdahale
FIFA'dan Doğu Türkistan bayrağına müdahale
İçeriği Görüntüle

Birlik Gazetesi'nde yer alan habere göre, ABD’de Donald Trump yönetiminin Türkiye’ye yönelik F110 jet motoru satışı, F-35 programına olası dönüş formülleri ve F-35 satışı üzerindeki ambargoları esnetme eğilimi, Yunanistan’ın başkenti Atina’da deprem etkisi uyandırdığı söylenildi.

Yunan askeri uzmanlar, siyasetçiler ve medya Washington’dan gelecek hamleleri konuşurken, ABD’deki Yunan lobisi (HALC ve ANCA gibi kuruluşlar) Kongre’ye mektuplar göndererek bu satışların engellenmesini talep ediyor.

Yunanistan, F-35 Block 4, Rafale ve modernize edilen F-16 Viper’lar ile Ege’de “kesin ve tartışmasız bir niteliksel üstünlük” kurduğunu düşünürken, Türkiye’nin hem yerli beşinci nesil savaş uçağı KAAN hamlesi hem de Washington-Ankara hattındaki yumuşama sinyalleri, Atina’nın tüm savunma doktrinini ve hesaplarını altüst ettiği yorumları yapıldı.

KAAN korkusu

Yunan Hava Kuvvetleri’nden emekli Binbaşı Stefanos Karavidas, Yunan savunma kulislerinde yankı uyandıran analizinde, Türkiye’nin askeri programlarının küçümsenmemesi gerektiği konusunda uyardı. Türkiye’nin milli muharip uçağı KAAN’ın (TF-X) teorik bir proje olmadığını, prototiplerinin şu an havada uçtuğunu hatırlatan Karavidas, Atina için tehlike çanlarının çaldığını belirtti.

Ukrayna, Orta Doğu ve İran eksenindeki son çatışmalar, teknolojinin yanı sıra sayısal gücün (niceliğin) de uzun soluklu savaşlarda ne kadar belirleyici olduğunu kanıtladı. Türkiye; modernize edilmiş F-16’lar, Eurofighter ve KAAN ile 2030’a kadar yaklaşık 300 savaş uçağından oluşan devasa bir filo kurmayı hedefliyor. Karavidas, bu senaryonun, Atina’nın elindeki Mirage 2000-5 uçaklarını emekli etme planlarını tamamen çöpe atması gerektiğini savunuyor.

Türkiye sadece uçak almıyor; yerli AESA radarları, yeni komuta-kontrol ağları ve milli mühimmatlar (hava-hava ve hava-yer) geliştirerek Ege’deki güç dengesini sayısal olarak kendi lehine çeviriyor.

Yunanistan, 20 adet F-35 (opsiyonlu +20) için imzayı atarak Ege semalarında mutlak bir teknolojik üstünlük hedeflemişti. F-35 sadece bir savaş uçağı değil, aynı zamanda havada devasa bir istihbarat toplama ve ağ merkezli harp platformu.

Ancak analistlere göre, Washington’ın Türkiye’yi yeniden programa dahil etmesi ya da Türkiye’nin beşinci nesil KAAN’ı envantere alması durumunda, Atina’nın “tek taraflı teknolojik üstünlük” stratejisi büyük oranda dengeleneceği söyleniyor. Türkiye’nin elindeki geniş platform havuzuna 5. nesil uçakların da eklenmesi, Yunan hava savunma ağının işini neredeyse imkansız hale getirebilir.

Atina'nın endişesi

Atina’da bu askeri endişeler tavan yapmışken, diplomatik cephede de panik havası hakim. Trump yönetiminin Türkiye’ye yeşil ışık yakma ihtimaline karşı ABD’deki Yunan ve Kıbrıs lobileri harekete geçti. Kongre üyelerine gönderilen mektuplarda, Türkiye’ye F110 motorlarının verilmesinin ve F-35 programına dönüş yollarının açılmasının “Doğu Akdeniz ve NATO’nun güneydoğu kanadındaki dengeleri bozacağı” iddia edilerek satışların durdurulması isteniyor.

Yunanistan şu an F-35, Rafale ve Viper filosuyla NATO’nun en güçlü hava unsurlarından birine sahip olsa da, bu durum dinamik bir denklem. Atina, tekil uçak alımlarıyla sağladığı stratejik avantajın, Türkiye’nin hem Washington ile yürüttüğü F-35 diplomasisi hem de yerli sanayi hamlesiyle uzun vadede erimesinden ciddi şekilde endişe duyuyor. Ege’de hiçbir şeyin kalıcı olmadığı gerçeği, Yunan savunma planlamacılarını şimdi kara kara düşündürüyor.